A.Kemal GÜL,
19 Mayıs 1919, Türk milletinin millî önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde; önce Millî Mücadele’yi kazanarak kurtuluşa, ardından Türkiye Cumhuriyeti’ni kurarak bağımsızlığa, daha sonra da toplumun her alanında gerçekleştirilen devrimlerle çağdaş hayata uzanan, zaferler ve başarılarla dolu uzun, meşakkatli ve kutlu yolun başlangıcıdır. Bugünün derin anlam ve önemini kavramak, her Türk gencinin hafızasına nakşedilmelidir.
—Dünya tarihinde başka bir örneği yoktur ki; gericilikten yoksulluğa, işgalden teslimiyete sürüklenen bir ülkenin kaderi, bir “vapur”un yolculuğu ile değişmeye başlasın…Bandırma Vapuru’nun hikâyesi, sadece derme çatma bir geminin ufukta kayboluşu değildir. Tam aksine, o yolculuk; uygarlığın, aydınlanmanın ve bağımsızlığın kapılarını aralayan tarihi bir başlangıçtır.Bozuk pusulasına rağmen, bir milletin kaderini değiştiren o vapur; en yaşamsal yolcusuyla hedefine ulaşmış ve tarihin seyrini değiştirmiştir.Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’ni Osmanlı’nın küllerinden var eden Kurtuluş Savaşı’nın bu ilk adımıyla ilgili çarpıcı değerlendirmeler yapmıştır.Bandırma Vapuru’nun yolculuğunu anlamayanlar, Samsun’a atılan ilk adımı sindiremeyenler; Atatürk’e, laikliğe, cumhuriyete, rejime saldıranlar -hatta bazı tetikçi alçaklar gibi hakaret etmeye yeltenenler- aşağıdaki satırları okumadan asla çizgiyi aşmasınlar:Gazi Paşa diyor ki:“Ulus yorgun ve yoksul bir durumda…”“Hükümet güçsüz, onursuz, korkak…”“Ordunun elinden silahları ve cephanesi alınmış…”“Başsız kalmış olan ulus, karanlık ve belirsizlik içinde olup bitecekleri bekliyor.”“Komutanlar ve subaylar, genel savaşın bunca sıkıntı ve güçlükleriyle yorgun; yurdun parçalanmakta olduğunu görmekle yürekleri kan ağlıyor, kurtuluş yolu aramakta…”“Ortada bir avuç Türk’ün barındığı bir ata yurdu kalmış; son olarak, bunun da paylaşılması için uğraşılmakta…”“Böyle bir ulus, tutsak yaşamaktansa yok olsun, daha iyidir.”“Öyleyse, ya istiklâl, ya ölüm!”
—Gazi Mustafa Kemal Paşa, her ne kadar Osmanlı subayı olarak 9. Ordu Müfettişliği göreviyle Samsun’a hareket etmiş olsa da asıl amacı, Kurtuluş Savaşı’nı başlatmak, halkı bilinçlendirmek ve örgütlemekti.Ona bu sorumluluğu yükleyen bizzat kendi vicdanı ve inancıydı. İngilizler, Mustafa Kemal’in Anadolu’ya ne niyetle geçtiğini bildikleri için onu durdurmak istediler, fakat başaramadılar. Zaten Mustafa Kemal, Bandırma Vapuru’nun kaptanına, olası bir engelle karşılaşılması durumunda gemiyi en yakın kıyıya oturtma talimatını vermişti. Çünkü o, Anadolu’ya mutlaka ayak basmak zorundaydı. Ve İstanbul’da yapılan teşkilatlanmalar sayesinde Anadolu, zaten onu beklemekteydi.
—O eşsiz liderin, günümüzün sandıktan çıkmış siyasi muktedirlerini hizaya getirecek nitelikteki ders dolu sözleriyle yazımızı taçlandıralım:>
“Bir millette, özellikle bir milletin iş başındaki yöneticilerinde özel istek ve çıkar duygusu, vatanın yüce görevlerinin gerektirdiği duygulardan üstün olursa, memleketin yıkılıp kaybolması kaçınılmaz bir sondur.”
“Arkadaşlar, efendiler ve ey millet! İyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti; şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.”
–Kuvayı Milliye ruhuyla Türk halkının önüne düşerek oluşturduğu güçle, emperyalistlerin desteğindeki Yunan ordularına karşı verdiği eşsiz mücadele sonunda Anadolu’yu yeniden Türk milletine bağlayan Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk’ü şükran ve minnetle anmak, her namuslu Türk vatandaşının hem vicdanî hem de vatandaşlık borcudur.
—19 MAYIS ATATÜRK’Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMIMIZ TÜRK MİLLETİNE KUTLU OLSUN.A. Kemal GÜL(Eğitimci – Mühendis)
