x

AYDINLAR OCAĞI GENEL MERKEZİ’NİN

GELENEKSEL MEVLİDİ 25 MAYIS’TA

 

Aydınlar Ocağı Genel Merkezi’nin kurulduğu 1970 yılından bugüne kadar vefat eden üyelerimiz için her yıl okuttu GELENEKSEL MEVLİD    25 Mayıs 2019 Cumartesi günü, öğle namazının ardından Dülgerzâde Camisi’nde (Fatih, Macarkardeşler Caddesi Nu.37) okutulacaktır.

 

Bütün üyelerimizi geleneksel mevlidimize bekliyoruz.

 

AYDINLAR OCAĞI GENEL MERKEZİ 

 

x

19 MAYIS ATATÜRK'Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI KUTLU OLSUN

ATATÜRK'ÜN SAMSUN'A ÇIKIŞININ 100. YILINDA ATATÜRK'Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI KUTLU OLSUN            

18 Mart 1915 Çanakkale Zaferi’nin kazanılmasıyla yanan Kurtuluş ateşi, Mustafa Kemal’in  l9 Mayıs l919'da Samsun'a çıkıp Milli Mücadele bayrağını açmasıyla bütün yurdu sarmış,   23 Nisan 1920’de milli egemenliğin tecelli ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla millete malolmuş,  30 Ağustos 1922’de zafere ulaşmış ve 29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti ile taçlanmıştır.

Cumhuriyet’e giden bu uzun ve kutlu yolun ilk adımı olan 19 Mayıs 1919’un 100. Yılında 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramınızı,  en iyi dileklerimizle kutlarız.

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

AYDINLAR OCAĞI GENEL MERKEZİ

Formun Üstü

 

 

«

»

Şub 06

Söylemler ve Eylemler

Av. Mustafa ÖZKURT

Söze iki kıssa ile başlamak istiyorum.

Yaşanmış ve yaşanması varsayılan bir olayın insanda zevk ve heyecan uyandıracak şekilde kısaca anlatımına edebiyatımızda hikâye ( Öykü) denir.

Kıssa ise; Bir hikâyeden zevk ve heyecanın dışında, ondan ders alınması için anlatılan kısa hikâyelerdir.

Kıssa anlatım tarzı Kur’an’ıKarimde de Allah’ın uyguladığı bir tarzdır. Bununla dini ve ahlaki konularda insanların dersler alması amaçlanmıştır. Bu kıssalarda; öğüt verme, aydınlatma, doğru yolu gösterme, uyarma, özendirme, sakınma ve ibret alınması gibi çeşitli amaçlar güdülmüştür.

İslam âleminde edebiyat ve nasihatlerde sıklıkla başvurulan etkili bir yol olmuştur.

Bizim bu yazımızda böyle bir amacımız haddi aşmak olduğundan, sadece bir tespite vurgu yapmak içindir.

Tasavvuf geleneğimizde “kıssadan, her insan kendince nasibi doğrultusunda bir pay çıkartarak, ondan yararlanır.” Sözü vardır.

***

Rivayet olunur ki; Ebu Hanife zamanında, balcılık yapan bir ailenin küçük çocuğu bal yemeyi çok seviyormuş.

Ancak şifalı olan bu yiyecek, çocuğun vücudunda bir takım döküntü ve yaralara sebep oluyormuş. Buna rağmen bal yemeyi de bırakamıyormuş.

Hekimler çocuğun bu derdine bir çare bulamadıkları için, çevreden bir kerede Ebu Hanife hazretlerine de götürmelerini tavsiye etmişler.

Aile  tavsiye üzerine, Ebu Hanife Hazretlerine gitmiş ve çocuklarının durumunu Ona anlatmışlar. Ebu Hanife Hazretleri çocuğun anne ve babasına kırk gün sonra çocukla birlikte kendisine gelmelerini söylemiş.

Kırk gün sonraEbu Hanife Hazretlerinin huzuruna varmışlar.

İmam-ı Âzam, çocuğu karşısına alıp, biraz onunla sohbet ettikten sonra çocuğa – Oğlum bal sana dokunuyor, bundan böyle bal yeme olur mu? Demiş.

Küçük çocuk cevaben

– Olur bal yemem demiş.

Anne ve baba şaşkınlık içinde ve biraz da tepkili olarak, ilk geldiğimizde bu nasihati yapsaydınız da oğlumuz kırk gün daha fazla eziyet çekmedi demişler.

Bunun üzerine Ebu Hanife onlara dönerek,

– Siz bana gelmeden evvel, bende bal yiyordum. Sözümün çocuğa tesir etmesi için, bal yemeyi kırk gün terk ettim. Demiş.

***

Kasabanın birinde Cuma günleri pazar kuruluyormuş. Köylünün biride ürettiği yağı, kaymağı satacak nesi varsa kasabaya getirip pazarda satıyor ve Cuma namazını kılıp, köyüne dönüyormuş.

Ancak adamın köyü ile kasaba arasında köprüsü olmayan dereden her geçtiğinde ıslanıyormuş.

Bir Cuma günü işi erken biten köylü, kasaba camisine gittiğinde o amda imam efendi de vaaz veriyormuş.  Vaazın konusu inancın etkisiymiş.

Hoca efendi vaazını bir yerinde;

– Bir insan inanarak ve içinden gelerek Bismillahirrahmanırahim dese Hz. Musa gibi suya batmadan üzerinde yürür. Demiş.

Bizim köylünün de aradığı buymuş. Artık köyden gelir ve giderken suya batıp ıslanmayacağı için sevinçle cumadan sonra yola koyulmuş.

Dereye gelince içten bir Bismillahirrahmanırahim diyerek suyun üzerinde yürüyüp dereyi aşmış.

Bir dahaki cumayı sabırsızlıkla bekleyen köylü, dönüşünde kendisine bu iyiliği yapan hocayı ağırlamak istemiş.

Cumadan sonra hocaya yaklaşıp, köyüne davet etmiş. Hoca işim var gelemem dese de aşırı ısrar karşısında dayanamamış ve köylü önde hoca arkada yola koyulmuşlar.

Dereye geldiklerinde köylü Bismillahirrahmanırahim  deyip suyun üzerinde yürümeye başlamış. Derenin ortasına geldiğinde hocayı dere kenarında şaşkın, şaşkın baktığını görünce hocaya seslenmiş.

Haydi,Hoca karşı tepeyi geçince köyümüz orada az bir yolumuz kaldı. Demiş.

Hoca şaşkınlığını üzerinden atamamış olmasına karşılık ben bu dereyi nasıl geçeyim demiş. O da hocaya senin bana öğrettiğin gibi Bismillahirrahmanırahim diyerek geç demiş.

Ben sana öğrettim amma hani o dil, hani o gönül, hani o kalp. İşte o bende yok demiş.

* * *

İster felsefi, ister ilahî olsunlar dinlerin ortak özelliği ahlaki olmalarıdır.

İslam’a gelince Peygamber efendimiz Hz. Muhammed’e din nedir? Diye sorduklarında

– “Din güzel ahlaktır” demiştir.

Toplumlarda değer seviyesine ulaşan ortak kanaat ve davranışlar güzel ahlaka uygunsa İslam dininde de yerini bulur. Değerler içlerinde bir güzellik taşımıyorsa İslam ile bağdaşmaz. Bunlar sadece kıymetleri teşkil ederler.

2018 yılı itibariyle ülkemizde 90.000 Cami, 937 Cem Evi olduğu resmi kayıtlardan anlaşılmaktadır. Camilerimizde ve gerekse Cem Evlerinde yetkin kimseler tarafından ahlaka ait vaazlar verilerek toplumun güzel ahlaklı olmasına gayret edilir.

Ancak bu gün için toplumsal yapımıza baktığımızda yeteri kadar bunlardan yarar elde etmediğimiz acı bir gerçektir.

2018 yılı sonu itibariyle nüfusumuz 82 milyonu aşmış. Buna karşılık, Yirmi milyondan fazla İcra dosyası, 250000 Boşanma davası, 2.500.000 Malvarlığına Karşı İşlenen suçlar karar beklemektedir. Daha fazla örneklemeye gerek yok. Borçlarımıza sadık değiliz, tahammülsüzün, sabretme gibi özelliklerimizi yitirdik.

Vaazı nasihat edenlerin, sözlerinin dinleyenler üzerinde etkili olup, tutulmamasının nedenlerini nefislerine sormaları gerektiği kanaatindeyim. Bal yemeyi öncelikle onlar terk etmeliler ki, sözleri tesir edip bal yiyip hastalananlara derman olsunlar.

Toplum önderlerinin her şeyden evvel hal ve hareketleri ve sözleriyle bizlere örnek insan olmaları gerekir. Sözleriyle davranışları uyumsuz olanların sözlerinin tesiri olmaz. Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma lafının çıkış kaynağı sağlıklı bir kaynak olmadığından geçerli değildir.

Elbette istisnalar kaideyi bozmaz, içlerinde düzgün yaşantısı olanlarda vardır.

Diyanet’in, öğrencilere ücretsiz dağıttığı, “Peygamber ve Gençlik” kitabında eğitim seviyesi yükseldikçe dinden uzaklaşıldığının savunulması doğru olmayıp, İslam’a zarar verici olup, gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Öyle bir zamandayız ki İslam’ı değil, Müslümanı sorgulamamız gerekir.

“Âlimin uykusu, cahilin ibadetinden hayırlıdır” hadisini unutmamak gerekir. Müftüler, İmamlar da tahsilli olup, İlahiyat mezunudur.

Diyanet İşleri Başkanı da Yüksek Tahsilidir. Aksini söylemek insanın kendini inkârı olur. Bu söylem cehaleti teşvik eder. Nüfusu İki milyara yaklaşan İslam   toplumunun sıkıntısı budur.

Yüksek tahsil yapanlar İslam’ı değil, Müslüman’ı sorgulamaktadırlar. Sorgulama akıl sahibi insana, Allah’ın bahşettiği en büyük lütuftur.

Hulasa; Burada yapılması gereken nefis muhasebesidir. İçki veya sigara gibi kötü alışkanlıkları olan bir babanın oğluna içki ve sigara sağlığa zararlıdır demesinin çocuk üzerinde etkisi olmaz.

Haram olduğu bilindiği halde banka faizini kâr sayan birilerinin faizin haram olduğunu vaaz ettiğinde pak tesiri olamaz.

Bir insanın söylemi, eylemine uymuyorsa, sözü tesirli olmaz.

Söylenecek çok şeyden vaz geçtik. Yukarıda haddi aşmayacağımızı söyledik. Bu söze sadık kalmaya çalıştık.                                                                                                                      Sağlıcakla kalın “Güzel ahlaklı insanlar”

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>