«

»

Kas 08

Milli Şuur ve Kıbrıs

Av. Mustafa ÖZKURT( 1 )

 

Belirli bir yerde önceden belirlenmiş amaçla insanların bulunduğu yere topluluk, belirli bir yer ve amacı paylaşmayanların bir araya gelmesine ise kuru kalabalık veya sürü denmektedir.

Gerek topluluk ve gerekse kalabalığın ortak yanı aynı alanı geçici olarak paylaşmaktır.

Kalabalıkların bir coğrafya parçasında belirli haklara sahip olarak devamlı bulunarak hayatlarını devam ettirmelerine de halk denir.

Millet kavramının birçok tanımı olmasına karşılık günümüz toplumsal anlayışa göre bir devlette yaşayan çeşitli toplum kesimlerinden oluşan halkların geçmişten geleceğe uzanan ve aralarında ülkü birliği bulunan büyük topluluğa millet denir.                                                                                                  19. yüzyıl düşünürlerinden ‘Ernest Renan’  Milleti tanımlarken “Bir millet bir ruhtur, manevi bir varlık” olarak tanımlar. Devamında da özetle  “Bu ruhu ve ananevi varlığı birbirinden ayrılmayan iki şey teşkil eder. Biri mazi, öteki de şu andır. Yani bir mirasın ortak değerlendirilmesidir.”

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet’i vatandaşları cumhurbaşkanlarını seçmek için sandığa gittikler. İlk turda seçilen olmadığı için ikinci tur seçim 18.EKİM 2020 Pazar günü yapıldı.                                      Adaylardan Sayın Ersin TATAR seçilme yeterliliğini buldu ve Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yeni Cumhurbaşkanı oldu.                                                                                                                               Türk dünyasına hayırlı olsun.

Şahsen bu seçim yarışı çalışmalarında yazılı ve görsel iletişim araçlarından verilen haberleri takip etmeye gayret ettim.

BM eski genel sekreteri Kofi Annan‘ın meşum planına Kıbrıs Türk Cumhuriyet’i kurucu cumhurbaşkanı rahmetli Rauf Raif DENKTAŞ’ın nasıl direndiğine şahit oldum. O dönmede Hukukçular Birliği Başkanlığı yürütüyordum. Yönetim Kurulu arkadaşlarımızla birlikte ramazan ayında İstanbul Akgün Otelinde iftarlı bir konferansa kendisini davet ettik.

Yoğun işlerine rağmen Kıbrıs meselesini her ortamda izah etmekten yorulmayan bu büyük insan bizi kırmayıp teşrif ettiler. Beşyüz kişiyi davet etmemize karşılık binin üzerinde gönüldeş otele akın etti. Çoğu Rauf DENTAŞ’ı ayakta dinledi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet’i kurulmuştu. Ancak Annan planı ile varlığı sonlandırılacaktı. Allah’ın bir lütfü olarak Rumlar plana hayır dedi de adada Türk Halkı varlığı korumaya devam etti

Hazafıza-i beşer nisyan ile maluldür. Denir. Ne kadar doğrudur. Bunun sorumlusu yeni nesiller değildir. Kabahat onlara çektikleri acı ve döktükleri gözyaşlarını aktarmayan yaşlılarındadır.

Kıbrıs Türk’ünün yüzü 1877-1878 yıllarında cereyan eden 93 Harbi dediğimiz Osmanlı- Rus Savaşı’ndan sonundan itibaren hiç yüzleri gülmemiştir. Bunu özellikle cumhurbaşkanlığı yapan Mehmet Ali TALAT ve Mustafa AKINCI yaşları gereği 1960 ve sonrasını çok iyi hatırlamaları gerekir. Her ikisinin de Türk’e karşı sorumluluklarının olduğunu politikacı olarak değil bilinçli bir siyaset adamı olarak unutmamaları gerekirdi.

1960 lı yıllarda Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı olarak yaşayan Rum ve Türk haklarında ülkü birliğinin şartlar nedeniyle yeterli olmayışından iki ayrı halk olarak zorluklarla 1974 yılına kadar gelebilmişlerdir.

1974 Kıbrıs Barış Harekâtı ile birlikte Kıbrıs’ın kuzey ve güney olarak bölünmesiyle birlikte Kuzey Kıbrıs’ta bağımsızlık ve ülkü birliği sağlanarak milletleşme gerçekleşirken 1976’da da Kıbrıs Türk Federe Devleti kuruldu.

Bu federe devlet nihayette tabi bir sonuç olarak 15 Kasım 1983’te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni kurdu.

Bu anlatılanlar yeni yetme AB hayranı Kıbrıslılara bir hikâye gibi gelebilir.

1945 ten itibaren adada yaşan Türklerin neler çekiğini o günleri yaşayanlar bilir.

O günleri yaşamayan yeni nesil, geçmiş kendilerine yeterli anlatılmadığından yamalı bir bohça olan AB sevdasına kapılıp günü kurtarmak için millet varlığını sona erdirecek çalışmalarda bulunmazlardı.

İsmi her ne kadar Avrupa Birliği olsa da Alman sermayesiyle ayakta kalmaya tutunan bir ince hesaplar üzerine kurulu ortaklıktır. Burada her paydaş devletin çıkarı diğerinin önünde gelmektedir.

I. Ve II. Dünya Savaşının yaralarını sarmış bunu unutmuş gibi görünseler bile hala içlerindeki yara kanamaya devam etmektedir.

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Sayın Ersin TATAR’ın Cumhurbaşkanı seçilmesini Kıbrıs Türk’ü için bir umut olarak görüyorum. Kıbrıs Türkü’nün ekonomik, sosyal ve kültürel yönden gelişme imkânları Rumlara göre çok daha fazladır.

Bu hakikatin bir tespitidir. Laf olsun diye söylenen bir söz değildir.

Sayın Ersin TATAR’a büyük sorumluluk düşmektedir. Bu sorululuğun başında akılcı denetim gelmektedir. Diğer taraftan bütün sorunların altından liyakat sahibi insanları göreve getirmekle sağlayabilir.

Devlet idaresinde ilk aranacak liyakat milli şuurdur. Milli şuurun yolu da tarih şuurundan geçer. Bunun yanında çağın ileri teknik bilgi ve beceride aranır. Başarı için ikisi de birbirinden ayrılamaz bir bütünün parçalarıdır. Kıbrıslı kardeşlerimiz, biz Kıbrıslıyız dan ziyade biz Türk’üz diyebilmelidirler.

Aksi ise hüsrandır.

Allah’tan Kıbrıs Türk’üne Mili Şuur, birlik, beraberlik, huzur ve güven dilerim. 23.EKİM.2020

 

 

( 1 ) Aydınlar Ocağı Genel Merkez Yön. Kur. Üyesi.

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>