AYDINLAR OCAKLARI 54. ŞURASI SONUÇ BİLDİRİSİ
Aydınlar Ocakları 54. Büyük Şurası 15-17 Mayıs 2026 tarihleri arasında
Sakarya Aydınlar Ocağımızın ev sahipliğinde 13 Mayıs Türk Dili Gününde
yapılmıştır. Yüce Türk Milletimizin Milli ve Dini bayramlarını tebrik ederiz. T.C.
Devleti kurulduğu tarihten itibaren en önemli beka sorunları ile karşı karşıya
gelmiştir. Milli kimlik ve üniter yapımızın iç ve dış tehditlerle karşı karşıya geldiği
bir dönemde bir gelenek haline getirdiğimiz şuramız gerçekleşmektedir. Terör
örgütü PKK ile ve onun TBMM’de uzantısı olan partiyle TBMM adına bazı
milletvekillerinin ve yüce Mecliste değişik partileri temsil edenlerin katıldığı bir
müzakere süreci sürdürülmektedir.
Bu Şurayı düzenleyen Sakarya Aydınlar Ocağı Başkanı Mustafa Kemal
Cerrahoğlu ve Yönetim Kurulu arkadaşlarını tebrik eder, önümüzdeki
çalışmalarında başarılar dileriz. Başta Cumhuriyetimizin kurucusu, Milli
Mücadelenin Başkomutanı, Anadolu coğrafyasını Türk Milletiyle beraber Dar-ül
Harp’ten Dar-ül İslam’a döndüren Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah
arkadaşlarını, değerli hocalarımızı, ağabeylerimizi gazi ve aziz şehitlerimizi
rahmetle ve saygıyla anmayı bir görev biliriz. Türk’ün sönmez güneşi genç
nesillerimizin elinde Milli Devletimiz ve üniter yapımız inşallah yüzyıllarca devam
ettirilecektir. Türkiye’yi Türkiye yapan değerlere sadakatle bağlı olan bizler
varlığımızı en iyi şekilde sürdürecek; ülkenin başına çullanmak isteyen ihanet
odaklarını ve Türklük düşmanlarını gayretlerimizle devre dışı bırakacağız. Türkiye
Milli Devlet ve üniter yapıdan koparılarak günümüzün çokkültürlülük tuzağına
düşürülemeyecektir. Dünyamızın alaşağı edilen değerlerine ve milletlerarası
hukukun rafa kaldırılmış olmasına rağmen, emperyalizm nerden gelirse gelsin
milli devletleri yıkıp onları teslim alamayacaktır.
Günümüzde Dünyanın çivisi çıkmış, sınırlar delinmiş, ABD ve İsrail lehine
değiştirilmiş, soykırım ve toprak işgalleri sıradanlaşmıştır. Bilhassa Ortadoğu’nun
geleceği çizilmeye çalışılmakta, 2000’li yılların İşgal Modeli; Demokratik Örtülü
İstila Hareketi korkmadan devletlere saldırmakta, içerde iç savaşlar çıkarmakta
ve ABD İsrail’e alan açarak onu kuzeye doğru yönlendirmektedir. Akıl almaz bir
şekilde ülkelere emirler yağdırılmakta “biz sizi mevcut iktidarlardan kurtarıp
refaha kavuşturacağız” şeklinde teşvik ve oyunlar çevrilmektedir. Darbelere ve
İsrail’e alan açılmaktadır. İç yapılarda bölücülük teşvik edilmekte, ülkeler teslim
alınabilmek için milli devlet ve üniter yapıdan uzaklaşma ve ABD emperyalizmine
malzeme olmak teşvik edilmektedir. Malzeme olmak kaçırılmaması gereken bir
fırsat olarak adlandırılmaktadır. İran’da olduğu gibi… Amaç İsrail’in rahatsız
edilmemesidir. İsrail ve ABD’ye alan açılması; milli devletlerin ufalanmasıdır.
Türkiye’de, İran’da ve Suriye’de etnik bölünme ve parçalara ayrılma bundan
dolayı desteklenmektedir. Bu bakımdan, Ortadoğu nasıl ve niçin değiştiriliyor
konusu kavranmadan Bölgede milli menfaatler gerektiği gibi korunamaz ve
savunulamaz. ABD desteğindeki İsrail soykırımı milletlerarası hukuku
çiğnemekte, ABD ve İsrail genişlemek için savaştan başka bir şey
düşünmemektedirler. Filistin ve Gazze’de, İran’da ve hedef alınan birçok yerde
havadan bombalamalarla okullar, camiler, kiliseler, hastaneler, tarihi eserler,
çoluk-çocuk bütün siviller öldürülmekte milletlerarası kuruluşlar ise sesini bile
çıkaramamaktadır. İsrail’in çoluk-çocuk ve hamile kadınlarla uğraşması, hapisteki
Filistinlileri terörist diye idama götürmesi yaşadığımız çağın büyük bir insan
hakları ihlali ve bir kana susamışlığıdır. ABD ve İsrail Dünya egemenliği peşine
düşmüşlerdir. Bunlar gerçek savaşsuçlularıdır. Maalesef Türkiye’de muhalefet ve
sosyal medya bu konularda buzdolabında dondurulmuş gibidir. 21.yy. da
olmamıza rağmen, önce Irak daha sonra İran nükleer bomba bulundurma iddiası
altında aranmış ve bu ülkelerin varlıklarını korumaktan başka bir amaçlarının
olmadığı görülmüştür. ABD NATO’yu da çökertme peşine düşmüş, kendi
emirlerini dinlemeyip Hürmüz Boğazı’nda kendisi için savaşmayan İtalya,
İspanya, Almanya ve Fransa gibi ülkeleri hedef alarak NATO’yu bile yok etmeye
çalışmıştır. Türkiye’ye tayin ettikleri Büyükelçi ve Suriye’den de sorumlu olan kişi
son derece saygısız ve hata üstüne hata yapan bir komedyen gibidir. Aslında
diplomasi mesleğinden de uzak olan bu kişi Trump’ın arkadaşıdır. Herhalde ABD
gönderecek doğru dürüst birini bulamamıştır. Kendisi uygun bir şekilde geri
gönderilmelidir.
Dünya’nın çivisinin çıktığı ve karmaşa ortamının, bir nevi eşkıyalığın
görüldüğü çirkin ortamdan Türkiye’de zarar görmüştür. Ekonomik sorunların yanı
sıra, insani değerlerin değişmesi büyük bir kayıptır. Dünya ile adeta dalga
geçilmektedir. İslam ülkeleri beklenenin aksine soykırım ve işgalcilerin lehine
görüntü vermişlerdir. ABD gibi bir ülkenin yasaları çiğnemesi, Başkanın kendini
kral kabul etmesi, terör ve soykırımı savunması, siyasetçilerinin alay konusu
olması ve dengesizliği bu ülkeyi Dünya çapında itibar ve güven kaybeden bir hale
sokmuştur. Beyanları ciddiye alınmamış, inanılmaz olmuş, İran hakkındaki
iddiaları boş çıkmıştır. Adam NATO’yu değil, Netenyahu’yu düşünmektedir.
Sözleri rüya olarak kabul edilmiş ve teselliden öteye geçmemiştir. Böyle bir ülke
aslında aptal yerine konan Dünya’nın gözünde yeniktir; galip gelse bile… Bu Şura
vesilesiyle bu genel manzaranın dışında ülkemizle ilgili tespit ve teklifleri şöyle
sıralayabiliriz:
- Yüce ve Gazi TBMM’de milletvekili sayısının azaltılması gerekli ve faydalı
olabilir. - Türkiye Anadolu’da Milli Mücadeleyi birkaç sözde gecekondu uydu
devletçik için yapmamıştır. T.C.’nin değişmez kuruluş ve var olma ilkelerine
herkesin uymasını beklemek hakkıdır. Herkes T.C. vatandaşlığının değerini
bilmeli; yediği kabı kirletmemelidir. Kimseyi zorla vatandaş yapmadığımız
gibi, zorla da vatandaşlıkta tutmuyoruz. - T.C. devlet olarak milli sınırlarımızı, yasalara uygun barış ve istikrarı
korumaktadır. Terörle yasal mücadelemiz hiçbir zaman savaş değil, onunla
veya bununla ve bilhassa TBMM’deki şımarmaya hazır terör örgütünün
temsilcileriyle barışmak durumunda değiliz. T.C. hiçbir zaman toprak
kazanma peşinde olmayıp sadece vatan topraklarını korumayı esas
bilmiştir. Savaş olan yerde barış beklenir, kendimize gelelim. - Şiddet içerikli dizileri sürekli Şura maddeleri yapmamıza rağmen, geç
kalındığı görülmektedir. Bu alanda çalışmalar hızlanmalıdır. Sosyal medya
seks ve teşhir arenası olmaktan da çıkarılmalıdır. Dikkatsizlik yüzünden
kendi elimizle ülkeyi Güney Kore’ye benzetmeyelim. - Tarihi eserleri koruma kurulları gözden geçirilip yenilenmeli; kadrolarında
mimar ve mühendislere ağırlık verilmelidir. Vatandaş yasal işlemlerinde
bile akıl almaz sorunlarla karşı karşıya getirilmemelidir. Bazı büyük
şehirlerimizde mesela İstanbul’da Kentsel Dönüşüm için yıkılan binalar
senelerce bekletilmekte, vatandaş bezdirilmekte ve bir ihtiyaç olan Kentsel
Dönüşüm karşıtlığı maalesef canlandırılmaktadır. - Terörsüz Türkiye yolunda gerekli mücadele yapılmaktadır. Aslında terörle
mücadele başarı ile sonuçlanmıştır. Ancak terörü bitirirken Türkiye’yi de
tanınmaz hale getirmemeliyiz. Düşmanın arkasında sözde dost ve
müttefiklerimiz vardır. Zaman zaman yanlış ifadeler de kullanmayalım.
Milli kimlik (Türklük) yüzyılların kazanılmış şeref abidesidir. “Yeni milli
kimlik” yanlış sarf edilmiş bir sözdür. Ciddi devlet adamlığı bu yanlışları
yapmamaktır. Kimseyle pazarlık yapılmamalıdır. - İsrail ülkemizde yayınlanan “Eşref Rüya” dizisini hazmedememiş
vatandaşlarına bu dizinin seyredilmemesi talimatını vermiştir.
Gerçeklerden rahatsız olan Siyonist çevreler, insanlıktan nasiplenmedikleri
için sadece vatanlarını ve topraklarını korumaya çalışan Filistinlilere karşı
harekete geçmişlerdir. Eşref Rüya dizisinin oyuncuları da tehdit edilmiştir.
Bu dizide yer alan bir parçada vatanlarını işgalcilere karşı koruyan ve haksız
yere hapse sokulan Filistinliler için idam cezası bile çıkarılmıştır. Etnik
temizlik yoluyla idam edilecek olanlar trenle bir durağa getirilmiş ve bunlar
pencereden sarkarak çocuklarını son defa öpmüşlerdir. Kırkın üzerinde
Filistinli öldürülmüştür. Dünyada oldukça tepki ile karşılanan bu cinayetler
sürerken söz konusu İsrailli bakan “Baba Kadir, artık tekrar baba
olamayacaksın” şeklinde saldırıda bulunmuştur. Bu dizi sadece bir TV
ekranında gösterilmekle kalmamalıdır. Yabancılar tarafından bizim
dizilerimizin takip edildiği dikkate alınırsa, Dünyayı uyandırmak ve
ülkemizdeki uyuşukluğu gidermek için bu gibi diziler birçok defa
yayınlanmalıdır. Buna rağmen, dizinin Türkiye’de yeteri ölçüde izlenmediği
anlaşılmaktadır. Bu diziyi yapanlara, emeği geçen herkese teşekkür ederiz.
Seks, teşhir arenası ve dedikodu ile uğraşan sosyal medyanın genelde milli
hassasiyeti yeterli olmadığı için bu anlamlı çalışmadan habersiz kalınmıştır.
Maalesef iki farklı dalda spor yapan ve milletlerarası karşılaşmalara katılan
sporcularımız Dünya müsabakaya katılmayarak İsrail’e ders verirken
bunlar İsrail takımlarıyla müsabakaya çıkmışlardır. Halbuki İsrail’in yaptığı
soykırım, göçe zorlama ve binlerce kişinin öldürülmesi diğer ülkelerden
çok daha fazla Türkiye’yi ilgilendirmektedir. - Çokkültürlülük tuzağı, milli devlet ve üniter yapıyı ufalamada ABD ve İsrail
tarafından bir araç ve amaç olarak kullanılmaktadır. Farklı etnik gruplar
çatışmaya itilmekte, Suriye’de birliği bozabilmek için çatışmaları tahrik
edilmektedir. Bu durum “ufalan da gel” ve “çatış da gel” şeklinde
yürütülmekte, her iki ülkenin aslında işleri kolaylaşmaktadır. Bunun çarpıcı
bir örneği de Suriye’nin güneyinde yer alan Dürzi topluluğu Suriye’nin yeni
yönetimiyle çarpıştırılmış ve yoklama yapılmıştır. Günümüzde çokuluslu
şirketlerin ideolojisi küreselleşme ve küreselleşmenin de ideolojisi
çokkültürlülük tuzağıdır. Aslında küreselleştirme gerek üniter yapı, gerekse
milli devletle çelişir. - Uzun süredir depoda rafa kaldırılan Andımız tekrar yürürlüğe girmelidir.
- Ankara’da bulunan Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) günümüz gerçeklerine
göre tekrar faal hale getirilmelidir. - Soykırım, işgal ve toprak çalma, sınırları değiştirme ile yetinmeyen ABD ve
patronu Netenyahu kuzeye yönelme eğilimindedir. Sıra Suriye’nin
karıştırılmasında ve iç savaş çıkarılmasındadır. 15 Nisan 2026 tarihinde
Suriye yönetimi ile ABD güdümünde bir anlaşma yapılmıştır. Suriye ve bir
bakıma Türkiye ileride hedef alınacağına göre, NATO’dan ABD’nin
çıkarılması ile Türkiye lehine olacak NATO’nun 5. maddesinin
kullandırılmaması hedeflenmektedir. Bütün bunların yanısıra bölgemizde
yeni siyasi ve askeri ittifaklar kurulmakta, Yunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi,
İsrail ve Hindistan’ı da kapsayan bir ittifak doğmaktadır. Etrafımızsarılırken
Türkiye’de siyasetin parti ve şahsi çıkar odaklı olması da çok
düşündürücüdür. Anlaşılan Ortadoğu savaşsız bırakılmamaya
çalışılmaktadır. - Devlet bankalarının yönetimi emekli siyasilerde değil; uzman iktisatçılarda
ve liyakat sahiplerinde olmalıdır. Devlet bankalarını ve merkezlerinin
ekonomik sorunlar yaşanırken İstanbul’a, Kadıköy’e taşınması herhalde
tasarrufa ve ekonominin düzeltilmesine bağlanamaz. - Unutulmamalı ki; Türk Milleti tekleşmeye, milliyetsizliğe, din dışılığa,
cinsiyetsizleştirilmeye, ailenin yapısı çözülmeye çalışılmaktadır. Buna
yardımcı olmak üzere bizi sözde çok seven ABD LGBT adlı ne olduğu isimde
gizlenen bir kuruluş kurmuştur; birçok ülkede olduğu gibi bizde de
kapatılmalıdır. - Batı’da geniş aileye doğru kayış, aile mensuplarının sosyalleştirilmesi öne
çıkmışken, bizdeyse aile hedef alınmaktadır. Sosyal yapının bozulmasına
çalışılmaktadır. - Başarılı ve düşmanlarımızı rahatsız eden savunma sanayiinde ki
tesislerimizin ve değerli personelimizin güvenliği en üst seviyeye
çıkarılmalıdır. Bir ara üretilen silah ve uçakları teneke olarak adlandıranlar
da tek kelimeyle utanmalıdırlar. - KKTC’de vatan toprakları Rum’a ve İsraillilere satılık değildir. Her bir Kıbrıs
Türkü rahmetli Rauf Denktaş gibi şuurlu olmalı, geleceği de
düşünebilmelidir. Filistinliler de topraklarını satmışlardı ama sonuç
ortadadır. Görüldüğü gibi, vatan toprağını satan kaybetmektedir. - Askeri hastanelerin kapatılması uzman askeri hekimlere olan ihtiyacı
artırmıştır. İhtiyacı gidermek bakımından, ya tekrar açılmalılar, ya da
mevcut devlet hastaneleri kapsamında askeriye için ek bölümler
gerçekleştirilmelidir. - Gazze, Filistin, Lübnan ve İran’da binlerce vatandaşı utanmadan öldürenler
“adam kalmayana kadar öldüreceğiz”-Mesela İran’da- diyebilen bir başkan
insansa utanmayı bilmelidir. Maalesef ateşkes kararları kağıtlarda
kalmakta, İsrail ve ağabeyi ABD bunlara uymamayı kural haline getirmiştir. - ABD ile oldukça eskiyen Fullbright 1949 tarihli Eğitim İşbirliği Sözleşmesi
güncellenmeli, eksiklikler tamamlanmalıdır. Türkiye kendi çıkarlarını da
göz önüne almalıdır. Türkiye’de uzun yıllar faaliyette bulunan Almanca ve
Fransızca eğitim-öğretim yapan liselerin de sözleşmeleri güncelleştirilmeli
bizim Türkiye’de açtığımız gibi bu ülkelerde de Türkçe ve yabancı dillerde
eğitim öğretim yapacak liselerin kurulması sağlanmalı ve bu okullar zaman
zaman denetimden geçirilmelidir. - Hükümet gençlerin evlenmesini kolaylaştırıcı tedbirler almakta gerekli
destekleri sağlamaya çalışmalıdır. Nüfus artış hızını düzene sokabilmek için
gelir dağılımının iyileştirilerek satın alma gücünün artması gerekmektedir.
Fazla çocuk sahibi olmak için de destek gerekmektedir. Doğan çocukların
beslenme ve eğitim ihtiyaçlarının karşılanması gerekmektedir. Bu
ihtiyaçlar çok çeşitlidir. O bakımdan, bunların piyasa şartları içinde
desteklenmesi de gerekmektedir. Çoğu vatandaş et, ekmek, peynir, süt,
çocuk maması, ilaç, çocuk bezi gibi birçok temel ihtiyacı
karşılayamamaktadır. - Evlenmenin teşviki isteniyorsa boşanmalarda nafaka hayat boyu
işlememelidir. Ömür boyu nafaka, evlenmede önemli bir engeldir, adil bir
düzenlemeye gidilmelidir. - Son yıllarda okul öğrencilerinin çatıştıkları ve yaralama olaylarının ortaya
çıktığı görülmektedir. Bu konuda gerek ailelere, gerek yöneticilere önemli
görevler düşmektedir. Çocuk genelde önüne çıkan farklı maddeyi farklı ve
tehlikeli görerek yok etmek için çabalamakta, onu koparma ve tekmeleme
yoluna gitmektedir. Nitekim, çiçekler koparılmaktadır. Biraz büyüdüğünde
bu sefer kedileri hedef almaktadır. Aileler çocuklarını gerektiği gibi
bilgilendirmediği için onları yanlışlardan uzaklaştırmak zorlaşmaktadır.
Çocuk gerekli ev eğitimini almadan okula ayak basmaktadır. Zamanla
akranları ile veya daha ileri sınıflardaki öğrencilerle gücünü denemeye
çalışmaktadır. Bunun için kesinlikle öğretmen okulları açılmalıdır. Bu
okullarda çocuk sevgisini taşıyan, anlayışlı hocalar yetiştirilebilir. Diplomalı
herkes öğretmenlik yapamaz. Dersi anlatır ama isteneni öğrenciye
veremeyebilir. Kaldı ki, bazı davranış bozukluklarının giderilmesine de
ihtiyaç vardır. Hocalık bir nevi sanatkarlıktır. Öğrenciyi iyi tanıyabilmek ve
ölçülü iletişim kurabilmek gerekir. Çocuğun yaşı büyüdükçe rakip arar.
Bunu okulda ve sokakta bulur. Maalesef çocuklarımızı ya şımartıyoruz, ya
da biraz eziyoruz ve onlara zaman ayıramıyoruz. Yanlış davranışları, her
türlü gereksiz ve lüzumsuz sözleri, israfı önce yetişkinler öğrenmeli sonra
da yavrularımıza anlatıp onları aydınlatmalıyız. - Cinayet şebekesi soykırımcı İsrail’e, II.Dünya Harbi’nden sonra Almanya ve
Japonya’ya uygulanan kısıtlama ve silahsızlandırmanın uygulanması için
gereken teşebbüsler yapılmalıdır. - Fener Rum Patrikanesinin 1970 li yıllardan beri kapalı olan Heybeliada
Ruhban Okulunun sonbaharda açılacağını açıklaması kabul edilemez.
Türkiye Cumhuriyeti’nde faaliyet gösteren tüm yüksek öğretim kurumları
YÖK sistemi ve Milli Eğitim mevzuatı Devlet denetimine açılması
gerekirken, Ruhban okulunun ayrıcalıklı bir statüye tabi olması
beklenemez. Patrikhanenin yıllarca sürdürdükleri, ‘ekümeniklik’ baştan
beri yanlıştır. - Taşımalı eğitim sorunlarla doludur. Yeni bir düzenleme yapılmalıdır.
- Üretici ve sanayici desteklenmelidir. Hukuk ihlallerinden uzak
durulmalıdır.
NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE.
Aydınlar Ocağı Genel Merkezi, Adana Aydınlar Ocağı, Amasya Aydınlar Ocağı,
Anadolu Aydınlar Ocağı, Ankara Aydınlar Ocağı, Antalya Aydınlar Ocağı,Avrupa
Aydınlar Ocağı, Balıkesir Aydınlar Ocağı, Bursa Aydınlar Ocağı, Çanakkale Aydınlar
Ocağı, Çorum Aydınlar Ocağı, Giresun 19 Eylül Aydınlar Ocağı, Harput Aydınlar
Ocağı, Iğdır Aydınlar Ocağı, Isparta Aydınlar Ocağı, İnegöl Aydınlar Ocağı, Kocaeli
Aydınlar Ocağı, Malatya Aydınlar Ocağı, Manisa Aydınlar Ocağı, Ordu Aydınlar
Ocağı, Sakarya Aydınlar Ocağı, Samsun Aydınlar Ocağı, Sinop Aydınlar Ocağı,
Sivas Aydınlar Ocağı,Tekirdağ Aydınlar Ocağı, Trabzon Aydınlar Ocağı,
Azerbaycan Aydınlar Ocağı, Kosova Aydınlar Ocağı
Resimler






































