«

»

Tem 08

Modernleşme ve Milliyetçilik Olgusu!

Fahri YAĞLI

 Doğru söz acıdır; onu hazmedebilirsen, yarın faydasını görürsün, o sana zevk verir. Doğru söz, bak, gönüle acı ve sert gelir; sert söz doğrudur; o doğru söz nerede? (Yusuf Has Hâcib, Kutadgu Bilig, beyit 5777-5778)

Türkçülüğün fikir babalarından Ziya Gökalp milleti, halkımızın ifadesiyle “dili dilime, dini dinime uyan insanlar topluluğu” olarak tanımlamış; ırkçılığı kesinlikle reddederken diğer faktörlerin de tek başlarına yeterli olmadığını ileri sürmüştür. Hiç şüphesiz din/inanç ve dil çok önemli iki faktördür. Bu kodlardan ikisinin bir arada olmadığı durumları dikkate alarak bunlardan biri eksik olduğu takdirde aranacak diğer unsurlarıda hesaba katmalıyız. Ortak tarih, ortak kültür, bir arada yaşama iradesi ve ortak gelecek tasavvuru bunların başında gelir.

Yaygın görüşe göre millet, siyasi bir birlikteliğin, ortak adıdır. İmparatorluk mirasının üzerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti de bunu böyle kabul etmiştir.Bu sebeple “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran millete de “Türk Milleti” denmiştir.”

Türkiye Devletinin kuruluş felsefesini oluşturan unsurlar açısından da farklı etnik kimlikleri iddia edenler çıksa da, bin yıllık ortak bir tarihin ve ortak bir gelecek beklentisinin birleştirdiği bir millet olduğumuz gerçeği de unutulmamalıdır.

“Türk milleti” kavramı, kapsayıcı ve kuşatıcı olarak kullanılmaktadır. Devletimiz Türk devletidir ve milletimizin adıda “Türk Milletidir”. Etnik köken ve ana dil açısından farklı olan vatandaşlarımız da bu kapsayıcı kavramın içinde mütalaa edilir. Burada bizim tarihî tecrübemiz açısından da bir sapma ve ayrıştıma söz konusu değildir.

Yıllardır sürdürülen etnik taassub, ayrılıkçı vakalar ve bölücü unsurlar bu kuruluş ve yaşam felsefesine karşı ihanet içinde olmuşlardır. Türk milleti olgusu, doğal bir reflekstir. Bu felsefe sadece duygu değil, bilgi ve akılla beslenen güçlü bir milletleşme vakasıdır, bu ülkenin gerçek aydınlarının temel görevi bunu fikren beslemektir.

Milliyetçilik, modernleşme sürecinin doğal bir sonucu ise, milletin tanımlamanın sonucu olan “Türk Milliyetçiliği”   modernleşme sürecinin doğal bir sonucudur deyebiliriz.

Türk milliyetçiliği ortak bir dil ve kültür sunarak yeni bağlılık, aidiyet ilişkisini ile kendini ifade eder.

Atatürk’ün devlet kurma kodları da Türk Milletçiliğinin güçlü dinamizmidir. Türk Milletçiliği fertlerin birliği ve devletimizin bekasıdır. Türk milletinin bütün meseleleri bizim meselemizdir. Siyaset de buna dâhildir, bin yıldır kesintisiz ayakta duran devlet-i ebed-müddet’in bekası en mühim önceliğimizdir.

Türkiye’de siyasetin  üslup ve tarzı yanlıştır, kutuplaşma ve psikolojik bölünmelere müsaittir. Bir Türk Milliyetçisi olarak, bu psikolojik iklimi oluşturan ateşe odun değil, su taşımak temel vazifemiz olmalıdır.

Türk Devleti ve Tür Milleti için, büyük bir inşa hamlesinin başlangıç noktası, kendini ve dünyayı tanımaktır. Kendisi olamayan, kendisini tanımayanın evrensellik yada dünya vatandaşlığı iddiası kof olduğu gibi, içe dönük, tecritçi ve ben-merkezci bir yaklaşımla bir medeniyet kurması yada  bu küresel dünyada iddialı olması mümkün olmayan bir hayaldir.

Şanlı tarihimizdeki, büyük başarıların bu dönemde bir benzerini gerçekleştirmesinin yegane yolu, bilgiden, bilimden ve akıldan geçmektedir. Tabii ki bu bilgi ve bilim, bizim medeniyetimizin çerçevesini oluşturan değerlerimiz istikametinde bir dünyanın inşası içindir. İnsanı merkeze alan bir medeniyet, her şeyden önce yaşanabilir bir çevre, sürdürülebilir ve adaletli bölüşümü esas alan bir kalkınma, insanların kendilerini gerçekleştirmelerine fırsat veren bir eğitim siyaseti ile mümkündür

Türk Millî Mücadelesinin devamı ve başarısı için, milletin seçeceği yeni  Hükümet erki, ve Cumhurbaşkanı bu Türk Devlet felsefesini doğru idak etmelidir. Yeni dönemde kendi ağırlığını ve önemini müdrik olarak millî iradenin gerekleri doğrultusunda kullanmalı ve Türkiye’ye kurulan tuzakları boşa çıkarmak için çalışmalıdır.

Türk Milletinin feraseti ve şahsiyeti bu büyük ülküsüne ulaşmasında rehberlik edecektir , Türk’ün 21. asırdaki Kızıl Elma’sına giden yolda siyasetçiler kadar ve hatta onlardan fazla düşünce, bilim ve sanat adamlarına, geleceğin teminatı gençliğe görev düşmektedir.

Büyük bilge Yusuf Has Hâcib’in dediği gibi, “Akıl karanlık gecede bir meş’ale gibidir; bilgi seni aydınlatan bir ışıktır.”.  Türk milletinin seçeceği Lider, Türk ve İslam âlemine yeniden önder olacağı gibi, yeni bir medeniyetin inşasına da muktedir olmak zorundadır.

Allah Türk Milletinin ve mazlum milletlerin yâr ve yardımcısı olsun..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>