«

»

Haz 23

Zamanı Yönetmek

A.Kemal GÜL

Zaman fiili gerçekliğini, evrendeki varlıkların hareketlerinin nispeti ile kazanır. İnsan hayatı açısından zamanın gerçekliği ise, daha pratik bir alt yapıya sahiptir. İnsan, içinde yaşadığı zaman sürecine yapıp etmeleri ile bir şekil vererek kendi hayatını ve olayları düzenler. Bu konuda aktif ve etkili olabildiği ölçüde zamanına hâkim olmuş demektir. Zamanın nesnesi olmakla öznesi olmak arasındaki fark burada yatar.
İnsanın ziyana uğraması, zamanı yönetmek yerine zaman tarafından yönetilmesi devamında ortaya çıkar. Zamanın yönettiği insan planlı bir hayat anlayışından yoksundur ve bu sebeple ‘’zaman dışı bir hayat’’ yaşar. Üretemez, üretemezliğin sermayesi haline gelir. Bu süreç içinde dakika ve saniyeler hızla tüketilirken kişi de’’tükenir’’ve ömür süresi bitmeden zaman tükenir, kişi yaşayan bir ölüye döner.
Zamana teslim olmanın en açık örneği onu ilahlaştırmaktır. Her şeyin öznesi olarak gördüğünüz zamanın elinde kendinizi masum ve çaresiz hissedersiniz. Her şeyi ‘’zamana bırak’’ırsınız ve bundan hoşlanırsınız. Gerçekte bir kaçıştır bu, insanın kendi iradesinden ve haysiyetinden kaçıştır.
Bu anlamda değer üreten sistemleri de üretecek insanın kendisidir. Aslında mükemmel insan yoktur, insanın oluşturduğu mükemmel sistem içerisinde üreten mükemmelleşmiş insan vardır.
Demem o ki, ülkemizin içinde bulunduğu yaşaya gelen ziyan ve hüsran heyelanı değer üreten sistemlerin öznesini oluşturacak insanların önünü tıkamış siyasi yapılanmalara bilerek ya da bilmeyerek öncelik verişimizdendir.

Siyasi iktidarların esas görevlerinden biri de yönettiği milletin güvenliğini, milli bütünlüğünü hassasiyetle korumaktır, güçlendirmektir ve özgür düşünceyi öne çıkararak üretmede önünü açmaktır;

Siyasi iktidarlar devlet değildir. Görevleri, yasal zeminde devletin kendilerine tanıdığı imkânlar harekete geçirerek Türk milletine çağın gerektirdiği hizmeti vermektir. Milletin değerlerini sömürme saçmalığında bulunmamaktır.

Sistem bazında insanımızı durağanlığa, gerilemeye düşmekten koruyacak, maddi manevi her türlü yararlı işi üretecek, değer üretecek zamanı yöneten projelere imza atacak aydınlara, liyakatı öncelyen siyaset yapısına ne kadar da ihtiyacımız var…

Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş normlarını güçlendirecek kültür dilini kullanan  aydınlarımızın, gazetecilerimizin sesi kesilmek adına iftiralarla yargılanmalarını görünce; liyakatsız atamalara tanık oldukça,  milletim  adına Millet Vekili seçilen vekillerin görevlerini zamana bırakmadan  meclis çatısı altında, sahada isyan etmeleri gerekmez mi? Gerekli yaptırımlara imza atmaları gerekmez mi?Vicdanları rahat mı? Sivil Toplum Kurumlarımız ne iş yapar?

(16.06.2020)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>