«

»

May 02

Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş’ın Ardından

Dr. Şahin CEYLANLI

 

Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş, 1933 Yılında Ankara’da Dünya’ya geldi. İlk ve orta öğrenimini Ankara’da tamamladı. Üniversite ( Lisans ) öğrenimini İstanbul Yüksek Ticaret ve İktisat Okulu’nda yaptı. Daha sonra Fransa’da Franca Caen Üniversitesi Hukuk ve İktisadi İlimler Fakültesi’nde doktora eğitimini tamamlayarak yurda döndü. Akademik hayatına Ankara’da başladı ve kısa bir süre sonra İstanbul Üniversitesi’nde göreve başladı. Doçentlik çalışmaları için İngiltere’ye giderek Londra Üniversitesi’nde çalışmalar yaptı. Yurda döndükten sonra sırasıyla, Devlet Su İşleri Müdürlüğü’nde, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde öğretim üyeliği, Devlet Planlama Teşkilatı’nda Sosyal Planlama Daire Başkanlığı, Avrupa Göçmen İşçiler Kurulu Üyeliği, TRT Genel Müdürlüğü, 21. ve 23. Dönem İstanbul Milletvekilliği ve daha ismini sayamadığımız pek çok görevde bulunmuştur. Fransızca, İngilizce ve Arapça dillerine vakıf.

15 Temmuz 2016 tarihinde hayata gözlerini yuman Yalçıntaş Hoca ile benim tanışmam 1973 Yılına dayanmakta. Hoca o vakitlerde, İstanbul Üniversitesi İktisat  Fakültesi’nin genç bir profesörüydü. Ben o vakit üniversite  öğrencisiydim. Aydınlar Ocağı’nın tertiplemiş olduğu Türkiye gündemiyle ilgili ve gayet seviyeli açık oturumlara  katılırdım. Yalçıntaş Hoca’da o toplantılara dinleyici olarak, bazen de konuşmacı olarak iştirak ederdi. Konuşmacı olarak katıldığı toplantılarda gençlere nasihat ederek, onlara insan olmanın özelliklerini anlatırdı. Para, şan, şöhret gibi unsurlara aldanmamalarını, bunları geri planda bırakmalarını ve başarılı olmaları için bunun şart olduğunu,  üzerine basa basa anlatırdı. Daha sonraki yıllarda, Aydınlar Ocağı’nda birlikte ses getirici güzel ve anlamlı faaliyetlerde bulunduk. Yaklaşık on yıl ( Beş dönem ) Aydınlar Ocağı’nın Genel Başkanlığını yaptı. Ayrıca,  diğer bazı sivil toplum kuruluşlarında da muhtelif görevlerde bulundu.

İlim, fikir ve düşünce adamlarını yetiştirmek oldukça güçtür ve büyük bir emek ve çaba gerektirir. Onların kaybı, eğitim, fikir,  san’at ve kültür hayatında yeri doldurulamayacak derin boşluklar oluşturur. Onun için bu tarzdaki insanların kıymetini bilmeliyiz ve onlara candan sarılmalıyız.

Rahmetli Yalçıntaş Hoca, Türklüğün kalkınması ve yükselebilmesi için Türk kültürüne ve diline sahip çıkılmasını, Dünya’da sayıları üç yüz milyonu aşan Türkler’in kimliklerini ancak bu şekilde koruyabileceklerini her fırsatta söylerdi ve gerçekten de buna bütün kalbiyle inanırdı. Dilini ve kültürünü kaybeden milletlerin tarih sayfasından nasıl silindiklerinin idraki içindeydi.

Hoca, cömert, kadirşinas, inisiyatif sahibi,  yardımsever, her kesim tarafından sevilen, bilgi ve tecrübesinden istifade edilen, mütevazi bir yapıya sahip, gösterişi sevmeyen ve arkasında iz bırakarak Miliyetçi Fikrin Ölmez İsimleri arasında yerini alan bir ilim ve fikir adamıydı. Bağımsızlığını henüz kazanmamış irili, ufaklı Türk toplumları için mutlaka bir gün,  özledikleri hürriyete kavuşacaklarını hep birlikte göreceğiz derdi. Her fırsatta onların dertlerine ortak olmaya çalışırdı. Özellikle Kırım’da ezan okuması, unutulması mümkün olmayan bir olaydır.

Hocanın neşredilmiş kitapları:

Avrupa’da Yükselen Hilâl, Amerika’nın Irak Macerası, Türkiye’yi Yükselten Yıllar, İslâm ve Hayat Küreselleşen Dünya’da, Avrupa Birliği ve Türkiye, Türk Birliği, Gelişen Türkiye ve Yeni Anayasa, Avrupa Birliği mi? Türk Birliği mi?, Avrupa Birliği ve Kıbrıs.

Yalçıntaş Hoca, “ Türkiye’yi Yükselten Yıllar “ adlı kitabında (hatıratında) sonradan Müslüman olan eski ağır sıklet boks şampiyonu Muhammed Ali’ye namazı nasıl kılması gerektiğini güzel bir üslupla anlatıyor. Neşretmiş olduğu kitaplarda, milli duyguları dile getirmekte, ülke meselelerine ışık tutmakta ve o meselelere çareler aramakta.

Türk Milliyetçiliği fikrini içten benimsemiş ve dolayısıyla bu duygular doğrultusunda Türk Dünyası’na büyük ilgi ve hayranlık duyardı. Ben bu hissiyatı, Türk Dünyası’na birlikte yapmış olduğumuz kültür ağırlıklı muhtelif gezi ve ziyaretlerde anladım. Türk Dünyası’ndan birini gördüğü an sanki gözlerinin içi gülerdi.

Ülkemiz, gerçek ilim, fikir ve düşünce adamlarından birini daha kaybetti. Üzüntümüz çok büyük. Türkiye için hem yurt içinde, hem de yurt dışında büyük çabalar harcayan, bizim üzerimizde çok büyük emeği olan Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş Hoca’ya Allah’tan rahmet, geri kalanlara sabırlar dilerim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>