«

»

Ağu 06

Medeniyetleri Buluşturan İlçe İncesu

Emrah BEKÇİ

 

Efendim!

            Öncelikle bütün okurlarımıza saygı ve selamımı iletirim!

Anadolu’muzun bazı beldeleri vardır. Bu beldeler, tarihi hafızaları derin bir şekilde barındıran, genel olarak bakıldığında göze bir şeyler çarpmayan, lakin detaylara inildiğinde Anadolu’nun edebiyat, san’at ve tarihinin kodlarını içinde saklamış olduğuna şahitlik ederiz. İşte öyle bir Anadolu ilçesine sizleri misafir edeceğim.

İlçemizin adı: İNCESU

 

‘İncesu’ ismi, Hititlerden, Doğu Roma’ya, Bizans Kroniklerinden Anadolu Selçuklu Devletine, 1302 Yalokova Savaşından sonra Osmanlı Devleti ve günümüze kadar, 6 bin senelik ‘bilinen’ tarihi barındırmakta ve muhafaza etmektedir.

 

Avrupa ve Asya medeniyet ve tarihi hususunda araştırmalar yapan bilim insanları ve araştırmacılar ‘İncesu’ya temas etmeden geçilemeyeceğini çok iyi bilirler. Çünkü İncesu, Asya ve Afrika’ya yolu açılan bir kavşağın köşe başındadır. Hitit, Roma, Bizans, Selçuklu tarihi incelendiğinde, İncesu’dan vize almayan ve konaklamayan kervanlar, yollarına emin hareket edemeyeceklerini iyi bilirlerdi. İncesu, ticaret yolu üzerinde bulunan, gelip giden kervan ve askeri yapılanmaların dinlenme-haber alma-gidecekleri yönlerdeki coğrafyanın ve ticaretin nabzını yoklamak için bir merkez konumundaydı.

İncesu hakkında sizlere genel olarak biraz bilgi aktarmak istiyorum:

İncesu; Doğusunda Kayseri İl merkezi, Batısında Nevşehir Ürgüp İlçesi, Güneybatısında Yeşilhisar İlçesi yer alan, Kayseri’ye bağlı bulunan günümüzdeki şirin bir ilçemiz. İncesu’da Hititler, Frigler, Kimmerler, Medler, Persler, Makedonyalılar, Kapadokya Krallıkları, Romalılar, Bizanslılar ile Miladi 1071 senesinden sonra günümüze kadar ağırlıklı olarak Türkmenlerin yaşadığını yazılı olarak gözlemliyoruz.

İncesu tarihi ve sosyal yapısıyla alakalı olarak elimizde toplu olarak bulunan en önemli kaynaklar; ‘Bir İlçenin Sosyo-Kültürel Tarihi: İncesu, Yazan Turan Yalçın’ın 94 Sayfalık eseri.’ ’Coğrafyadan Vatana İncesu, Hazırlayanlar: Hasan Çiftçi, Hüseyin Çavdar’ın 179 Sayfalık Eseri.’ Ve İncesu Belediyesi ile Erciyes Üniversitesi’nin müşterek olarak 22-24 Ekim 2010 Tarihinde düzenledikleri I-Ulusal İncesu Sempozyumu, ‘Eskiçağlardan Günümüze Her Yönüyle İncesu’yu anlatan ve bilgi veren, bilgi şöleni sonucu basılan üç ciltlik, toplam 1661 sayfalık, İncesu Belediyesi’nin 7-8-9 sayılı kültür yayınlarıdır. (Bendenizin bildikleri bu kadardır.)

 

İncesu, tarih severler ve araştırmacılar için halen birçok bilinmeyeni gün yüzüne çıkartılmasını bekleyen bir ilçemiz. Kültür konularına çok hassas ve duyarlı olan İncesu yerel yönetimi ve Belediye Başkanı Sayın Zekeriya Karayol. Gelişmiş ve gelişecek olan bir yerel yönetim merkezinin ‘Kültür-San’at-Fikir-Edebiyat’tan’ geçtiğini, İncesu’nun da tüm bu unsurları barındırdığının farkında olan, bu konularda tüm imkânlarıyla çalışmalar yapıp, İncesu’nun uluslar arası camiada yerini sağlam bir şekilde almasına gayret gösteren, emin adımlar ile ileriye yürüyen değerli bir büyüğümüz.

 

(İncesu Belediye Başkanı Sayın Zekeriya Karayol)

Efendim!

Günümüzde bir ilçemizi düşünelim. Bu ilçemiz miladi 1071 tarihinden önce birçok medeniyetlere ev sahipliği yapmış olsun. Hatta coğrafi konumu öyle bir vaziyette olsun ki, doğu ve batıya hareket eden kervanların ve askerlerin uğrak noktası konumunda bulunsun. İncesu; stratejik konumu, medeniyetlerin yol güzergâhındaki dinlenme ve uğrak yeridir. İlk dönem Hıristiyanlık inancı için ev sahipliği yapmış vaziyeti ile 1071 den önce kültürlerin birleştiği bir merkez. 1071 den sonrada tüm dünya medeniyetlerinin izlerini yine sinesinde besleyen günümüze kadar muhafaza eden önemli bir ilçemiz. Yazımın içerisinde bunlardan birkaç bölümü sizlere peyderpey açmaya gayret göstereceğim.

 

(İncesu’lu Hocamız Sayın Hasan Çiftçi)

Yazımın içeriğine nerden başlayacağım konusunda şaşkınlık içerisinde bulunduğumu öncelikle belirtmek istiyorum. Bunu şu şekilde sizlere arz edeyim:

İncesu dediğimizde şu başlıklar önümüze çıkmakta ve hangisini ele alsam diye çok düşündüm. Bende sadece başlıkları buraya yazmayı düşündüm ki, İncesu’nun ne kadar önemli bir yer olduğunu sizlerin takdirlerine sunma imkânını, anca böyle izah edeceğimi düşündüm. Aksi halde, burada şahsıma ayrılan sayfaların, koskoca İncesu tarihinin tamamını anlatmaya yeterli olmayacağı malumunuzdur.

 

(Roma Dönemi ‘MİL’ Taşı)

XIX. Yüzyıl ‘Temettüat’ Defterleri, Mısır İsyanlarında İncesu, 1872 Tarihli Emlak Kayıt Defterlerinde İncesu, ‘Karamanlıca’ dediğimiz lisanın İncesu’da şekillenmesi, Asurlu Tüccarların Güney Yolu olarak İncesu’yu kullanmaları. Atatürk’e şiir okuyan 8 yaşındaki ‘Servet Kutat’ kızımız. ‘Sokrat ve İncesu’. 19. Yüzyılda sosyal ve ekonomik olarak İncesu. 191. nolu şerriye sicilinde İncesu. Selçuklu ve Beylikler döneminde kurulan zaviyeler ve İncesu. Osmanlı ‘Seferberlik’ vaktinde kıtlıklar ve İncesu örneği. Ehl-i Örf Taifesinin İncesu’da yapmış olduğu tahribat. Faruk Nafiz Çamlıbel’in ‘Han Duvarları’ şiirinde ki İncesu…

 

(Atatürk’e Şiir Okuyan Servet Kutat, 8 Yaşında)

Efendim!

Liste bu şekilde yüzlerce başlık olarak devam etmekte, kısacası İncesu Anadolu’nun tam göbeğinde, İnanç-Kültür-Savaşlar-Tarım başta olmak üzere, tüm insanlığın atalarını sinesinde barındırmış ve kucaklamış bir ilçemiz.

Bendenizin çokça ilgisini çeken İncesu’yu tanımak görmek gezmek, tarihi kalıntılara kalem tutan ellerimle temas etmek, bilinen 6 bin yıllık tarihiyle dertleşmek, hep ‘bir gün olacak, göreceğim, gezeceğim’ sözlerimden öte geçmemişti. Tarih okumalarım ve kültürel her türlü araştırmalarımın sayfa aralarında hep bu ilçemizin ismi yazılmıştı. Hal böyle olunca ‘bir milli aydın olarak’ İncesu’yu merak etmeden duramadım.

(Servet Kutat’a 1934 Tarihindeki Teşekkür Mektubu)

Aradan geçen uzunca bir vakitten sonra İncesu Aydınlarımızdan Sayın Hasan Çiftçi ve Hüseyin ÇAVDAR ile temasa geçtim. Hatta Sayın Hasan Çiftçi Büyüğümüz, İncesu ile alakalı olarak kaleme alınan ve bir özet niteliğinde olan; Coğrafyadan Vatana İncesu isimli, Sayın Hüseyin ÇAVDAR Hocamızla birlikte, İncesu Belediyesine telif ettikleri eseri bendenize iletti. Aradan geçen az bir vakitten sonra, Sayın Hasan ÇİFTÇİ Hocamıza, İncesu ile alakalı bazı kültürel hususları, hep birlikte İncesu Belediyesi Başkanı Sayın Zekeriya Karayol’a aktarmamız gerektiğini belirttim. Sayın İncesu Belediye Başkanımız Zekeriya Karayol sağ olsunlar bizleri makamında büyük bir nezaketle ağırlayıp, dikkatlice dinledi, tavsiyelerimizi notlar aldı.

Efendim!

Aydın olmanın en büyük sorumluluğu; doğup ve büyümüş olduğu coğrafya haricinde, ‘Vatan’ dediğimiz bütün coğrafyanın insanı olması, görmüş olduğu negatif hadiselere parmak basıp, yapılması gereken hadiseleri ise, edebiyat çerçevesinde ilgililere aktarmasıdır. Bu milli bir görevdir. Bu görevi aydına veren doğmuş olduğu vatan toprağıdır. Bundan dolayı bütün aydınlarımız, sadece doğmuş oldukları topraklar değil, vatanının tüm misaklarını doğmuş oldukları topraklar olarak görüp, çalışmalarını ve yazılarını bu yönde yapmaları, milletimiz, vatanımız ve devletimiz için büyük bir katkı sağlayacaktır.

 

İncesu, Anadolu’muzun göbeğinde Erciyes Dağına göz kırpan, geniş ovaların sardığı, Ürgüp’ün peri bacalarının selamladığı, karayolu ile gelip geçenlerin konakladığı, Hatta ‘Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın, gelip geçenlerin dinlenmesi için Kervansaray ve Hanlar yaptırıp buyur ettiği. Türk Edebiyatının şairi Faruk Nafiz Çamlıbel’in bu handa kalıp, ‘Han Duvarları’ şiirinin mısralarını yazdığı-hüzünlendiği, gezip görülmesi ve günümüze kadar kalan tarihi taşlara dokunulup sohbet edilmesi, yazılması, gelecek kuşaklara tanıtılması-aktarılması gereken bir ilçemiz.

Buradan şunu da açık bir şekilde ifade etmek istiyorum. Kayseri tarihini bilmeden, Sivas, Antalya, İstanbul, Ankara, İzmir, Samsun, Diyarbakır, Bitlis..vs. Anadolu’muzun geçmiş tarihini anlamak çok zordur. Bundan dolayı Kayseri’yi iyi etüt eden bir mütefekkir, tüm Anadolu’nun tarihine hâkim olacaktır. Bu çıkış nokta nazarıyla, Kayseri’yi ve tarihini anlamak içinde ‘İncesu’ tarihini iyi bilmek gereklidir.

Çünkü İncesu, Kayseri’nin en eski vakfı olan‘Hisarcık Suyu Vakfiyesi’nden sonra,  ikinci eski, miladi 1278 tarihli Es’Seyyid – Es’Şeyh Selvi Oğulları Hasan ve Hasun Bey Vakfının kurulduğu yerdir. Bunu da burada bir önemli not olarak, gelecekte araştırma yapacak ilim adamlarına şerh olarak belirtmek isterim. Kısacası İncesu, Kayseri merkez kadar önemli bir ilçemizdir.

İlçe merkezinde ve çevresinde, tarihi doku ve kültürel ne kadar değer var ise ‘İncesu Belediyesi’ tarafından değerlendirilip, kullanıma açılması için bütün gayretler sarf edilmektedir. Anadolu’da ve Kayseri merkezde mukim olan yerli ve gezmek isteyen insanlarımız. Farklı bir doku, farklı bir tarih, huzurlu ve sakin bir ortam istiyor ise, gerek aileleri, gerek ise arkadaşlarıyla birlikte İncesu’yu ziyaret etmelerini tavsiye ederim. Belki ikinci bir ‘Han Duvarları’ şiirini yazacak bir yürek veya ince bir ayrıntıdan, farklı bir tarihi hadiseyi aydınlatacak bir kardeşimize bu tavsiye ile vesile olmuş olacağız.

Ayrıca İncesu 1925 de ‘Mübadele’ kanunu ile Yunanistan’a göç eden ‘Ortodoks Türkleri’ Karamanlıca yazıp okuyan, Osmanlı vatandaşlarının da yurdudur. Anadolu’da Birinci Dünya Harbi (Seferberlik) çıktığı vakit, yaşadıkları coğrafyada, yani ‘İncesu’da’ devlete isyan etmeyip bağlı kalan ‘Anadolulu: Rum dediğimiz insanlarımızın da yurdudur. 1844 Nüfus sayımında İncesu’da 495 Hane, 2242 kişi olarak geçmektedir. 1902 Salnamelerinde ise 1719 Erkek, 1910 Kadın olmak üzere toplam: 3629 Rum yaşamaktadır.

Bunları buraya yazmamın nedeni şudur:

Gerçi Rum isek de Rumca bilmez, Türkçe söyleriz,

Ne Türkçe yazar okuruz, ne de Rumca söyleriz

Öyle karışık bir yazı biçimimiz var ki,

Harflerimiz Yunanca, Türkçe meram eyleriz.

(1896 Tarihli Anonim Basılı Metin. Coğrafyadan Vatana İncesu, Hasan Çiftçi-Hüseyin Çavdar, İncesu Belediyesi Kültür Yayınları, s.92,98.)

Efendim!

Buradan bir hadiseyi daha belirtmek istiyorum. 2008 senesinde Balkan ülkelerinde tarih ve kültür araştırmaları için 3 seneye yakın bulundum. Miladi 910-20 de, Bulgar Han’ı (Bulgar: Türkçe bir kelimedir ‘karışmak’ manasındadır.) Han Pars, Pagan dinini bırakarak, Ortodoks olmuş, ismini de I-Boris olarak değiştirmiştir. Bu tarihten sonra Bulgar ordusuna ait olan birlikler ‘Bizans Sınırlarına’ yerleştirilmiştir. Bu birliklerde ‘Kıpçak-Peçenek Türkleri fazlaca hâkim durumdadır’. İşte İncesu’da bulunan, ‘Rum; yani Ortodoks dediğimiz, Karamanlıca yazıp okuyan insanlarımız, geçmişte sınır boylarına Bizans’ın yerleştirmiş olduğu ‘’Peçenek-Kıpçak Türklerinin’’ kalan bakiyelerdir. 1925 de mübadele kanunu ile birlikte Yunanistan’a yollanmışlardır. Kısacası özü bizden inançları farklı olan kişilerdir.

İncesu tarihi ile ilgili olarak cumhuriyet dönemi kaleme alınan ilk toplu metin merhum Turan Yalçın’ın ‘Bir İlçenin Sosyo-Kültürel Tarihi: İNCESU’ isimli eseridir. Basılı eser 93 sayfa olup, a-z’ye İncesu hakkında bilgi aktarmaktadır. Eser içerisinde sadece müellif merhum Turan Yalçın hakkında detaylı bilgi bulunmamaktadır. Eseri vücuda getiren müellif İncesu için önemli hizmet yapmış bir şahsiyetidir. Bundan dolayı eseri okumam için şahsıma öneren Sayın Hasan Çiftçi Hocamızla irtibata geçip merhum müellif hakkında bilgi almak istedim. Sayın Hasan Çiftçi Hocamız bendenizi merhum Turan Yalçın büyüğümüzün Gazi Üniversitesinde vazifeli oğlu Sayın Prof. Dr. Alemdar Yalçın Hocamıza yönlendirdi. Sayın hocamızla irtibat kurduktan sonra İncesu’nun ana kodlarını oluşturan ‘Bir İlçenin Sosyo-Kültürel Tarihi: İNCESU’ eseri müellifi hakkında şahsıma bilgi aktarıldı. Bendenizde sizlere Merhum Sayın Turan Yalçın hakkında bilgileri arz etmek isterim.

**

 

 

1918 senesinde Kayseri’nin İncesu ilçesinde dünyaya geldi. 1924 yılında İncesu İlkokulundan mezun oldu. Mezun olduğu 1924 senesinde İlkokul 6 senelik eğitim vermekte ve rüştiyeye hazırlık amacını taşımaktaydı. Mezuniyetlerinden sonra, İncesu nüfus idaresine stajyer memur olarak göreve başladı. Daha sonra İncesu ve çevresinde atlı gezici tahsildar olarak görev yaptı. Bu süre içinde İncesu’nun birçok köylerini atla dolaştığı için bölgede gözlem yapma konusunda önemli bir fırsat yakaladı.

İncesu hakkında ki gözlemlerini notlar haline getirmeye başladı. İhtiyaç nedeni ile 1950 senesinde Kayseri Develi ilçesine vergi memuru olarak atandı. Buradaki görevi sırasında İçişleri Bakanlığındaki çalışmaları sebebiyle Develi İlçesi Bakır Dağı Nahiyesi’ne Nahiye Müdürü olarak atandı. 1960 yılında, nahiye müdürlüğü ilga edilene kadar vazifesine devam etti.

Kendi isteği ve çocuklarının eğitimi için Kayseri Vergi Dairesi Müdürlüğü, Vergi Dairesi Hesap Şefliğine tayin edildi. 1976 senesinde vazifesi hitamı emekli oldu.

Merhum Turan Yalçın’ın İncesu üzerine yaptığı çalışma, sadece bir tarih çalışması değildir. Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Sosyal Antropoloji Bölümü öğretim üyelerinin de talebelerine örnek olarak gösterdiği, Sözlü tarih geleneğine bağlı bir sosyal antropoloji çalışması özelliği taşımaktadır. Asıl değeri buradan gelmektedir.

Merhum Turan Yalçın, İncesu tarihi ile tuttuğu notları uluslar arası hakemli dergide sosyal antropolojik çalışma örneği olarak yayınlanmıştır. Verdiği bilgilerin bir kısmı doğrudan kendi gözlemlerine dayanmaktadır. Bunun içinde gittiği İncesu köylerindeki mezar taşlarını, 1950 senesinin teknik imkânları ile aydıngere çekerek okumuş ve bu taşların bugün yok olması sebebiyle köylerin tarihi ile ilgili hayati bilgiler vermiştir.

Bunun yanında eser, bir tür anı özelliği taşımaktadır. Çünkü özellikle yaşadığı ilk gençlik yıllarındaki İncesu hakkında artık kayda alınması imkânsız bilgiler vermesidir. Bunun yanında ilçenin tarihi ile ilgili Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’ya kadar giden kısımda verdiği bilgiler, birinci derecede tarihi kaynaklara dayandığı gibi. İncesu Ortodoks Rumları üzerine verdiği bilgiler hiçbir yerde rastlanmayacak kadar önemli sözlü tarih kayıtlarıdır.

Eseri içerisinde İncesu’nun gelenek ve görenekleri ile ilgili verdiği bilgilerin hepsi kendisinin bölgedeki görevleri sırasında tuttuğu gözlem notlarıdır. Bu notları el yazısı olarak ‘Osmanlı Türkçesi’ olarak tutmuştur.

Merhum Turan Yalçın’ın İncesu’da gerçek olaylara dayanan hikâyeleri bulunmaktadır. Bu hikâyelerde geri kalmışlık, yoksulluk ve cehaletin İncesu ve yöresindeki etkilerini çarpıcı bir üslup ve titiz bir gözlem yeteneği ile aktarmıştır. Merhum Turan Yalçın Hocamızın henüz basılmamış olan üç defter halinde şiirleri bulunmaktadır.

**

Bu bilgileri bendenizle paylaşan merhum Hocamız Sayın Turan Yalçın’ın oğlu Sayın Prof. Dr. Alemdar Yalçın Hocamıza teşekkürlerimi arz ederim. Umarım merhum hocamızın defter halinde bulunan üç şiir kitabı yerel yönetim tarafından değerlendirilip, İncesu Kültürüne kazandırılır.

Buradan İncesu Tarihini neşreden merhum Turan Yalçın Hocamızın ‘Bir İlçenin Sosyo-Kültürel Tarihi: İNCESU’ eserinin sayfa 5’de bulunan bizlere hitabını sizlere takdim ediyorum:

ÖN SÖZ

Sevgili Okuyucularım,

Bugün öyle insanlar tanıyorum ki beldeler kurmuş, vatanı bir baştan bir başa imar etmiş, milletine hayat bahşetmiş oldukları halde bir köşeye atılmış ve unutulmaya terk olunmuşlardır. Birçok şehrimiz de aynen böyledir. Bir şehre varırsınız, şehrin insanları ve manzarası hoşunuza gider, merak edersiniz. Acaba bu şehir ne zaman kurulmuştur? Kim kurmuştur? Kimler bu şehre hizmet etmiştir de bu güzellik temin olmuştur? Kütüphanelere koşarsınız bir emare temin etmek mümkün değil, ortalara düşersiniz.

Bir bilgi alabilir miyim ümidi ile her ağızdan bir ses işitirsiniz, her duyduğunuz birbirini nakzeder. Hangisinin doğru olduğuna kanaat getiremezsiniz. Neden bu şirin beldenin bir tarihi yazılmamış diye kendi kendinize üzülürsünüz. Siz ve sizin gibiler üzüntüsüyle baş başa kalmakta devam eder de durur. Gene bu yerin bir tarihini yazmak kimsenin hatırına dahi gelmez.

Bu eserle, bu boşluğu kısmen olsun kapatmaya çalışacağız. Hemen ileve edelim ki bu eserde; kaydedilen bilgilere, rivayetlere fakat rivayetlerin en doğru olanına, tarihe en yakın bulunanına ve inandıklarımıza yer vermeye çalışacağız. Noksanlarımız, hatalarımızı ve yanlışlarımızı hüsn-i niyetinizin perdeleyeceğine inanmak ve zeki hemşerilerimizin müsamahasına güvenmekteyiz.

Dileriz ki bu eserin neşrinden sonra ilmi tartışmalar başlasın ve tarihe tam uygun bir eser vücut bulsun. (Bir İlçenin Sosyo-Kültürel Tarihi: İNCESU, s. 5, Turan YALÇIN.)

 

Efendim!

Ayrıca çok farklı bir noktayı daha sizlere arz etmek istiyorum. Şimdi burada yazacağım hususlar, gerek ilmi gerek ise edebi bir vaziyette bu vakte kadar kaleme alınmadı. Sizlere arz edeceğim hususlar sadece birkaç misal olarak düşününüz ve gerisini sizler tarihe bir göz atarak tamamlayınız. İncesu’nun bir kavşak noktası olduğunu belirtmiştik. Bu hal ta Roma’dan Bizans’a, Oradan Anadolu Selçuklu ve Osmanlı Devletine kadar sürmüştür.

İncesu’dan kimler gelip geçti, kimler konakladı hiç düşündünüz mü? Birkaçını ben buradan sizlere arz edeyim:

Büyük İskender Hind Seferine çıktığı vakit İncesu’dan geçti. Mecburdu çünkü yol İncesu’dan geçiyordu.

Mevlana Celaled’din-i Rumi 8 yaşındayken babası Sultan Bahaed’din Veled (Sultan’ül Ulema) ile Konya tarafına Larende’ye gitmek için İncesu’dan geçti.

Kayseri’de Medfun Seyyid Burhaned’din Tirmizi, Mevlana’nın yanına gitmek için İncesu’dan geçti.

Tebrizli Şemseddin ‘Şems-i Tebrizi miladi 1243 senesinde Konya’ya gitmek için İncesu’dan geçti.

Şam’da öğrenimini tamamlayan Muhammed Celaled’din, ‘Mevlana’ olmak için, yani çilesini Ali Dağın’da tamamlamak için hocası Seyyid Burhaned’din Muhakik-i Tirmizi’nin yanına gelmek için İncesu’dan geçti..

Efendim!

Liste bu şekilde uzayıp gitmektedir. Bunları buraya nakletmemin nedeni, bir ilçenin ne kadar tarihsel ve kültürel değerinin olduğunu vurgulamaktır. Anadolu’da İncesu gibi parmakla sayılı beldemiz vardır.

İncesu, tarihi ve kültürel dokusunu bilen-tanıyan, kendini her daim sorumlu-vazifeli hisseden yerel-idari yönetime sahip bir ilçemizdir. Gelecek tarihlerde çok önemli tarihsel ve kültürel projelere imza atıp, gelecek kuşaklara büyük miraslar bırakacaklardır. Buna inancım tamdır.

Buradan, Anadolu kültürüne duyarlı bütün okurlarımıza ve İncesu Belediye Başkanı, Kaymakamı ile bütün İncesu sakinlerine selam ederek, saygı ve sevgilerimi arz ediyorum.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>