x

KIBRIS BARIŞ HAREKATININ 45. YILI KUTLU OLSUN


45 Yıl önce gerçekleştirilen ve zaferle sonuçlandırılan Kıbrıs Barış Harekatı'nın 45. yılı kutlu olsun. Megalo idea iddiasıyla Kıbrıs'taki Türk varlığına son vermek üzere her türlü baskı ve zulmü reva gören Rum palikaryaları 20 Temmuz 1974'te Türk ordusunun yaptığı Barış Harekatı sonucunda mağlup olmuşlardır. O zamanki Türk Hükümeti Amerika ve Avrupa'nın her türlü baskı ve ambargosuna karşı bu harekatı başarıyla gerçekleştirmişlerdir. Bu konuda Kıbrıs Türklerinin Lideri Rauf Denktaş'ın büyük kahramanlık ve fedakarlığını asla unutmamak gerekir. Aydınlar Ocakları olarak Kıbrıs Barış Harekatının 45. yıldönümünü kutlarken Kıbrıs'ın milli kahramanı KKTC'nin kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı ve aziz Kıbrıs şehitlerini rahmet ve minnetle anıyoruz. Kıbrıs gazilerimize de saygı ve şükran duygularımızı sunuyoruz.


AYDINLAR OCAĞI GENEL MERKEZİ

«

»

Ara 09

Ne Yapılmaya Çalışılıyor

Halil ALTIPARMAK

Kim anlıyor, ülkede yapılmaya çalışılanları?

Ülkede ekonomi hepimizi çarpıyor, ülkenin ekonomisi çok iyi diyenleri bile bir telaş almış, gizlemek için her şeyi yapıyorlar.

Ülke, Orta-Doğu’da örtülü bir savaşın içerisine girmiş. Hem de öyle bir savaş ki, çıksan çıkamazsın, girsen giremiyorsun, şaşırıp kalmış, karar vericiler.

İşsizlik, 15 yıldan beri ülkeyi  yönetenlerin en başının bile rahatsızlık duyduğu ve bunu da dile getirdiği boyutlara ulaşmış.

AB dün girmekten gurur duyacağımız(!) bir birlik iken, bugün baş düşmanımız olmuş.

ABD, en önemli stratejik müttefikimiz(!) iken, bugün neredeyse savaşın eşiğine geldiğimiz bir ülke olmuş.

Fetö diye bir canavarı yaratanlar, saltanatlarını sürdürmeye devam ederlerken, fetöcü diye kimler mağdur ediliyor bilinemez hale gelmiş.

Kadına şiddet, tecavüz, çocuklara taciz ve ölümler her taraftan toplumu kuşatmış.

Pkk terör örgütünün kanımızı dökmesi son hızla devam etmekte.

Arap birliği genel sekreterinin bile ışid destekçisi olmakla suçladığı bir hale düşmüşüz.

Ülkede, konuları kişilere göre anlayan ve değerlendiren, yaşadıklarımızı bir inat uğruna görmek istemeyen kişiler hariç herkes gergin, sinirli ve belirsizliğin içerisinde bocalar hale gelmiş.

Ama, olsun, biz yine de başkanlık sistemini bir an önce getirelim derdindeyiz.

Bunun nedenini anlayan var mı?

Eğer, Anayasa’ya uyulmuyor ise, Anayasa’ya uyulması mücadelesi mi verilmeli, yoksa, Anayasa mı değiştirilmeli?

Değişecek Anayasa’ya uyulacağının garantisi var mı?

Bir muhalefet partisinin yapması gereken, iktidar partisinin eksiklerini, yanlışlarını söylemek mi ve bu eksik, yanlış işleri kamuoyuna açıklamak, anlatmak mı, yoksa bu işleri örtbas etmek mi?

İşte, anlaşılmaz olan durum tam bu durumdur.

Ülke, yukarıda saydığımız çok, çok ağır şartlarda iken, bizim işimiz gücümüz yokmuş gibi, sitem değişikliğine gitme nedenini gerçekten anlamıyoruz. Hem de, çok yakın zamanlarda söylenenlerin tam tersini yapmak pahasına. Temenni ederim ki, benim anlayışım kıt ve sadece ben anlamıyorum.

Değerli arkadaşlar, rica ediyorum, yaşananları değerlendirirken şahsî ölçülerle değil, Türk Milleti’nin değerleri ve bekası açısından değerlendirelim. Yoksa, her şeye rağmen Türk Milleti’nin en büyük ümidi olan kadrolar, birbirleri ile didişip durarak ülkenin zemini altımızdan kayacak, haberimiz bile olmayacak.

Eyvah, ben ne yaptım demek geri dönülemez işlerin başımıza gelmiş olması demektir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>