«

»

Eki 25

Türk Vatandaşı Olmak

Ali Kemal GÜL

Çocuklarımızın “Andımız“ı “mahkeme kararıyla” okuyacak olmasından, “Andımız“ı okumak için böyle bir mahkeme kararına muhtaç olmamızdan dolayı bir Türk milliyetçisi olarak, Atatürk’ün öngördüğü ilke ve inkılâplarına bağlı bir Türk Vatandaşı olarak hicap duymaktayız. Açıklayayım:

***

“Türk’üm, doğruyum, çalışkanım…”

Ve Türkiye Cumhuriyeti’nde, bunu haykırabilmek için “mahkeme Kararı”na ihtiyaç duyuyoruz!

***

“İlkem: Küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak,

Yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.”

Fakat bunu ancak yüksek mahkeme izin verirse ilan edebiliriz!

***

“Ülküm: Yükselmek, ileri gitmektir.”

Lakin alçalmak ve geriye gitmekle meşhur bir kafa bunu yasaklamaya cüret edebilir!

***

“Ey Büyük Atatürk!

Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim. “

Ama gönlümüzden!

***

Ve

“Varlığım Türk varlığına armağan olsun.

Ne mutlu Türk’üm diyene!

***

Milli Eğitim Sistemimizde çocuklarımızın gelişmekte olan kültür genlerini milli hassasiyetlerimizle besleme amaçlı okutulan ‘’Andımızın’’ yazarı, Reşit Galip gibi özgür ruhlu, öz güvenli, mücadeleci, toplumcu, sorumluluk duygusuna sahip, ilerici, insan odaklı evlatlar yetiştirmeyi amaçlar.

***

“Türkiye’yi kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir.” Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli, Atatürk‘ün bu tanımıdır. Atatürk, devleti bu tanım üzerinde kurmasaydı, başarılı olamazdı. Zira ulus devletler çağı çoktan başlamıştı ve Türkiye’nin başka çıkış yolu yoktu.

***

Kısacası, mensubiyet şuuruyla bu ülkenin vatandaşı olan herkes Türk’tür. Bu noktada ırkçılık, etnik asabiyet yoktur. Türk milleti kavramı binlerce yılda oluşturulan soylu bir ortak kültürün adıdır. Bir etnisitenin, asabiyet oluşturan bir kavmin adı hiç değildir. Gönül dilimiz engin tarihimizin oluşturduğu ortak kültür dilidir. Türkçe resmi dilimizdir.

***

Bilindiği gibi, anayasa, kanunlar, cumhurbaşkanlığı, hükümet, meclis, yargı, ordu, polis, eğitim kurumları, kısacası devlet kimin içindir? Türkiye için “Müslüman vatanı” diyenleriniz var ama İslam dini millî değil, evrenseldir. Bir vatanın sahibi ise bir millet olmak zorundadır!

Atatürk‘ün sözlerini biliyorsunuz: “Şüphe yok ki, arkadaşlar, millet, birçok fedakârlık, birçok kan pahasına, en nihayet elde ettiği hayat dayanağına kimseyi tecavüz ettirmeyecektir. Bugünkü hükümetin, Meclis’in, kanunların, Anayasa’nın mahiyeti ve hikmeti hep bundan ibarettir!”

***

O halde, her ülkenin eğitim kurumları o ülkeye ait vatandaş yetiştirmekle mükelleftir. Örneğin İngiltere’de İngiliz Vatandaşı Almanya’da alman Vatandaşı Amerika’da Amerikan Vatandaşı yetiştirir eğitim kurumları, dünya Vatandaşı yetiştiriyorum iddiası ihanettir. Milli güvenlik meselesidir.

Devlet vakıf ve özel kuruluşlara ait tüm eğitim kurumları Türk devletinin ve Türk milletinin ihtiyaçlarına ve değerlerine göre eğitim yapmak zorundadır, bunu denetlemek ve yönlendirmek devletin hakkı, görevi ve mesuliyetidir.

Türk milletinin çocuklarına Türk devletinin para ve imkânları kullanılarak dünya vatandaşlığı elbisesi giydirmek kimsenin hakkı ve haddi olmamalıdır Türk coğrafyasında Türk Vatandaşı yetiştirilmelidir bunun aksi davranışlar önlenmeli Türk değerlerine dayalı eğitim esas olmalıdır.

Eğitim politikalarının teşekkülü sürecinde Devletimizin ve Milletimizin imkânları dâhilinde ihtiyaçlarının karşılanması esas alınarak çerçeveler belirlenmelidir. Türkiye’de çalışma imkânı olmayan alanlarda eğitim planlamak beyinlere yönelik cinayettir, ABD ye beyin devşirmektir.

Her ne sebeple olursa olsun milli hassasiyetlerimizi dışlayarak beynelmilelciliğe uyumlu ve bütünleşmiş eğitim yapmak, buna göz yummak, teşvik etmek çok ciddi milli güvenlik meselesi olarak kabul edilmeli ve karşı tedbirler güvenlik ekseninde üretilmelidir.

Türk eğitim kurumları kendi ihtiyaçlarımıza göre, milletiyle gurur duyan, adanmışlık lezzetine ulaşmış, değerlerimize saygılı, dünyayı izleyen anlayan, üretken, sevmeyi ve paylaşmayı idrak etmiş insanlar yetiştirmeyi şiar edinmelidir.

***

Ne dersiniz?

Andımızı yasaklarken, andımızda zikredilen ‘’varlığım Türk varlığına armağan olsun’’ kavramını yasaklarken;  vatanı için, milleti için canını veren Çanakkale şehitleri hata mı yaptı? Sakarya savaşında şehit olanlar hata mı yaptı? Dumlupınar şehitleri hata mı yaptı ya da Büyük Taarruzda millet olarak binlerce şehit verdik; hata mı yaptık?

ABD Başkanını dinlemedik Kıbrıs’a çıkartma yaptık; hata mı yaptık?

Kuvay-ı Milliye’yi çok iyi bilenler, Kara Fatmaları, Şerife Bacıları, Nene Hatunları, Sütçü İmamları, Şahin Beyleri çok iyi bilenler… Kağnılarımızın gıcırtıları hâlâ kulaklarında dünyanın, Çanakkale’de ölüme koşan liselilerimiz gözlerinin önünde hâlâ bütün dünyanın… Çocuklarımıza ‘’andımızı’’okutmakla, çocuklarımızın genlerini bu milli bilinçle beslememiz mahkeme kararıyla olmuşsa, bu içler acısı duruma sebep olanlar hakkında söyleyecek bir söz bulamıyorum, sadece hicap duyuyorum.

Türklük şuurundan yoksun, bu ülkenin sunduğu imkânlarla belli mevkilere gelmiş nankörlere hatırlatalım:

Ne kadar uğraşırsanız uğraşın, ne kadar güçlü olursanız olun, hangi sıfatları alırsanız alın, Türklük bu ülkenin hamurudur, silemeyeceksiniz.

Türklük bir tan yeridir, gün doğumudur, aydınlıktır. Binlerce yıllık bir yaşamın özetidir. Emperyalist maşalarla, iş birlikçilerle, hamasetlerle değişmez, değiştirilemez.

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>