x

KASIM AYINDAKİ ACI KAYIPLARIMIZ

Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Öğretim Dairesi Başkanlığı, Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü ve Müsteşar Yardımcılığı yaparak Türk milli eğitimine uzun yıllar başarılı hizmetler yapan, ayrıca geçmişte Adana Türk Ocağı, Ülkü-Bir Başkanlığı yapan büyük Türk milliyetçisi Necdet Özkaya 03.11.2017 Çarşamba günü vefat etmiş ve 05.11.2017 Pazar günü Adana’da Asri Mezarlık’a defnedilmiştir.

Aydınlar Ocağı Kurucu Üyelerinden Türk milliyetçiliğine büyük hizmetler yapmış olan Necati Bozkurt büyüğümüz 10.11.2017 Cuma günü vefat etmiş ve 11.11.2017 Cumartesi günü Üsküdar Karacaahmet Şakirin Camiinde kılınan cenaze namazından sonra defnedilmiştir.

Her iki Türk milliyetçisi büyüğümüze Allahtan rahmet diler, mekanlarının cennet olmasınI niyaz ederiz. Ailelerine ve Türk milliyetçisi camiaya sabır ve başsağlığı dileriz.

AYDINLAR OCAĞI GENEL MERKEZİ

  

«

»

Oca 21

Millet Duruma El Koymalı !

  Ruhittin SÖNMEZ

“Rejim değişikliği” anlamına gelen köklü Anayasa değişikliği maddeleri TBMM’de 330’u aşan oylarla kabul edildi. İkinci turda bir sürpriz olmazsa Nisan ayında referandum olacak. Milletin vekillerinin bir kısmı hiç okumadıkları bir metne göstere göstere imza attılar. Anayasanın emredici hükmüne rağmen gizli vermeleri gereken oylarını teşhir ederek, oy kabinine iki nezaretçi eşliğinde girerek verdiler. Milletin vekili olmaya layık olmadıklarını gösterdiler. Referandum ile millet olarak demokrasi ile idare edilmeye layık olup olmadığımızı göstermek gibi bir imtihana tabi olacağız. Milletin de bilmedikleri bir şeye oy vermemesi için hepimize görev düşüyor. Çünkü iş artık milletin kendi kaderine kendisinin karar vereceği bir noktaya gelmektedir. Büyük Türk Milleti büyüklüğüne yaraşır şekilde iradesini ortaya koymalı. Bir kişinin yönettiği bir sistem yerine ortak aklın hâkim olduğu demokratik parlamenter sistemden yana tercihini bildirmelidir. Çünkü geri dönüşü olmayan bir yola girmiş olabiliriz.

***

Türkiye Barolar Birliği Anayasa değişiklik teklifi üzerine ciddi bir çalışma yapmış. Açtığı anayasadegisikligi.barobirlik.org.tr sitesinde bilgilendirme yapmakta. Dahası avukatlardan ve diğer vatandaşlardan görüşlerini bildirmelerini istedi.

SİSTEM DEĞİŞİKLİĞİ ZAMANSIZ, LÜZUMSUZ VE TEHLİKELİDİR.

Başkanlık sistemi çalışmaları ülkemizin içinde bulunduğu ağır iç ve dış şartlar içinde yersiz, zamansız ve lüzumsuzdur. Bu şartlarda ve OHAL yönetimi altında sağlıklı bir şekilde yürütülemez. Esasen böylesine köklü bir değişime, sosyal ve siyasi bir ihtiyaç da yoktur. Parlamenter sistem, Türkiye’nin 100 yıllık tecrübesi ile kurum ve kuralları kökleşmiş bir sistemdir. Yapılması gereken çok partili demokratik ve parlamenter sistemi, aksayan yönlerini ıslah ederek, geliştirerek devam ettirmektir. Öncelikli olarak parti içi demokrasiyi sağlayacak şekilde Siyasi Partiler Kanunu ve Seçim Kanunu demokratikleştirilmelidir. “Kuvvetler ayrılığı” yerine kuvvetler birliği varsa, “Bağımsız ve tarafsız yargı”dan bahsetmek mümkün değilse, “gücü dengelenmiş ve denetlenebilir” olmayan bir muktedir varsa, sistemin adı ister parlamenter, ister başkanlık olsun, fark etmez. Bu sistemin adı demokrasi olarak nitelendirilemez. Getirilmek istenen “Cumhurbaşkanlığı Sisteminde”, yasama, yürütme ve yargı kuvvetleri Cumhurbaşkanın şahsında toplanmakta, tam bir kuvvetler birliği tesis edilmek istenmektedir. Değişiklik gerçekleşirse Türkiye’yi tek adam yönetimine dayalı totaliter bir sisteme götürecektir. Bu “Türk tipi Başkanlık” sisteminde  “Bir Cumhurbaşkanı seçiyorsun, geride kalan her şeyi Cumhurbaşkanı seçiyor.” Gerçekten teklif kabul edilirse, “Başbakanlık kalkacak, yürütme organı tek başına Cumhurbaşkanı olacak. Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve partisinin Genel Başkanlığı görev ve yetkileri aynı kişide olacak. Mevcut Siyasi Partiler Kanunun sağladığı parti disiplininin devamı, Cumhurbaşkanlığı seçimi ile milletvekili genel seçimlerinin aynı zamanda yapılması seçilecek Cumhurbaşkanının TBMM ve partisine tam hâkim olmasını sağlayacaktır. Yasama gücünün yarısını Cumhurbaşkanı tek başına, diğer yarısını kendi seçtirdiği parti disiplini ile şahsına bağlı milletvekilleri aracılığıyla kullanacak. HSK üyelerinin yarısını kendi, diğer yarısını Meclis’te kendine bağlı milletvekilleri aracılığıyla seçecek. Anayasa Mahkemesinin 15 üyesinden 12’ sini yine Cumhurbaşkanı seçecek. Bağımsız ve tarafsız yargıdan bahsetmek mümkün olamayacaktır. Böylece kuvvetler ayrılığı fiilen de, hukuken de sona erecek, kuvvetler birliği tesis edilecek.
Yasama, yürütme ve yargı gücü fiilen Cumhurbaşkanında olacak. Teklif edilen sistemde Başbakan yok, denge yok, denetleme imkânsız, sadece tek yetkili Cumhurbaşkanı var. “Kuvvetler ayrılığı” ilkesinin tahkim edilmesi yerine kuvvetler birliğine geçen bir sistem antidemokratik, otoriter bir yönetim demektir. Bu değişikliğin sebebi olarak “hukuki durumu fiili duruma uydurmak” gösterilmişti. Mevcut Anayasaya rağmen, Anayasaya aykırı olarak yaratılan fiili durum da yetmemiş olmalı ki daha da aşırı yetkilerle donatılmış bir tek adama ülke teslim edilmek istenmektedir. Böyle bir değişimi kabul etmek mümkün değildir. Bu tek adamın kim olduğundan bağımsız bir ilkedir.

Çünkü “güç insanı bozar, mutlak güç mutlaka bozar.”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>