«

»

Haz 10

Kime Yaklaşıyoruz? Kimden Uzaklaşıyoruz?

Yrd. Doç. Dr. Zülfikar ÖZKAN

Bu soruların cevabı kolay… İçimizi rahatlatan, bizi hoş tutan, yatıştıran, yanında rahat ettiğimiz insanlara yaklaşırız. Çünkü onlar bizde hoşlandığımız duyguları uyandırıyor.
Çabuk parlayan, huysuz ve düşmanca davranan kişilerden de uzak dururuz. Çünkü onlar bizde rahatsızlık veren duyguları uyandırıyor. Onları hiç davet etmeyiz veya çok az davet ederiz, onlardan kaçınırız. Her ne sebeple olursa olsun bizde huzur ve sevinç gibi duygularını yaşatan kişileri ise çok ağırlamak isteriz. Onlara değer verip saygı gösterir, her türlü ihtiyaçlarını yerine getirip rahat etmelerini sağlamaya çalışırız.

Kim uyandırırsa uyandırsın, duygulardan birinin sık sık hükmetmesi veya ağır basmasının sebebi şimdiki an değildir. Bu sebeple eğer biri bizi üzüyorsa, o anda karşımızdaki insanın bize takındığı tavrın ötesine bakmamız gerekir.
Bir duyguyu çok hissetmemizin sebebi geçmişin yeniden canlanmasıdır. Küçük bir olay geçmişten gelen izi uyandırır ve kumandayı ele geçirir. Duygular yerini iyice sağlamlaştırmış, bilinç altına yerleşmiş ve dışarı çıkmaya hazır halde beklerler. Kim tetiklerse dışarı çıkarlar.
Hangi duyguyu uyandırırsa uyandırsın, insanlara kızmamalıyız. Çünkü yoğun, dolu dolu bir hayat yaşamamız için bütün duyguları tatmamız gerekir. Tabii onlara kapılmamak şartıyla…
Bütün duyguların bir gün yararlı olabileceklerini unutmayalım. Bir matem durumunda üzüntü, saldırı durumunda öfke, yangın durumunda korku hissetmek çok sağlıklı bir durumdur.
Bu duyguları hissetmezsek başımıza geleceği bir düşünün!
Gün boyunca içinizden geçen duyguları yazın. Eğer sadece iki duygu yaşamışsanız, bu durum iyi değildir. Bir durum bir elektrik düğmesine benzer. Eğer on tane deklanşör (düğme) varsa, bu bir arabadır. Eğer yüzlerce duygu varsa, bu bir insandır (Raqin, s. 50).
Çok duygu hissetmek, algıları genişletmektir. Hayat düşündüğümüzden daha zengindir. Sıkıntılar yoğunlaşmak yerine, ormanlık yollarda gezinelim, ağaçları fark edelim, küçük hayvanlara dikkatimizi verelim, ağaçların renklerini ve kokusunu içimize çekelim….Duygu zenginliğinin keyfini çıkaralım….
Sıkıntı yaşatanların karşısında hemen pes etmeyelim! Hemen mağlubiyeti kabul etmeyelim, başkasının üstünlüğüne boyun eğmeyelim! Sıkıntıların, dertlerin bir sebebi vardır
“Sıkıntılar misafirdir, gelir ve gider… Önemli olan gönderenin hatırına misafire sabretmektir…” diyor Hz. Mevlana.
Elbette başımıza gelen üzücü durumların bir hikmeti, bir mesajı vardır. O mesajı alalım…

Kaynak: Bernard Raquin, Duyguların Seçimi, çev. Anuşka Şahiner, İstanbul, 2011.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>