x

GEÇMİŞ OLSUN

Konya Aydınlar Ocağı Başkanımız Sayın Yrd. Doç. Dr. Mustafa GÜÇLÜ (Tel: 0505 211 6941) kalp ameliyatı geçirmiştir.

Değerli başkanımıza geçmiş olsun der, acil şifalar dileriz.

AYDINLAR OCAĞI GENEL MERKEZİ

«

»

Eki 09

Sosyal İlişkiler, Bağışıklık Sistemi ve Mutluluk

Yrd. Doç. Dr.Zülfikar ÖZKAN

Sosyolojinin kurucularından Emile Durkheim 19. Yüzyılın sonunda, Avrupa’da intihar oranlarını etkileyen sebepleri araştırdı. Durkheim, daha az sosyal baskı, bağ ve yükümlülük içinde olan insanların kendilerini öldürmeye daha eğilimli oldukları sonucuna vardı.
İnsanlar üzerinde en az baskı kuran dinsel yaşantıyı öngören Protestanların intihar oranlarının katoliklerden daha yüksek olduğunu buldu. Yalnız yaşayan insanlar intihara daha çok eğilimliydiler. Evli insanlar daha az, çocuklu evliler çok daha az intihar ediyorlardı. Bir gruba bağlılığı az olan kişinin, kendine bağlılığı artıyor. O kişi kendi özel çıkarlarına dayalı kurallardan başka kuralları aynı oranda kabul etmiyor (Jonathan Haidt, Mutluluk Varsayımı, s. 165).
Sonraki yüzyıl boyunca yapılan çalışmalar Durkheim’in teşhisini doğrulamıştır. Bir insanın genlerine ve kişiliğine dair soru sorma imkânınızın olmadığı bir durumda, onun ne kadar uzun yaşayacağını ve ne kadar mutlu olacağını tahmin etmek istiyorsanız, sosyal ilişkilerine bakmanız yeterlidir.
Güçlü sosyal ilişkilere sahip olmak bağışıklık sistemini güçlendiriyor, üstelik sigarayı bırakmaktan bile çok daha fazla ömrü uzatıyor. Ayrıca ameliyat sonrası iyileşmeyi hızlandırıyor, depresyon ve kaygı bozuklukları riskini azaltıyor. Bu hem dışa dönükler hem de içe dönükler için geçerli.
Bu meselenin dayanak noktası sadece “ hepimizin sırtımızı dayayacağımız birine ihtiyaç duyarız” düşüncesi de değildir.
Destek vermeye ilişkin son araştırmalar, başkalarına ilgi göstermenin, çoğu zaman başkalarından ilgi görmekten daha yararlı olduğunu ortaya koymuştur. Aşırı kişisel özgürlük ideolojisi tehlikeli olabilir. Çünkü insanlar, kişisel ve mesleki açıdan kendilerini kanıtlamak uğruna evini, işlerini, yaşadıkları şehri ve eşlerini terk edebilirler. Böyle bir hedefe ulaşmanın en iyi yolu ilişkileri koparmaktır.
Senaca diyor ki: “Sadece kendini düşünen ve her şeyi kendi yararı meselesine dönüştüren hiç kimse mutlu bir hayat süremez.”
“Bizi tamamlamaları için başkalarına ihtiyaç duyarız” diyen Aristofanes haklıdır. Bizler sevmek, arkadaşlık yapmak, yardım etmek, paylaşmak ve hayatımızı başkalarıyla iç içe geçirmek için ince bir şekilde ayarlanmış duygularla dolu ultrasosyal türleriz (Haidt, s. 166).
Günümüzde sosyal ilişkiler iyice zayıflamaktadır. Mutlu olmak ve akış yaşantısına geçmek için fiziksel ve zihinsel kaynaklarımızı kullanamıyoruz. Spor yapmak yerine, ünlü sporcularımızı izliyoruz, Müzik yapmak yerine müzik kayıtlarını dinliyoruz. Sanat faaliyetleri yapmak yerine, başkalarının yaptığı pahalı tabloları satın alıyoruz. Sosyal faaliyetlere katılmıyoruz, katılanları televizyondan seyrediyoruz.
Neredeyse birbirimizle konuşamayacak duruma geldik. Sohbet sanatımız kaybolmak üzere.
Hz. Ali’nin şu sözünü aklımızda tutalım: “Hoş bir sohbet, işte cennet bahçesi budur.”
Sosyal ilişkiler kendiliğinden zayıflamamıştır. Her olayda hepimizin payı olduğunu unutmayalım.

Formun Üstü

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>