«

»

Ara 05

Öğretmenler Günü ve Düşündürdükleri

Av. Mustafa ÖZKURT

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün başöğretmen olarak kabulünden hareketle, 26 Kasım 1992 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan “Öğretmenler Günü Kutlama Yönetmeliği” doğrultusunda her 24 Kasım öğretmenler günü olarak kutlanılmasına başlanılmıştır.

Öğretmenler Günü ile bir meslek olarak öğretmenlik yaparak bizleri hayata hazırlayan (daima saygı duyduğum) , aziz öğretmenleri hatırlayıp, onurlandırmak amaçlanmıştır.

Her meslek saygın ve kutsaldır. Ancak iki mesleğin bende farklı yeri vardır. Bunlardan bir öğretmenlik diğeri doktorluktur. Her meslekte yapılacak hatalar düzeltilebilinir. Fakat öğretmenlik ve doktorluk mesleği icra edilirken hataya yer yoktur. Öğretmenlik sade bir meslek değildir. Aynı zamanda ustasının elinde bir sanattır. Bu sanatla insan şekillendirilir.

Eğitim/öğrenim boyunca birçok öğretmenle karşılaşılmasına rağmen ilkokul öğretmeni kolay, kolay unutulmaz. İlkokul öğretmeni yaş ağaca şekil verendir. Bu şekille insanın hayattaki çizgisi belirlenir.

İlkokul öğretmeni sadece öğreten değil, öğretirken eğitendir de.

Bir üniversite bitirerek veya daha fazla tahsil yapılarak öğretici olunur, ancak öğretmen olunmaz.

Daha evvelce öğretmen yetiştirmek için öğretmen okulları vardı. Ortaokuldan sonra gidilen bu okullarda sınıf öğretmeni yani ilkokul öğretmeni yetiştirilirdi. Bu okullar öğretmen yetiştirmek içindi.

Hangi gerekçelerle olursa, olsun öğretmen okullarının kapatılması ülkemiz açısından zararlı olmuştur. Bu gün öğretmen okulu mezunu öğretmenleri göremememizin sonucunda eğitim seviyemiz perişan hal aldı. Öğrenim yedi yaşında da, yetmiş yaşında da olur. Fakat eğitim için bunu söyleyemeyiz. Eğitimi verebilmek için bu konuda yetiştirilmiş olmak gerekir.

Resmi Gazetenin 24 Haziran 1973 tarihinde yayımlanan 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu Öğretmen Okullarının sonunu getirdi. Sonu gelen öğrenim değil EĞİTİM idi.

Bu güne baktığımızda her iktidar değiştiğinde değil, her bakan değiştiğinde Milli Eğitimimize neşter vurulmaktadır. Eğitim sistemimiz yazboz tahtasına döndü. Oysaki eğitim meselesi her türlü siyasetin üstünde görülmesi gereken asli ve milli bir yapıdır. Eğitime siyaset müdahale etmemelidir. Eğitim bir ülkenin geleceği ve onu ayakta tutan temel direktir. Bu nedenle Milli Eğitim Temel Kanunu denmiş ve ancak temel yerinden sökülmüştür.

Her kurum ve kuruluşta aksaklık olabilir. Aksaklık var diye, aksaklıkların giderilmesi yerine onu ortadan kaldırmak akla zarardır. Hastalıkta son çare cerrahi müdahaledir. Lakin bizde bu konuda ilk akla gelen kesip atmak olmuştur.

Geleceği yakalamak için geçmişteki aksayan yönleri de dikkate alınarak öğretmen okullarının açılmasında yarar safhası geçilmiş, zaruret halini almıştır.

Kuruluşundan yasal nedenle kapanmasına kadar “Eyüp Milli Eğitim Derneği” Başkan Yardımcılığı görevini yapmam nedeniyle bu yazıyı kaleme aldım.

Bu konuda işin mutfağında çalışan, asıl söz sahibi yıllarını eğitime vermiş olan öğretmenlere bırakılması gerektiğine de inanıyorum. Eğitimsiz bilgi daima zararlara gebedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>