«

»

Oca 11

Uzaklaşan Eğitimi Tutamazsak

Sakin ÖNER

                Pandemi dolayısıyla bir neslin yarım yamalak yetişmesini üzülerek seyrediyoruz. Yapılan yüz yüze eğitimden (aslında öğretimden) üniversite öncesinde öğretim gören 18 milyon öğrencinin üçte biri yani 6 milyonu yararlanamıyor. Üç milyonunun ne interneti ne bilgisayarı var, üç milyonunun ise bilgisayarı yok. Bu 6 milyon öğrencinin büyük çoğunluğu dar gelirli ailelerin ve çok çocuklu ailelerin çocukları. Bunlar daha önce de öğretmeni ve eğitim altyapısı eksik okullarda veya taşımalı eğitimle yollarda sürünerek okuyan eğitim mağdurlarıydılar. Şimdi de üzaktan eğitimi uzaktan seyreden bugünün mağdurları oldular.

Üzaktan eğitimden şu anda en çok yararlananlar özel okul öğrencileri. Bir defa özel okul öğretmenleri uzaktan eğitim derslerini düzenli ve aksatmadan yapıyorlar. Okul yönetimleri öğretmenleri çok sıkı denetliyorlar. Veli veya öğrencinin en küçük şikayetlerinde öğretmenin dikkati çekiliyor. Özel okulların bir kısmında başka bir sıkıntı var. Çocuklarını iyi eğitim alsın diye özel okula gönderen  orta gelirli ailelerin çoğu, pandemi sürecinde yüz yüze eğitimin yapılmaması nedeniyle çocuklarının kayıtlarını devlet okullarına aldılar. Bu sıkıntı daha çok, bu süreçten az önce açılan ve düşük ücretle öğrenci okutan, ekonomik durumu zayıf okullarda yaşanıyor. Bunların büyük kısmı kapanma tehlikesiyle karşı karşıya.

Bu süreçte ikinci mağdur olanlar, özel okullarda görevli sözleşmeli öğretmenler ile ders ücretli öğretmenler. Uzaktan eğitim daha az öğretmenle yapılıyor diye  ders ücretli öğretmenlerin tamamı, sözleşmeli öğretmenlerin bir kısmı  çıkarıldı. Devlet okullarına atanmak veya özel okullarda görevlendirilmek isteyen yüz binlerce öğretmen sürecin sona ermesini bekliyor.  Bu süreçte üçüncü mağdur olanlar, eğitim sektörüne hizmet veren esnaf. Bunlar; kırtasiyeciler, yabancı ders kitabı satan kitapçılar, öğrenci kıyafeti, eşofman satan tekstilciler, okul servisleri sahibi, sürücüleri, hostesleri, okul kantincileri ve bunların tedarikçileri. Hepsi perişan durumdalar.

Uzaktan eğitime imkanı olmayanlar ulaşamadıkları gibi, imkanı olduğu halde derlere devam etmeyen çok öğrenci var. Birinci dönemde okulların çoğunda işlenen derslerle ilgili sınavlar yapılamadı. Koronavirüs salgını hız kesmeden devam ettiği için 4-22 Ocak 2021 tarihleri arasında yapılması planlanan yüz yüze sınavlar yapılamıyor, sınavlar ikinci döneme bırakıldı. Sizin anlayacağınız bu öğretim yılında öğrencilerin kaderi, tek dönemde yapılacak en fazla iki sınavla belli olacak. Zayıf olan öğrencilerin telafi imkanı bulunmayacak. Eğitim çocuklarımızdan uzaklaştıkça uzaklaşıyor. Eğer uzaklaşan eğitimi bir tarafından yakalayamazsak bir nesil kaybolacak. O zaman ne yapalım?….

Aslolan yüz yüze eğitim yapılmasıdır. Cumhurbaşkanı 15 Şubata kadar yüz yüze eğitim yapılmayacağını açıkladı. Milli Eğitim Bakanlığı 2020-2021 öğretim yılının hiç olmazsa ikinci döneminde 15 Şubattan sonra yüz yüze eğitime geçilmesi için bütün imkanları zorlamalıdır.

Bunun için öncelikle interneti bulunmayan bütün yerleşim birimlerine ücretsiz internet bağlantısı sağlanmalıdır. Bu konuda en güzel örneği Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mansur Yavaş verdi. İnternet bağlantısı bulunmayan 914 köye ücretsiz internet bağlantısı sağladı. Her belediye veya İl Özel İdareleri bu imkanı sağlasa sorun bir anda çözülür.

İkinci olarak üzaktan erişim imkanı bulunmayan öğrencilere tablet veya bilgisayar sağlanmasıdır. Milli Eğitim Bakanlığı bu süreçte 500 bin tablet dağıtacağını açıkladı. Şu ana kadar yarısı dağıtılmış. Tamamı dağıtılsa da problem çözülemeyecek. Bu konuda milletçe bir seferberlik yapılmalıdır. Bu seferberliği valilikler, belediyeleri, stk’ları ve iş çevrelerini ortak ederek organize etmelidir.

Üçüncü olarak köy okulları derhal açılmalı ve bu okullara hemen çevreden sözleşmeli öğretmenler görevlendirilmelidir. Taşımalı eğitime tahsis edilen ücretler, hem bu okulların eğitme hazırlanmasına  hem de görevlendirilen öğretmenlerin ücretlerine fazlasıyla yeter.

Dördüncü olarak  koronavirüs vakalarının görülmediği veya çok az görülen yerlerde bütün sınıflarda yüz yüze eğitime geçilmelidir.

Beşinci olarak diğer okullarda ise ikili öğretime geçilmelidir. Cumartesi ve Pazar günlerinden de yararlanarak her sınıf bazında üç yarım gün yüz yüze eğitim eğitim yapılmalıdır. Hiçbir şey yapamıyorsanız, okulları uzaktan eğitimden yararlanamayan öğrencilere açın.

Altıncı olarak bu öğretim yılında öğrencilerin kaderi, ikinci dönemde yapılacak sınavlarda alınacak nota göre belirleneceğine göre, yapılacak iki sınav sonucuna göre başarılı olamayan öğrencilere, üçüncü bir sınav hakkı daha verilmelidir. Ayrıca şunu sormadan edemiyorum, uzaktan eğitime ulaşamayan çocuklara ne sınavı yapacaksınız?

Son olarak Milli Eğitim Bakanlığı, bu soruna çözüm üretme konusunda, eğitimin bütün paydaşlarının katıldığı bir Milli Eğitim Bilim Kurulu oluşturulmalıdır.

Hep birlikte bir an önce çocuklarımızdan uzaklaşan eğitimi bir tarafından tutmalı ve onlara yaklaştırmalıyız. Bunun için en önemli görev ve sorumluluk Milli Eğitim Bakanlığındadır. Derhal ikinci dönemde yüz yüze eğitimin şartları hazırlanmalıdır. Yoksa bir nesil ve dolayısıyla bir millet uçuruma doğru gidiyor…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>