Haz 08

Yaşama Dair…

Emrah BEKÇİ

İnsan kendi yaşamını sorguladığında sisteme bazen yakın; bazen ise duygusal olarak ters gelen vaziyetler ile karşılaşır.

Hayatımızda bizleri memnun eden birçok davranış ve husus, belki başkalarını rahatsız eder. Hatta kişinin bir iş ile ilgili kazancı bir başkasının kaybının ürünüdür.

Buna en bariz ve sert örneklerden biri; insanın hayatını kayıp etmesi, yani ölmesi ve ölümünden kazanç elde eden ve başarısını ticari olarak Devamını okuyun...

May 16

Kültür ve Türk Kültürü Üzerinde Oynanan Oyunlar

Dr. Şahin CEYLANLI

Kültürler, milletlerin benliklerinden ve ruhlarından süzülmüş maddi ve manevi değerlerdir, veya genel anlamda bir toplumu var eden değerler bütünü ve mensubu oldukları milletlere şahsiyet kazandıran değerlerdir. Kültür bir topluma ait değerleri bünyesinde toplayan bir sosyal dayanışma aracıdır.

Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu, Kültür ve Milli Kültür konulu tebliğinde şöyle diyor: “ Kütleler milletleştikçe, kültürleri Devamını okuyun...

May 16

Mutluluk İle Huzur Arasındaki Farklar

Dr. Öğr. Üyesi Zülfikar ÖZKAN

Mutluluk, olumlu düşüncenin duygusudur. Anlamlı ve keyifli yaşamaktır. Huzur ise, bütün endişelerden kurtularak egonun sınırlarının ödesine geçmedir. Huzur gönül rahatlığıdır.
İngilizcede happy, mutlu, mesut, memnum, sevinçli, neşeli, uygun, yerinde olan anlamına gelmektedir.
Peace ise, huzur, rahatlık, uzlaşma, iç huzuru, barışma, sükunet anlamına gelmektedir.
Mutluluk, olumlu olarak algılanan şartlara Devamını okuyun...

Haz 10

Yeni Anayasa ve 1920 Ruhunu Çağırma…

Prof. Dr. Mustafa E.ERKAL

            T.C. tehlikeli bir eşikten döndürülmüştür. Demokratikleşme diye milli devletimizin yapısı tanınmaz hale getirilebilir; ülkemiz etnik guruplar kullanılarak çözülebilirdi. Tarihin derinliklerinden gelen Türk devleti öcü olarak gösterildi; devletsiz, milletsiz, bağımsız fert ütopyası ortada dolaştırıldı. Terörle hukuk devleti içinde mücadele yerini müzakereye, Dolmabahçe toplantısına, Oslo görüşmelerine bıraktı. Devamını okuyun...

May 02

Mayıs Türkçüler Günü Bir Ruhun Uyanışı

”Türkçülük öyle şerefli bir bayraktır ki bu bayrağı vatanın her köşesinde durmadan dalgalandırmak her Türk’ün ilk ve milli vazifesidir.”                                                                                                                                     (Mustafa Kemal Atatürk)

 

Av. Mustafa ÖZKURT*

{ÖZÜN ÖZÜ: Osmanlı İmparatorluğu‘nda 1908’de II. Meşrutiyet‘in ilanı ile birlikte gelişme gösteren Türkçü/Turancı görüş, Ziya Gökalp ile birlikte İttihat ve Terakki yönetimine egemen oldu.            Komünist ihtilali sonrası Rusya’da 1918-1922 yıllardaki karışıklıkta Enver PaşaTuran fikrini canlandırmaya çalışırken ihanete uğrayıp, bu uğurda şehit edilmiştir.                   

Cumhuriyet’in ilanından sonra Mustafa Kemal Atatürk tarafından milliyetçilik ülküsüne ağırlık verilmiş ve fakat vefatından sonra İsmet İnönü iktidarında buna son verilmiştir.                          

“1944 Türkçülük Turancılık Davası”  İsmet İnönü’nün II. Dünya Savaşı şartları içinde alınmış bir tedbir olarak bazı kesimlerce gösterilmeye çalışılması yerinde değildir.                       

Zira İsmet İnönü, Atatürk’ün Türkçü/ Turancı ülküsünden ayrılmasıyla yetinmemiş, bu fikirlere karşı düşmanca davranıp savaş açmıştır. İktidardan düşmesine rağmen ölünceye kadar bu karşı tutumunu her nedense…! Devam ettirmiştir.                                          

İsmet İnönü’den sonra gelen iktidarlarca da Türkçülüğe pek sıcak bakılmadığı gibi, yersiz ve haksız iftiralarla karalanmaya çalışıldı.   

Bütün bu olumsuzluklara rağmen bu fikri akım ortadan kaldırılamadığı gibi iktidarlar, içte ve dışta her sıkıntıya düştüklerinde Türkçü/Turancı söylemlere atıf yapmaktan da geri durmamışlardır.

Birkaç asır tarihte dün gibidir. Göktürk Devletin kurucusu Bumin Kağan’dan bu yana uyuyan ruh Cumhuriyetle birlikte Mustafa Kemal ATATÜRK tarafından yeniden uyandırıldı.}

 

Turancılık Devamını okuyun...

Haz 08

Türkiye Toplumu (!)

A.Kemal GÜL

 

Rönesans ve reform hareketleri, Batı’da skolâstik düşünceyi yıkarken, Osmanlı’da aynı dönemlerde dini eğitim daha fazla ağırlık kazanmıştır. 1454’te Almanya’da matbaa bulunmuş ve Batı’da okur-yazar olanlar bilimsel eserlere kolayca ulaşmıştır. Osmanlı ise matbaayı yasaklamış ve ancak Almanya’dan 300 yıl sonra izin vermiştir

 

Osmanlı Devleti, bütün bu sıkıntılara uğramış olmasına rağmen, 18. Yüzyıldan Devamını okuyun...

Haz 10

Tarih, Millet ve Dil

 Halil ALTIPARMAK

Pat diye soruyorum;

Tarih nedir?

Elbette, bu soruya çok çeşitli cevaplar verilebilir. Ancak, Kendi ölçülerim, tecrübem, bilgilerim ve değerlendirmelerim ışığında bir cevap vermek istiyorum: TARİH, GEÇMİŞİ ANLATAN GELECEKTİR.

O halde, Tarih bilmeden, geleceği kuramazsınız.

Böyle bir girişi ne için yaptım?

Önce, aşağıdaki yazıyı bir okursanız, ne için yazdığımı daha iyi anlatabileceğim, zannederim.

“Düstûr-u mükerrem, müşir-i mufahham; Devamını okuyun...

Ağu 11

Milli Şehitlerimizden Nusret Bey…

Mustafa E. ERKAL

Ermenilere kötü muamele yapılmasını engelleyemediği şeklindeki haksız iddialarla daha önce beraat etmiş olmasına rağmen, Boğazlayan Kaymakamı Kemal Bey’in dış ve yerli işbirlikçilerinin ihaneti ile baskılarla 10 Nisan 1920 tarihinde Beyazıt’da nasıl idam edildiğini artık biliyoruz. Rahmetli Atatürk aziz şehidimizi verdiği teklifle milli şehit ilan ettirmişti.

30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi ile Osmanlı Hükümetleri işgalcilerin Devamını okuyun...

Ağu 11

Kiralık Kalemler!

A.Kemal GÜL

ATATÜRK ve Türk İnkılâbı, Milli Mücadele’nin başından itibaren yabancı yazarların dikkatını çekmiş, bu konuda eser yazılmıştır. Yabancı yazarlar, yaşarken olduğu gibi ölümünden sonra da Atatürk’ten hayranlık ve takdir duygularıyla söz etmişler, yazılarında eserinin değeri ve büyüklüğü karşısında düşünce ve duygularını dile getirmişlerdir.

Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, bütün batılı ülkelerin ilgi Devamını okuyun...

Haz 23

Ahde Vefa

Ruhittin SÖNMEZ

“Ahde vefa” (söze bağlılık) ahlakın ve hukukun temel ilkelerinden biridir. Romalıların “pacta sunt servanda” olarak ifade ettikleri ahde vefa ilkesi uyarınca kişi, serbest iradesi ile verdiği sözlerle bağlıdır.

Özel veya tüzel kişilerin aralarında yaptıkları sözleşmelerin geçerliliği ve bağlayıcılığı ahde vefa ilkesine dayanmaktadır.

Ahde vefa ilkesi Türk Borçlar Kanunu’na, dolayısıyla borçlar hukukuna Devamını okuyun...

Eski yazılar «

» Yeni yazılar