x

 

ARAMIZDAN AYRILIŞININ 81. YILINDA

ATATÜRK’Ü RAHMET VE MİNNETLE ANIYORUZ

 

Aramızdan ayrılışının 81. yılında, hepimizin, Atatürk’ün yaptıklarını ve düşünce sistemini   bir defa daha tarihin süzgecinden  geçirmemiz ve yorumlamamız gerekmektedir. Yüce Önder Atatürk’ün milliyetçi düşünce sistemi; birleştirici ve bütünleştirici yapısıyla Türkiye Cumhuriyeti’ni, ülkesi ve milletiyle sonsuza dek bölünmez bir bütün olarak yaşatacak en büyük güçtür. Türkiye Cumhuriyeti devletinin düşmanlarının, milli birlik ve beraberliğimizi bozma, vatanımızı bölme ve rejimimizi değiştirme çabalarının karşısında en büyük engel, Atatürk’ün  “Ne mutlu Türk’üm diyene!” sözünde ifadesini bulan milliyetçilik anlayışıdır.

Son yıllarda Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Milletine düşman unsurlarının saldırılarının hedefinde bulunan “Atatürk, Türk vatanı, Türk kimliği, üniter yapı, milli devlet,  Türkçe, İstiklâl Marşı ve Türk bayrağı”na sahip çıkmalıyız. Milli, manevî ve kültürel değerlerimiz etrafında gerçekleştireceğimiz birlik ve beraberlik ortamı, dış düşmanların ve onların yerli işbirlikçilerinin her türlü oyunun bozacaktır. Milletimizi millet yapan değerlerle, devletimizi devlet yapan değerlerin birlikteliğini sağladığımız gün, Türkiye Cumhuriyeti, bizi küreselleşen dünyanın en seçkin, en saygın bir üyesi haline getirecektir.

                Aydınlar Ocakları olarak Aziz Atatürk’ü 81. ölüm yıldönümünde  bir defa daha rahmet, minnet ve şükranla anıyoruz ve eserlerine ve düşüncelerine ve milletçe sahip çıkacağımızı bir defa ifade ediyoruz.           

AYDINLAR OCAĞI GENEL MERKEZİ

«

»

Eki 22

Uzlaşma ve İç Kargaşa

Yrd. Doç. Dr. Zülfikar ÖZKAN

 

Yaratıcı fikirler üretebilmemiz için kendimizle ve dünyayla uzlaşmamız gerekir. Ayrıca huzurlu bir ömür için de hayatla uzlaşmamız şart. İçinde bulunduğumuz şartlar ne olursa olsun hayatla uzlaşmayı sağlamalıyız.

Sorunlarımız ağır olabilir. Önemli olan başımıza gelenler değil, onlara nasıl karşılık verdiğimizdir. Tarihe baktığımızda insanoğlunun en yaratıcı dönemlerinin savaş ve diğer krizler gibi büyük stres anlarına denk geldiğini görürüz. Sorunlar varsa, çözümler de vardır.
Her şeyi sorun görmemizin temel sebebi, daha büyük boyutta düşünmesini bilmememizdir. Düşük bilinç düzeyinde uzlaşmayı taviz vermek olarak algılıyoruz. Daha büyük boyutta düşünürsek uzlaşmanın yenilgi olmadığını anlamış oluruz.
Kendi bilinç düzeyimizde yarattığımız bir dünyada yaşıyoruz. Etrafımızda düşmanlar görmeyi seçmişsek, düşmanlarla sarılmış bir dünyada yaşamış oluruz. İlişkileri yönetirken hata yapmamak lazım. Yaptığımız hatalar yüzünden kendi içimizde kargaşa oluşturuyoruz.
C.L. Gascoigne diyor ki:” Kabul edilen bir yanlışlık, kazanılmış bir zaferdir.” Kendimize bir de bu perspektiften bakmamızda fayda vardır.
Barışın esas düşmanı kötülük değil kaostur. Özellikle zihinsel karışıklık, kargaşa, karmaşadır. Kaosta akıl ve mantığa yer yoktur. Kaos ortamında kişilere rehberlik eden temel ilkeler, ego ve kişisel dürtüler gibi yüzeysel faktörlerdir.

Bilinç düzeyimiz bu gerçeklerin etrafında şekillenmediği müddetçe kendi hayatımızda ve dünyada barış sağlamamız çok zordur.
Huzurun zıddı, çatışmadır. Her şeye direnmekten kaynaklanan iç çatışmadır. Gereksiz yere insanlara direniyoruz, olaylara direniyoruz, fikirlere direniyoruz… Direnme enerjimizi bitiriyor, yeteneklerimiz köreliyor, üretici özelliklerimiz zayıflıyor…. Çünkü direnç, hayatımıza stres getiriyor. Stres yüzünden sürekli huzuru bulamıyoruz ve yaratıcı özelliklere sahip olamıyoruz.
Atalarımız ne güzel söylemişler: “ Keskin sirke küpüne zarar verir.” Öfkeli kimse, kendi sağlığını bozar, vücudunu yıpratır ve işlerini alt üst eder.
Uzlaşmak yenilgi değildir. Uzlaşmanın şifa verici gücü vardır.
İç çatışma içindeki kişi kimseye faydalı olamaz.
Engin Geçtan’ın ifadesiyle, insanın kendi içinde ürettiği kargaşa dış dünyadaki tehlikelerden çok daha ürkütücüdür.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>