x

AYDINLAR OCAĞI GENEL MERKEZİ’NİN

GELENEKSEL MEVLİDİ 25 MAYIS’TA

 

Aydınlar Ocağı Genel Merkezi’nin kurulduğu 1970 yılından bugüne kadar vefat eden üyelerimiz için her yıl okuttu GELENEKSEL MEVLİD    25 Mayıs 2019 Cumartesi günü, öğle namazının ardından Dülgerzâde Camisi’nde (Fatih, Macarkardeşler Caddesi Nu.37) okutulacaktır.

 

Bütün üyelerimizi geleneksel mevlidimize bekliyoruz.

 

AYDINLAR OCAĞI GENEL MERKEZİ 

 

x

19 MAYIS ATATÜRK'Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI KUTLU OLSUN

ATATÜRK'ÜN SAMSUN'A ÇIKIŞININ 100. YILINDA ATATÜRK'Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI KUTLU OLSUN            

18 Mart 1915 Çanakkale Zaferi’nin kazanılmasıyla yanan Kurtuluş ateşi, Mustafa Kemal’in  l9 Mayıs l919'da Samsun'a çıkıp Milli Mücadele bayrağını açmasıyla bütün yurdu sarmış,   23 Nisan 1920’de milli egemenliğin tecelli ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla millete malolmuş,  30 Ağustos 1922’de zafere ulaşmış ve 29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti ile taçlanmıştır.

Cumhuriyet’e giden bu uzun ve kutlu yolun ilk adımı olan 19 Mayıs 1919’un 100. Yılında 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramınızı,  en iyi dileklerimizle kutlarız.

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

AYDINLAR OCAĞI GENEL MERKEZİ

Formun Üstü

 

 

«

»

Oca 03

Olan mı Önemli, Olması Gereken mi? / Uzlaşmanın Şifa Verici Gücü

Dr. Öğr. Üyesi Zülfikar ÖZKAN

 

Pek çok insan konuşmasında “olanı” değil “olması isteneni” anlatıyor.
Olması istenen anlatılınca insanlar kolayca motive oluyor ve harekete geçebiliyor. Ancak bu işin bilimsel tarafı zayıf olduğu için uzun vadede bu konuşmalar faydalı olamıyor. İnsanlar hayal kırıklığına uğruyorlar.
Bu süreçte “Ben yaptım oldu” mantığıyla hareket edenler ön plana çıkıyor. İnsanların çoğu hayatlarını bilimsel verilere göre değil, bildiklerine göre yönetiyor.

Oysa olana uyum sağlamamız ve onun içindeki hayrı görmemiz gerekir. Allah istemese yaprak kıpırdamaz.
Yüce kuranda şöyle buyuruluyor: “Hoşlanmadığınız şey sizin iyiliğinize; sevdiğiniz şey de, kötülüğünüze olabilir. Siz bilmezsiniz, Allah bilir. [Bekara 216].
Vaki olanda hayır vardır demek, irade ve tercihimizin dışındaki sebeplerle, başımıza bir şey gelirse sabretmeliyiz. Şikâyetçi olmamalıyız. Sabredersek, neticesinin hayırlı olacağını görebiliriz. Ama biz yüce Allah’ın verdiği olana değil, kendi isteğimiz olan “olması gerekene “ yoğunlaştığımız için ipin ucunu kaçırıyoruz.
İnsanlar gerçeklerle yüzleşmekten kaçıp, kendilerine göre olası gerekenlere ve hayallere dalmayı seviyor. Bu sebeple hikâye anlatan diziler, bilimsel temelli belgesellerden çok daha fazla izleniyor. Kurgu temelli romanlar bilimsel araştırma kitaplarından daha çok alıcı buluyor.
Türkiye’de genellikle olan gerçekler ihmal ediliyor. Bu yüzden hayallerle gerçekler arasındaki makas her geçen gün açılıyor.

 

 

                                                 Uzlaşmanın Şifa Verici Gücü
Huzur içinde olmak, hayatla tam anlamıyla uzlaşmak demektir. Huzur, rahatsızlık, edişe, sıkıntı ve heyecanlardan uzak durmaktır.
Huzurun zıddı, her şeye direnmekten kaynaklanan iç çatışmadır. Huzursuz kişi, insanlara, olaylara, fikirlere direnir. Direnç ise insanın hayatına karmaşa, kaos ve stres getirir.
Direnç, zehirle oynamaktır. Uzlaşma ise kişiye şifa verir. Direndiğimiz şeyden uzaklaşır, dikkatimizi uzlaşmanın üretici gücü üzerinde yoğunlaştırırsak yeni kaynaklarımıza ulaşabiliriz.
Üretici (yaratıcı) olabilmek için hayatla uzlaşmamız gerekir.
İnsanın aklında birlik ve bütünlük hissi yaratan her şey , o insanda haz ve doyum duygusu uyandırır.
İşini seven insan hayatla uzlaşıyor demektir. El işçisi olsun, bir tezgahta çalışan işçi olsun işine sevgi katan , işinde tatmin olan akış yaşantısına girebilir. Akış, üst düzey yaşantının psikolojisidir. Hayatla uzlaşan kişiler sık sık akış yaşantısına girebilirler.
İnsanlara direnmek, şartlara direnmek, havaya direnmek, çevreye direnmek…. Bunların hepsi huzurun baş düşmanıdır.
Uzlaşmak uyum sağlamaktır. Uyum sağlamak, başkalarıyla birlikte çalışmak, insanlarla bütünleşmek ve bir olmak demektir.
Hayatla uzlaşma , iç güvenliği sağlar, huzurun kapısını açar, gelişmeyi teşvik eder, yaratıcılığı artırır, işe sevgi katmasına sebep olur, şifa verir.
Huzurlu yaşamaya, çevrenizdeki insan ve nesnelerle uyum içinde olmaya ve huzurun keyfini yaşamaya geç kalmadan hemen şimdi başlayalım mı? Yoksa siz çoktan başladınız mı?

Kaynaklar:
• Jack Enign Addington, % 100 Düşünce Gücü.
• Zülfikar Özkan, Kendinle Barışmak

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>