x

AYDINLAR OCAKLARI 47. BÜYÜK ŞURASI 26-28 EKİMDE MALATYA'DA YAPILACAK 

                Haziran ayında yapılacakken seçimler nedeniyle ertelenen Aydınlar Ocakları 47. Büyük Şurası 26-28 Ekim tarihleri arasında Malatya'da yapılacak. 
                Şura 26 Ekim Cuma günü saat 14.30'da Malatya Aydınlar Ocağı Başkanı Prof. Dr. Abdullah Korkmaz'ın açılış konuşması ile başlayacak. Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Erkal'ın genel değerlendirme konuşmasından sonra "Dünya Siyasetinde Yeni Dini Hareketler" konulu açık oturum yapılacak. Akşam yemeğinden sonra saat 20.00'de Ocak Başkanları İstişare Toplantısı yapılacak. 
                27 Ekim Cumartesi günü saat 09.30-12.00 arasında yapılacak 1. Oturumda Türkiye ve dünya gündemindeki konularla ilgili tebliğler sunulacak. Öğle yemeğinden sonra Battalgazi gezisi ve Şehitlik ziyareti yapılacak. Saat 16.00-18.30 arasında yapılacak 2. Oturumda tebliğlerin sunumuna devam edilecek. Akşam da bir konser verilecek. 
                Şura 28 Ekim Pazar günü saat 10.00'da Şura Sonuç Bildirisinin okunması ile sona erecek.
Şurada sunulacak tebliğler Malatya Aydınlar Ocağı Prof. Dr. Abdullah Korkmaz'a gönderilecektir. Tebliğlerin sunumunun 15'er dakikayı geçmemesi gerekmektedir.

«

»

Nis 24

Özü ve Sözü Bir Olmak

Cafer GENÇ

Dünkü köşe yazımda, eğitim sorunlarımızdan söz etmiştim (bu sözümü, yazımı okumamış olanlar, kaçıranlar için hatırlatmak amacıyla kullanıyorum). Sıraladığım ve sorguladığım bu eğitim sorunlarımızı, “EĞİTİM DÜNYASI” köşemde, 2016 yılından itibaren (yaklaşık 2 yıldır) yazıyorum. Eğitimin hemen hemen her konusuna değinmiş olmama rağmen, yazılacak daha pek çok konunun olduğunu düşünüyorum.

Milli Eğitim Bakanımız, “eğitim konusunda başarılıyız” derken, “ferdi başarılardan, şahsi derecelerden mi söz ediyor, acaba?” diye merak ettim. Ben, genel durumdan söz ediyorum. Nitekim, dün, basında yer alan iki eğitim haberi, söylediğim bu duruma çok çarpıcı bir örnek teşkil etmektedir.

Eskişehir’de, Anadolu Lisesi 10. sınıf öğrencisi İpek Aslantaş, Moskova’da düzenlenen Uluslararası Bilim Temelleri Bilgi Yarışması Matematik Finali’de dünya birincisi olmuş. Gururumuz olan kızımızı tebrik ediyorum. Aynı gazetenin, bu haberin hemen üstündeki haberinde ise, “Askeri Öğrenci Aday Belirleme Sınavı’da 293 bin adaydan 50 bin 375 ‘i Sıfır Çekti” diye haber vermektedir. Bir İpek kızımızın üstün başarısına karşılık, 50 bin öğrencimizle ilgili vahim durumun, eğitim adına kıyaslanmasını istiyorum. Bilmem anlatabildim mi?

Eğitimle ilgili bu durum tespitinden sonra anlatacağım olaylarla söylemek istediklerime açıklık getirmiş olayım. Yaklaşık, 30 yılı yöneticilik olmak üzere 40 yıldır eğitimin içinde olan birisi olarak bu durumun 40 yıldır düzelmediğini de özellikle belirtmek istiyorum.

Meşhur kıssadan hisseyi bilirsiniz. Japon eğitim uzmanları Türkiye’deki eğitim sistemini incelemek ve görüşmeler yapmak üzere ülkemize gelmişler. Japon uzman, “Biz, anaokulundan itibaren çocuklarımızın elinden tutar, Hiroşima’ya götürürüz. Çalışmazsanız, güçlü olmazsanız işte, düşman sizi bu hale getirir dedikten sonra, fabrikalara, sanayi bölgelerine götürerek çalışırsanız, üretirseniz güçlü, zengin ve mutlu olursunuz, düşüncesini vererek yetiştiririz” demiş. Buna karşılık, bizim eğitim uzmanımız, “sizin böyle güzel bir örneğiniz var, biz bu işi nasıl yapacağız?” diye sorması üzerine, Japon eğitim uzmanı, “sizin Çanakkale Zaferi’niz, bizim bu örnekten çok daha etkili bir güce sahiptir.” demiş. Değerlerimizi bilmediğimizi ve eğitim sistemimizdeki eksikliğimizi anlatan bu olaydan alınacak çok dersin olduğunu düşünüyorum.

Anadolu Lisesi müdürü olarak Aksaray’da katıldığım bir seminerde, Daire Başkanı’nın anlattığı şu iki olay, eğitimle ilgili durumumuzu anlatmaya yetecektir. “Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri olarak Kredili Sistemi, Türkiye genelinde anlatmak üzere seminerler veriyorduk. Övmekle bitiremiyorduk. Ben de Adana’da bir salonda, lise müdürlerine Kredili Sistemi anlatıyordum. Bir ara telefonum çaldı, Bakanlık’tan arıyorlardı. Dışarı çıktım, görüştüm. Kredili Sistem’in kaldırıldığını, semineri bitirmemizi ve hemen dönmemizi istediler. Ne yapacağımı şaşırdım. Az önce övmekle bitiremediğim sistemin kalktığını nasıl söyleyeceğimi düşünmeye başladım. Salona girdim, sadece seminerin sona erdiğini söyleyebildim.” demişti.

Şunu da anlatmışlardı: “Mevzuat Daire Başkanlığı olarak hazırlayacağımız yönetmelik, mevzuat için ilgililerle toplanıyoruz. Çalışmalarımızı tamamlayarak bir üst makamın OLUR’larına arz ediyoruz. İnceliyorlar, bazı yerlerin üstünü çiziyorlar, notlar yazarak üst makama gönderiyorlar. Onlar da aynı şekilde yaptıktan sonra, en üst makamdan, değiştirilmiş haliyle olması için, en son tekrar bize geliyor. Bakıyoruz, “bizim hazırladığımız bu değildi ki”‘ demek zorunda kalıyoruz” demişti.

Eğitimimizi anlatması bakımından sosyal medyada şöyle bir soru dikkatimi çekmişti. “Bir sütçü, litresini 75 kuruşa aldığı süte, dörtte bir oranında su ilave ederek litresini 85 kuruştan satmaktadır. Buna göre, sütçünün karı yüzde kaçtır?” Burada, ahlaksızlığın sınav sorusu olduğu bir anlayışta, ahlaklı nesiller yetiştirmenin zorluğunun hesabını, artık siz yapın. Böyle bir soruyla eğitimi gerçekleştirerek insanı hayata hazırlamak mümkün müdür?

Yurt dışında öğretmenlik yapan bir arkadaşım ziyaretime gelmişti. Makamımda sohbet ederken şu iki husus çok dikkatimi çekmişti. “Müdürün çalışma ofisi vardır. Orada proje üretir. Alt kademede ilgililerin uygulamalarını sağlar. Sonuçları ile ilgili raporları komisyonda değerlendirir. Teşvik ve tedbir çalışmaları yapar. İşi, sadece eğitimdir. Her yerde, her zaman olmaz, görülmez. Her şeye müdahale edip kendini yıpratmaz. Ben, bir yılda 3 veya en fazla 5 defa görmüşümdür. Herkesin yapacakları bellidir, işlerini yaparlar” demişti. Bizde ise müdürler, okulun çatısı, musluğu, tebeşiri, boyası, bahçesi derken eğitime ayıracakları zamanı bulamamaktadırlar.

Diğeri de, “Öğretmenler eğitimden başka hiçbir şey yapmazlar. Görev anlayışı ve sorumluluk duygusu yerleşmiştir. Ders programlarında, (bizde, karnıyarık denilen) boş saatlere, Türkiye’de tepki gösterilirken, onlar için kütüphaneye gitme, laboratuvarda hazırlanma, proje üretme fırsatı şeklinde, olumlu durum olarak karşılanmaktadır” demişti. Bizde ise, ders programından memnun olmayan öğretmenin tepkisine çaresiz kalınmaktadır.

SÖZÜN ÖZÜ: Eğitimin inceliklerini, özelliklerini ve güzelliklerini bilmemiz gerekir. Günlerimizin mutlu, geleceğimizin umutlu olması için eğitimle ilgili herhangi bir sorunumuz olmamalıdır. Özü ne ise, sözü de aynı olan insanlar kaybetmezler.

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>