x

KASIM AYINDAKİ ACI KAYIPLARIMIZ

Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Öğretim Dairesi Başkanlığı, Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü ve Müsteşar Yardımcılığı yaparak Türk milli eğitimine uzun yıllar başarılı hizmetler yapan, ayrıca geçmişte Adana Türk Ocağı, Ülkü-Bir Başkanlığı yapan büyük Türk milliyetçisi Necdet Özkaya 03.11.2017 Çarşamba günü vefat etmiş ve 05.11.2017 Pazar günü Adana’da Asri Mezarlık’a defnedilmiştir.

Aydınlar Ocağı Kurucu Üyelerinden Türk milliyetçiliğine büyük hizmetler yapmış olan Necati Bozkurt büyüğümüz 10.11.2017 Cuma günü vefat etmiş ve 11.11.2017 Cumartesi günü Üsküdar Karacaahmet Şakirin Camiinde kılınan cenaze namazından sonra defnedilmiştir.

Her iki Türk milliyetçisi büyüğümüze Allahtan rahmet diler, mekanlarının cennet olmasınI niyaz ederiz. Ailelerine ve Türk milliyetçisi camiaya sabır ve başsağlığı dileriz.

AYDINLAR OCAĞI GENEL MERKEZİ

  

«

»

Eki 22

Milli Devletlerden Eyalet Devletlere

Ruhittin SÖNMEZ

Barzani’nin Kürt bölgesinde bağımsız bir “Kürdistan” için yaptırdığı referandum mevcut dengeleri değiştirdi.

Barzani’ye İsrail’in açık, ABD’nin örtülü desteğine karşılık, Türkiye, İran ve Rusya yakınlaşarak yeni fakat muhtemelen geçici bir denge oluşturdu. Merkezi hükümet Kerkük’ü peşmergeden geri aldı.

Ancak Irak’ın bölünmesi ihtimali hala çok güçlü.

Çünkü bölge için ABD ve İsrail’in tasarladığı ve uygulamaya çalıştığı Büyük Ortadoğu Projesi, Büyük İsrail Projesi ve Büyük Kürdistan gibi birbirini tamamlayan üç uzun vadeli projenin ilk basamağında Irak ve Suriye’nin bölünmesi var. Muhtemelen her iki devlet de üçer parçaya bölünecek.

Arkasından Türkiye ve İran’ın da bölünmesinin planlandığı muhakkak.

Peki, bölme planları ve bölünme riski sadece Ortadoğu için mi geçerli?

Avrupa Birliği Anayasasının kabul edilmemesiyle başlayan süreçte artık AB’nin bütünleşmesi değil, ayrışması konuşulur oldu.

AB ülkeleri de Ortadoğu benzeri bir ayrışmanın başlangıcında. Ama burada ayrışmanın savaşla değil, psikolojik operasyonlarla yönlendirilen kitlelerin “birlikte yaşamama iradesini” ortaya koyduğu “referandumlarla”, oldukça “medeni” usullerle yapılacak.

İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılması İngilizlerin sağlıklı bir kararı mı, yoksa ABD’nin uzun vadeli bir psikolojik savaş ile etkilediği toplumun aldatılması sonucu mu?

AB ülkelerinde başlayan ayrılıkçı hareketlerin devam edeceğine dair işaretlerin ciddiye alınması gerekiyor.

Geleceği aydınlatan ilk işaret fişeği İspanya’da atıldı. Katalonya’da ayrılık hareketi kuvvetlendi ve yapılan bağımsızlık referandumunda ayrılık kararı çıktı. Katalonya’da ve Barzani Bölgesinde aynı zamanda bağımsızlık referandumu yapılması herhalde tesadüf olamaz.

İspanya’da Bask bölgesi de yakında bağımsızlık isteyebilir.

Sırada halkının kendini Alman olarak görmediği bilinen Bavyera Eyaleti’nin Almanya’dan ayrılması olabilir.

Fransa’da Korsika adasının ayrılması, Belçika’nın Flamanya ve Valonya diye ikiye bölünmesi hiç sürpriz olmayacak.

İtalya’da (Venedik’in başkent olduğu Veneto bölgesinde) Venetolular, Mart 2014’teki gayri resmi referandumda yüzde 89 oranında bağımsızlık fikrine “evet” demişti.

İskoçya’nın İngiltere’den ayrılması, yapılan referandumda yüzde 55 “hayır” oyu çıkması ile şimdilik gündemden kalkmış gibi görünse de, İskoçya’nın yakın gelecekte bu rüzgârdan etkilenmemesi imkânsız.

AB ülkelerindeki bu ayrışma temayülünü besleyen, alttan alta destekleyen ABD’nin bu tavrında ABD Dolarını dünya ticaretinin tek parası olarak kabul ettirmeye çalışmasının payı büyük. Böyle olunca ABD gerekli gördüğünde karşılıksız olarak istediği kadar dolar basabiliyor. Sadece kâğıt basarak ekonomisini canlandırabiliyor, başka ülkelerin ekonomisini manipüle edebiliyor.

Bu sebeple ABD için Dolara karşı rakip olan Euro’nun etkisizleştirilmesi çok önemli.

Fakat daha da geniş bir pencereden bakarsak başka gerçekleri de fark edebiliriz.

***************************************

İKİBİN DEVLETLİ BİR DÜNYA

Ortadoğu ve AB’de güçlenen ayrılıkçı hareketlerin birçok devletin parçalanması ile sonuçlanacağını öngörmek kehanet sayılmamalı. Hatta dünyadaki çok sayıda ülkede ayrışma olabilir. Ulus/milli devletler bölünerek eyalet devletleri diyebileceğimiz devletçikler ortaya çıkarılabilir.

Ocak 2015’de yazdığım “İki Bin Devletli Bir Dünyaya” başlıklı yazımda yer alan bilgilerin bugünkü gelişmeleri anlamada faydalı olacağını sanıyorum. (Bu bilgileri Prof. Dr. Anıl Çeçen‘in on sayfalık “Süper Zenginler Bölücülük Yapıyor” başlıklı makalesinden almıştım.)

  • Yirminci yüzyıla geçerken dünyada sadeceyirmi devlet vardı. Yirmi birinci yüzyıla geçerken iki yüz civarında devlet ortaya çıktı.

Bu nasıl oldu? Birinci ve ikinci dünya savaşları sonucunda imparatorluklar ortadan kalktı, sömürgeler tasfiye edildi ve daha sonra da sosyalist sistem ortadan kaldırıldı.  Yirminci yüzyıl içinde gerçekleşen bu üç büyük dönüşüm sayesinde, imparatorluklar parçalanarak ulus/milli devletler ortaya çıktı. Yeni siyasal  yapılanmalarla devlet sayısı on misli arttı.

  • Bu gibi konularla ilgilenen bazı uzmanlar, küresel emperyalizminhedeflerine göre, iki yüz devletin yeterli olmadığını, geçen yüzyılda olduğu gibi devlet sayısının en az on misli daha artırılması yani 2000 devletli bir dünya olması gerektiğini ileri sürmekte.
  • Devlet sayısının artmasımevcut ulus/milli devletlerin bölünmesiyle mümkün olabilecektir.
  • Batı kapitalist sistemi tarafından, alt kimlikleri ve etnik grupları ön plana çıkaranmikro milliyetçilikler kışkırtılacak; var olan ulus devletler parçalanarak, dünyanın her bölgesinde yeni eyalet devletçikleri oluşturulacaktır.
  • Bu geçişi sağlamak için ulus devletlerin ekonomik açıdan dışa açılmaları teşvik edilmekte, etnik gruplar ve cemaatlerbüyük para imkânları ile desteklenmektedir.
  • Daha sonraki aşamada dünya haritasında yer alan küçük eyalet devletleri, kıtalar düzeyinde ya da büyük bölgesel oluşumların çatısı altında, kurulacak makro devletler yapılanmasının içinde bir araya getirilecek.

İki yüz ulus devletin bölünmesi ile ortaya çıkacak iki bin eyalet devleti, beş kıta üzerinde oluşturulacak on büyük federasyonun çatısı altında birleştirilecek ve en sonunda on büyük federasyonun, bir dünya konfederasyonu çatısı altında birleşmesiyle de, yüzyıllardır zenginlerin hayal ettiği bir dünya devleti yapılanmasına geçilecek.

İşte bu noktada hepimizin küresel sermayenin ulus/milli devletleri yıkarak eyalet devletlerine parçalama hedefini iyi bilmemiz gerekiyor.

Bu hedef küresel sermayenin başat olduğu ABD’de, dünyanın belli bölgelerinde uyguladığı bir devlet politikası olarak karşımıza çıkmaktadır. “Büyük Ortadoğu Projesi” gibi.

Böylece, “küresel sermaye Amerikan devletini ve ordusunu kullanarak yeni bir sömürge imparatorluğu peşinde koşmaktadır.”

Birilerinin böyle hesabı var. Ama bizim de bir hesabımız olmalı.

Bir de Allah’ın hesabı olduğuna imanımız olmalı.

  1. yüzyılda kurulan yaklaşık 200 devletin dörtte biri Osmanlı Devletinden ayrılanlardan oluşturuldu. Ama Büyük Atatürk önderliğinde verdiğimiz Milli Mücadele ile emperyal hesapların bir kısmını bozduk.

Öğrenilmiş çaresizliği kırmamız lazım.

Bugün de aleyhimize yapılan dış hesapları bozabiliriz. Yine başarabiliriz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>