«

»

Mar 02

Ne Mutlu Türküm Diyene

Halil ALTIPARMAK

 

Başlıktaki söz, binlerce yıllık tarihin içinden süzülerek gelen ve bu uzun tarihi çok iyi bilen bir Dünya Lideri’nin sözüdür.

Bu sözü, yalın bir halden çıkarıp, Tarih Felsefesi yaparak, yani, sorarak, sorgulayarak, düşünerek ve derinlere inerek değerlendirmek gerektir. İşte o zaman, neden yasaklanmak istendiği de çok iyi anlaşılmış olur. Hatta, bu söz ile birlikte, Andımızın da neden yasaklandığını anlamak mümkün olur.

Anayasamızdan, Türk ve Atatürk sözlerinin kaldırılması gerektiği bir süre önce bir takım şahıslar tarafından dile getirilmişti. Şimdi de, Mecliste birilerinin ilk dört maddenin tartışılabileceğini ileri sürdüğünü görüyoruz.

Bakın, sadece ilk 4 madde ile bizi oyalamaya kalkmayın! Ayrıca, daha önce de belirttiğim gibi sadece İlk 4 madde ile değil, aynı zamanda 5., 6., 7., 9., 10. ve 66. Madde ile de oynanmamalıdır. Çünkü, Anayasa’daki bu maddeler ülkenin çimentosudur.

Ama, ne yapılırsa yapılsın, NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE sözü dünya çapında bir sözdür. Bu sözün tarihe kazındığını ve asla silinemeyecek bir şekilde kazındığını herkesin bilmesi ve ona göre tavır alması gerektiğini buradan açıklıkla söylüyorum.

Hangi görüşte olursa olsun, her Türk evlâdının nihaî sözü budur ve olmalıdır. Bir zamanların siyasî kavramları ile farklı kulvarlarda olmuş insanlarımızın, bugün, bu sözün ÇATI olmasını benimsemesi hepimiz için bir gerekliliktir ve şarttır. Çünkü, Devletin kuruluş ilke ve felsefesindeki Milliyetçilik ilkesi, diğer temel ilkelerle de birlikte Cumhuriyet’in kuruluşunun harcıdır. Burada Çatı kavramının ne olduğunu anlatmaya gerek yoktur diye düşünüyorum.

Dünyanın egemen güçlerinin ve onların yerli işbirlikçilerinin Mustafa Kemal ATATÜRK’e karşı olmalarının en temel nedeni belki de bu sözün anlatmaya çalıştığı görüşlerdir.

Neden biliyor musunuz?

Çünkü, bu söz, sadece Batı, yani Anadolu Türklüğü için söylenmiş bir söz değildir. Bu söz, tüm dünyada, NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE demeyi kendisine düstur edinmiş ve içten benimsemiş olanlar için söylenmiş bir sözdür.

Neden bu kadar rahat söylüyorum?

İşte size Altay dağlarındaki Göktanrı inançlı Türklerin Lideri Bilge Kam Akay Kine’nin birkaç yıl önce, Türkiye’de bir televizyonda sarf ettiği sözler:

ATATÜRK’ÜN ADINI KÖTÜ ANACAK ADAMIN BAŞINI ALTAYLARDAN GELİR KESERİM… ONA DİL UZATAN OLURSA, ELBETTE BİZ ONUN ARKASINDA DURURUZ, GÖKLERİN EVLÂDINI KORURUZ.”

Taa Altaylardan Mustafa Kemal ATATÜRK’ün ne yaptığını ve ne yapmak istediğini anlayanlar var da, kendi kurduğu ülkede olmaz mı?

Olur elbette, hem de çok fazla sayıda var. Yeter ki, Devletin kuruluş ilke ve felsefesinde birleşilsin.

Neden bu kadar rahat söylediğimin bir takım belgelerini ortaya koyalım!

ATATÜRK’ün 1933 yılında, Ruşen Eşref ÜNAYDIN ve yanındaki birkaç kişiye söylediği sözleri görelim:

“Bugün, Sovyetler Birliği, dostumuzdur; komşumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olacağını kimse bu günden kestiremez. Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan gibi parçalanabilir, ufalabilir. Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir… Bizim bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lâzımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır. Manevi köprüleri sağlam tutarak. Dil bir köprüdür… İnanç bir köprüdür… Tarih bir köprüdür… Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimizin içinde bütünleşmeliyiz. Onların (Dış Türklerin) bize yaklaşmasını bekleyemeyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gerekli…”

İnanılmaz bir öngörü değil mi?

Bu bilgi kesmedi mi?

O zaman, Onuncu Yıl Nutku’na bakalım!

Mustafa Kemal ATATÜRK’ün sesiyle ve görüntüsüyle en açık bıraktığı belgelerin başında bu Nutuk gelmektedir. Ülkemizde hemen herkes bu konuşmayı bilir. Ancak, bu konuşmanın içeriği hakkında çok fazla yazılmış yazıya rastlamayız. Neden acaba?

Bu konuşmada ATATÜRK, NE MUTLU TÜRKÜM demeden önce kutlamayı yapmıştır. Kutlama öncesi son paragraf şudur:

“Bugün, aynı iman ve katiyetle söylüyorum ki, millî ülküye tam bir bütünlükle yürümekte olan Türk Milletinin büyük Millet olduğunu, bütün medenî âlem, az zamanda bir kere daha tanıyacaktır. Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medenî vasfı ve büyük medenî kabiliyeti, bundan sonraki inkişafıyla(gelişmesiyle), âtinin(geleceğin) yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.”

Bu sözler, bana göre, bu ülkede, bugüne kadar yeterince göz önüne konmadı ve gündeme oturtulmadı. Nedenini ayrıca değerlendiririz.

Yukarıda adı geçen Altay Türklerinin Lideri Akay Kine’nin neden ATATÜRK ile ilgili o sözleri sarf ettiğini anlamış olmalıyız.

Yani, Akay Kine’nin binlerce kilometre mesafeden gördüğünü biz buradan görmez isek, biraz garip olmaz mı?

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>