«

»

Eki 24

Milliyetçilik

Halil ALTIPARMAK

Nedir Milliyetçilik?

En kısa ve öz ifade ile; bir Millete mensubiyet duygusuna sahip olmaktır. Millet, Milliyetçilik, Millî gibi kavramların köküne inip kelimelerin köken bilgisi kuralları ile ilgilenmeden bu kısa tarifi yapabiliriz.

Ümmet, ümmetçilik gibi kavramlar ise, Millî, Milliyetçilik kavramları ile uyumlu değildir. Çünkü, ümmet kavramı, genel kabul gören haliyle aslında, beynelmilelciliği ifade etmektedir. Bizim açımızdan baktığımızda, Müslüman olan farklı milletlerin ortaklığı anlamını taşımaktadır. Böyle bir ortaklık sürdürülebilir bir ortaklık mıdır? Bu sorunun cevabını, gerek tarihten, gerekse, son Suriye Operasyonumuzdan çıkarabiliriz.

Böyle bir Din, inanç temelli devletler ortaklığı, sadece Müslümanlar arasında sürdürülemez diye bakamayız. Diğer dinler, inanışlar için de aynı sürdürememezlik geçerlidir. Nitekim, daha yakın bir tarihte, 20. yüzyılda, Hıristiyan dünyası, 10 milyonlarca Hıristiyan’ın hayatına mal olan İki Dünya Savaşı yapmıştır.

Peki, aynı dine, aynı inanca mensup olmak hiç bir anlam ifade etmez mi? Eder, elbette! Ama, ne ile neyi karşılaştırdığımıza bağlı olarak ifade eder.

Milletlerin ortaklığının ölçüsü, yani, bir Millet’e mensubiyet duymanın ölçüsünün çok çeşitli görüntüsü ve nedenleri vardır. Tarih birliği, duygu birliği, kültür birliği, coğrafya birliği, zihniyet birliği, dil birliği, gelecek düşüncesi birliği, inanç birliği vs. vs. Bir kişiyi bir Millet’e mensubiyet duygusu ile bağlayan, bu birliklerin varlığıdır. Elbette, bütün bu birliklerin hepsinin aynı anda  yaşanıyor olması şart değildir. Dönemlerin özelliklerine göre bu birliklerden bir kaç tanesi zaman zaman eksik olabilir. Ancak, toplu değerlendirmelerde bu birlikler bir ölçüt olarak kabul edilir.

Bu açıklamaların ışığında, Arap Devletlerinin Türkiye’ye ve Türk Milleti’ne karşı tutumlarının Türk insanını şaşırtmaması gerekir. Çünkü, Mensubiyet duygusu bağlamında aynı noktada değiliz ki!  İyi niyetli bakış açısıyla şu da söylenebilir: Arap Devletleri’nin yönetimleri ayrı, Arap insanı ayrı denebilir. Bu yaklaşım, sadece, içinde, dediğim gibi iyi niyet unsurları taşıyan bir yaklaşımdır. Ancak, Devletler ve Milletler arası ilişkilerde, bu tür iyi niyetli yaklaşımlar çoğu zaman doğru neticeler vermez. Bu nedenle, ölçüt, yukarıda saydığımız şekillerde olmalı ve  bir Millet’e Mensubiyet duyguları temel alınmalıdır.

Son operasyon konusunda, Macaristan Başbakanı’nın Avrupa Birliği’ne karşı tavrı ve sözleri bile anlatmak istediklerimiz için  MUHTEŞEM  bir örnektir.

Şu sorulabilir: Peki bir Millet’e mensubiyet duygusu taşıdığı halde, o Millet’in aleyhine olanlar olmaz mı?  OLUR, OLMUŞTUR ve de OLACAKTIR. İşte onlara da HAİN diyoruz ya!

Bütün bu anlattıklarım şu sonuca çıkıyor: Mensubiyet duygusu taşıdığı bir Millet’in Milliyetçisi olmak, hiç de yadırganacak bir durum değildir. Tam aksi, övünülecek bir durumdur. Hatta öyle ki, Milliyetçilik anlayışının, herhangi bir grup, kişi, zümre tekelinde olmasına engel olmak için bile herkeste Milliyetçilik öne çıkmalıdır.

Bu  konuda bir değerlendirme daha yapmak sanırım yararlı olacaktır. Cumhuriyet Halk Partisi’nin Altı Ok’undan biri de Milliyetçiliktir. Mustafa Kemal ATATÜRK’ün müthiş gayretleri ve araştırmaları sonucu belirlediği bu İlkelerin birbirinden farkı olmamalıdır. Dolayısıyla, diğer  Beş İlke ne ise, Milliyetçilik İlkesi de odur ve öyle olmalıdır. Çünkü, bu ilkeler, birbirinden ayrılmaksızın, Türkiye Cumhuriyeti kurucu iradesinin İLKE VE FELSEFESİDİR.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>