Dr. Şahin Ceylanlı,
Kendilerini her şeyi biz biliriz diye tanımlayan ve kökü dışarıya bağlı odakların
emrine girmiş art niyetli kişilerin, bazı değişik whatsApp gruplarında , diğer
sosyal medya, gazete ve dergi sayfalarında akıl ve bilgiden yoksun yazılarının
yayımlandığını ve paylaşıldığını üzülerek görüyoruz. Bunların bütün derdi,
bulanık suda balık avlamak siyaseti üzerinden yaptıkları propaganda; Türk
Milleti’nin kahramanlıklarını inkar etmek, görmezlikten gelmek, olayların gerçek
yüzünü örtbas etmek üzerine kurulmuştur.Türkiye Cumhuriyetini zayıflatarak
zor durumda bırakmak, ülkenin bölünmesini sağlayarak ve üniter yapısını
bozarak sinsi emellerine ulaşmaktır. Daha da ileriye giderek bazı siyasi parti
genel başkanlarına yön verme cüretine kapılmışlardır. Bu zihniyet nasıl oluyor
da birden bire milliyetçi olup, milliyetçilik dersi vermeye cüret ediyor.
Kanaatimize göre; bağlı oldukları yerlerden talimatı bu yönde alıyorlar. Bunun
başka değişik sebepleri de olabilir. Bu tavırlarıyla kimi kandıracaklarını
sanıyorlar.
Bunların eşinden, dostundan, akrabasından ve yakın çevresinden vatan ve
bayrak uğruna kaç kişi kurşunlanarak toprağın kara bağrında yatıyor bilen var
mı? Ama Türk Vatanını, Türk Bayrağını ve İslam Dinini hiçbir karşılık
beklemeden seven, canlarını bu değerler için çekinmeden veren kahramanlar
vatan toprağının kara bağrında yatıyor ve onları Şehitler Tepesinde isimsiz
kahramanlar bekliyor.
Bu yazarların kaçı 1944 Türkçülük olaylarında zindanlarda yattı, kaçının
tırnakları söküldü, kaçı tabutluklara konuldu bilen var mı? Türklük ve Türkçülük
dersi vermeye kalkmak bu tiplerin haddi değildir. Onlar ancak, bölücülere ödül
veren ve onları korumaya çalışan kurum ve kuruluşlara destek verirler.
15 Temmuz Olaylarına senaryo diyorlar. Bunlar, bu vatan, bu bayrak ve bu din
için canlarını veremezler ama, yaygara yapmaktan ve yalan haber üretmekten
de geri durmazlar. 15 Temmuz 2016’da bir grup askerin yönetimi ele geçirmek
amacıyla başlattığı askeri darbe girişimi, halkın meydanlara inmesi ve emniyet
güçlerinin direnişiyle bastırıldı. Köprülerin kapatıldığı, Gazi Ünvanına sahip
TBMM’nin bombalandığı girişim başarısızlıkla sonuçlandı. Türkiye
Cumhuriyeti’nin temel niteliklerini değiştirmeye yönelik faaliyetler, anayasal
düzeni bozmayı amaçlayan gizli yapılanmalar, sonunda mutlaka yok edilir.
Bu odakların en büyük hedeflerinden biri de Türk gençliğidir. Hayatın
gerçeklerini bilmeyen, duygusu olmayan, vurdum duymaz, bencil, büyüğünü
saymayan, küçüğünü sevmeyen, vatanını, bayrağını, şehitlerini tanımayan,
geçmiş ve gelecek kaygısını düşünmeyen, milli ve manevi değerleri angarya
olarak gören, sorumsuz bir gençlik yetiştirmek ve Ülkemizin temellerine dinamit
koymak en büyük özlemleridir.
Kökü dışarıya bağlı olan bu teşkilatların bir başka hedefi de, Türk aile yapısını
dejenere etmektir. Türkiye’de “ LGBT “ adlı derneği kurarak kadın haklarını
savunma amacı altında sapıklığı yayma gayreti içine girmişler ve utanmadan
kendilerinin içine düştükleri bu yapı bozukluklarını Türkiye ‘ye de tavsiye
etmişlerdir. Son yıllarda; Avrupa Birliği ve Soros Vakfı ( Açık Toplum Vakfı )
fonlarından destekli bir takım yeni dernek ve vakıf kurularak Türkiye’nin sosyal,
siyasal ve ahlaki yapısına şekil verdirilmeye çalışılmaktadır. Gezi olaylarını bir
örnek olarak gösterebiliriz. Vatandaşların, milli ve manevi değerlere saygılı,
kökü dışarıda olmayan sivil toplum kuruluşlarının gösterdikleri büyük tepkiler
üzerine; Açık Toplum Vakfı Türkiye’deki faaliyetlerine son vermiştir. Sözde
Türkiye’nin dostlarına kurdurulan bu yıkıcı ve bölücü kuruluşlar hiç gecikmeden
kapatılmalı ve bunlara her türlü desteği sağlayan yabancı bazı firma ve
kuruluşlar içinde gerekli yasal önlemler mutlaka alınmalıdır.
Türk aile yapısını tehdit eden bir diğer hususta kırsal bölgelerden büyük
kentlere yapıla göçlerdir. Göçler, geleneksel aile yapısını bozarak çekirdek aileye
( ana, baba ve çocuklar ) geçişi hızlandırmıştır. Toplumsal değerlerin yerini
bireysel çıkarların almasına sebep olmuştur. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte
bu teknolojinin ve sosyal medya kanallarının kullanımı aile üyeleri arasında yüz
yüze iletişimi azaltarak duygusal bozukluklara yol açmıştır. Eşler arasında
şiddetli geçimsizlik, eşlerin beklentilerinin değişmesi boşanmalara sebep
olmaktadır. Bütün bu unsurlar, Türk aile yapısının geleneksel yapısından
bireysel bir yapıya doğru dönüşmesine sebep olmaktadır.
Türkiye üzerinde oynanan oyunları ve kurulan tuzakları boşa çıkarmak için birlik
ve beraberlik içinde, yıkılmadan, yılmadan, usanmadan çalışmak ve güzel
ülkemizi huzura kavuşturmak Türk Aydınlarının en büyük görevi olmalıdır.
7 Nisan 2026, İstanbul
