«

»

Ara 11

Lozan

Halil ALTIPARMAK

            Neden Lozan Anlaşması? Çünkü, 20 Kasım 1922’de başladı ve geçen hafta bu anlaşmanın yıldönümü idi de onun için.

Bu tarih de çok ilginç. Çünkü, taraflara bildirilen tarih aslında 13 Kasım idi. Ancak, Türk Heyeti Lozan’a 13 Kasım’a göre vardığında, kimseyi bulamadı. İngiliz Temsilcisi LordKürzon’un seçim çalışmaları yapmak üzere İngiltere’ye gitmesi gerekmiş ve bu yüzden görüşmeler bir hafta ertelenmiş. Anlaşılıyor ki, Türk tarafının haberi yok. Çünkü, diğer ülke temsilcileri de ülkelerine dönmüş. Sadece bir yetkili bırakılıp, Türklere haber verecek! Lozan’a vardıklarında şaşkınlık içinde kalan Türk Heyeti ne yapacağını bilemez bir halde. Üzgün, kızgın, ama, sabır etmek gerektiği bilincinde! Fransa yakın olduğu için oraya giderek gayri resmi görüşmeler yapıp zaman kazanma ve mümkünse bilgi alma çabası içerisinde!

Kepazelik, rezalet bu kadarla da kalmıyor elbette!

20 Kasım Lozan Anlaşması için ilk oturum açılıyor. Ancak, bu ilk gün, taraflar arası görüşmelere geçilmeyip, açış konuşmasa yapılarak dünyaya başlandığının ilanı gerçekleştirilecek! Bunun için kimlerin bu konuşmada yer alması gerekir?

Önce, ev sahibi olarak Lozan şehrinin ülkesi olan İsviçre’nin  ve sonra da tarafların yetkililerinin açılış konuşması yapması gerekmez mi?

Bu soruya cevap, herhalde hiç tereddüt etmeden EVET! Olması beklenir. Ancak, hayır, gerçek öyle olmuyor. Resmî açıklama şöyle! Önce ev sahibi açış konuşması yapacak ve sonra da İngiliz temsilcisi LordKürzon konuşma yapacak! Nasıl beğendiniz mi? Peki, tarafların en önemlisi olan Türkiye ne yapacak? Herkes gibi konuşmaları dinleyip kös kös ayrılıp oteline gidecek! Ama, iş öyle olmuyor, LordKürzon’un konuşmasından sonra, gündemde olmadığı halde, Türk Heyeti, aralarında aldıkları acil bir kararla İsmet Paşa’nın zoraki kürsüye çıkıp konuşmasını istiyor ve İsmet Paşa kürsüye zorla çıkıp çok güzel bir konuşma yapıyor. Hatta, Fransız delegesi, İsmet Paşa ayağa kalktığında konuşmaması için uyarıyor. Fakat, Paşa, onu dinlemeyip kürsüye çıkıp Türk Milleti adına sert konuşmasını gerçekleştiriyor.

Peki, bunları ne için anlatıyorum? Konuları bu gerçekleş ışığında görelim ve anlayalım diye anlatıyorum. Yani, dikensiz gül bahçesinde gezilmediğini mutlaka anlamalıyız diye anlatıyorum. Bir TARİHÇİ olarak, bizlerin görevinin insanımıza, tarihin aynasını tutmak olduğuna inandığım için anlatıyorum.

Şimdi esas soru şu: Lozan’da sadece başlangıçta yaşanan bu olayların nedeni nedir, İngiltere ve onun etkilediği diğer ülkeler neden bu şekilde davranıyorlar, tarafların bir tarafı Türkler ve diğer tarafı hepsi olduğu halde neden böyle ezme gayretindeler?

Çünkü, Lozan’da Türkler galip ve karşı taraf mağlup olarak masaya oturulmadı. Masaya, Yunan hariç, diğerleri I. Dünya Savaşı’nın galipleri ve Türkler de Yunan Savaşı’nın galibi olarak oturdu. Yani, karşı taraf Sevr’de sorduğu hesabı yenilemek üzere oturdu ve birkaç değişiklikle bunu gerçekleştirmek düşüncesi ile masa kuruldu. Bunu gözardı etmeden Lozan anlaşılamaz.

Lozan iki galibin anlaşması, ama, galiplerden biri olan Türkiye’nin yendiği Yunanistan’ın pek ortada görünmediği gibi garip anlaşma…

Açık seçik söylemek gerekirse, biz kanımızın son damlası ile yendiğimiz Yunanistan’dan hesap sormak isterken, diğer taraf, yani, İngiltere, Fransa ve İtalya bizden hesap sormak istiyorlar.

Çünkü; 1919 6 Haziranında başlayıp 27 Kasım 1919 tarihine kadar geçen sürede Trianon Anlaşması ile Macaristan’dan, Sen Germen Anlaşması ile Avusturya’dan, Versay Anlaşması ile Almanya’dan ve Nöyi Anlaşması ile de Bulgaristan’dan çok ağır hesap sordular. Bu ülkeler I. Dünya Savaşı içerisinde bizim müttefiklerimizdi.

Peki, bizden hesap sormadılar mı? Sordular! Bunlardan 8 ay sonra da bizden hesap sordular: Sevr Anlaşması ile çok ağır hesap sordular. Bu yazdıklarımızın diğer bir gerçeği de şudur: Yüz yıldan beri süren bir tartışmaya son vermek! Yani, yok, Sevr imzalandı, imzalanmadı, yok delegeler imzaladı, ama, padişah imzalamadı gibi gereksiz, anlamsız, gerçekleri ters yüz etmeye dönük sözlerin bir hükmü yok. Çünkü, hesap soranların, mağlupların imzasını beklediği de yok, bununla ilgilendiği de yok.

Devam edelim…Sevr neden diğer ağır hesap sormalardan 8 ay sonra önümüze kondu? Çünkü, zaten, savaşın nedeni  bizdik de ondan. Yani, I. Dünya Savaşı bizim paylaşılmamız için yapıldı. Ben bunu bu kadar net nereden çıkarıyorum? Her şeyden önce şuradan; Bolşevikler, ihtilal yapıp Rusya’da iktidarı ele geçirdikten sonra, Lenin bir açıklama yaptı. Dedi ki; biz Çarlığı tanımıyoruz, onun yaptığı anlaşmaları da reddediyoruz ve Çarlığın katıldığı gizli anlaşmalar ve içerikleri de şunlardır dedi ve 1916 yılında yapılan BREST-LİTOVSK Anlaşmasının gizli maddelerini açıkladı. Bu Anlaşma Osmanlı’nın paylaşılması ağırlıklı bir Anlaşma idi. İkinci bir belge de şu; Clinton ülkemizi 1999 ziyaretinde Meclis’te bir konuşma yaptı ve dedi ki; 20. Yüzyılın ilk yarısı Osmanlı’nın paylaşım kavgası ile geçti. Bu konunun üzerinde ne kadar duruldu acaba?

Yani? Yanisi şu; I. Dünya Savaşı’nın galipleri Türk Milleti’nden TARİHî, MİLLÎ ve de DİNÎ meselelerde hesaplaşacaklardı, bunun için savaştılar ve bu fırsatı ele geçirdiler Bu nedenle diğer müttefiklerimizden daha ağır bir hesap soracaklardı ve sordular. Önce MONDROS ile ve sonra da SEVR ile sordular.

Ama, ama, ama, Türk Milleti bu sorulan hesapları elinin tersiyle itti, reddetti ve tarihin çöplüğüne attı.

Çünkü, Türk Milleti, kalıcı esareti kabul edemezdi! Onun için, ‘YA İSTİKLAL, YA ÖLÜM’ şifresini ortaya koydu.

Çünkü ‘TAM BAĞIMSIZLIK TÜRK MİLLETİNİN KARAKTERİ İDİ’.

İşte Lozan Anlaşmasının Mukayeseli Dış İlişkiler açısından kısa bir tarihçesi budur.

Bir de hukukçu gözüyle bakalım; Türk Borçlar Kanunu’nun 1. Maddesi der ki;‘sözleşme, tarafların iradelerinin karşılıklı ve birbirlerine uygun olarak açıklanmasıyla kurulur.’O halde Mondros ve Sevr’de irademiz olmadığına göre onlar bir anlaşma, sözleşme değil, bir emirnamedir. Lozan ise bir sözleşmedir, anlaşmadır, çünkü, irademiz vardır ve taraflar karşılıklı şartları kabul etmek durumunda kalmışlardır.

Bir de, Lozan maddeleri ve bu maddelerin zaman içerisinde nasıl uygulandığı durumları var ki, onu da gelecek hafta işleyelim.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>