«

»

Nis 10

İslamofobi İnsanlık Suçudur

Emrah BEKÇİ

İslamofobiye üzerine birçok tanım yapılabilir ve bu isim altında tali olarak çok sayıda alt başlıklar da atılabilir.

 

Peki islamofobi nedir?

 

‘’İslam’dan korku-düşmanlık.’’

 

Çok kısa ve net olarak bu şekilde tarif etmek hem düşmanı hem de mağduru ayırt etmede fayda sağlayacaktır. Dünya insanları İslam’a ve dinin gereğini yerine getiren Müslümanlara neden düşmanlık etmektedirler?

 

Bunun birçok nedeni var. Burada ‘’nedeni var’’ derken; anlatmak istediğim düşmanın zihninden ve gözünden bir işarettir.

 

İslam düşmanı kimler olabilir?

 

Bu soruya cevap olarak vereceğimiz tek gerçek; İslam’ın zarar verdiği, İslam’ın emir ve yasaklarına karşıt; bu yasak ve emirlerden hayatını idame ettiren. Bu yolla kendi yaşadığı coğrafyada, siyaseten ve devlet olarak yönetimi elinde bulundurmak isteyen her şebeke, İslam düşmanıdır.

 

Peki düşman denilen kitlenin düşman olması için neler gereklidir?

 

İnsanların ve devletlerin düşmanları, o devlet ve insanı maddi, manevi, kültürel olarak zarar vermesi ve böylelikle kendi yaşam yerleri içerisinden-dışarısından zarar verip tehdit etmesi gerekmektedir.

 

O vakit akla şu soru gelmektedir; İslam dünya insanlarına ne tür zarar vermektedir?

 

Cevap olarak; kardeşliği, barışı, yardımı, tevhidi, eşitliği, huzuru içinde barındıran İslam’ın; düşman yerine, tam aksine dostunun çok olması gerekmekte.

 

Peki sorun nerede?

 

Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte batının içine düştüğü ideolojik boşluğu İslam karşıtlığı üzerinden yeniden kurguladığı bir süreç başlamıştır. Avrupa’nın tarihsel bir mirası olan ırkçılık anlayışı islamofobiye evrilip; Müslüman topluluklara karşı ayrımcı ve dışlayıcı söylem ve politikaları hayata geçirmişlerdir.

 

2000’li yılların sonlarında, Avrupa’yı sarsan ekonomik bunalım, artan göçmen krizi gibi etkenlere; 11 Eylül 2001 tarihinde yapılan saldırı tam bir milat oldu. Bu saldırı ardından İslam’a ve Müslümanlara karşı düşmanca bakış yükselen bir hızla ilerledi.

 

Peki istenen neydi-nedir?

 

İstenenler çok basit; İslam düşmanı kesimlerin soğuk savaş öncesi sömürdükleri coğrafyalara, tekrardan ürettikleri malları satıp-yeni pazarlar kurup, bu bölgeleri tüketici ve bağımlı hale getirirken; kendi dini ve ideolojik milli devletlerinin refahı yükseltmek. Kendi misaklarında yaşayan kendi milletlerinden olmayan; ‘göçmen-azınlık’ olarak tarif ettikleri kitlelerin, yaşamlarında, inançlarında huzursuzluk yaratıp. Bu çabalar karşılığında kendi ülkelerinde yaşamalarına engel teşkil edip, göç etmelerinin zeminini hayal etmektedirler.

 

Küreselleşen dünyada, milliyetçilik duygularının şahlanması ile ‘ırkçılığın’ süratle ilerlemesi; ırkçı tavırlara ve yönelişlere ise dini kurumların tarihsel olarak (Haçlı Seferleri) öncülük etmesi, Avrupa’da ikinci büyük inanç olan İslam’a karşı ‘Haçlı’ çatısı altında birleşmeyi kurtuluş sayıp, Hıristiyanlık ve Yahudiliğin milletseverlik ile aynı görülmesiyle; ‘’SEN’’ düşman objesi olarak İslam’ı göstermesi, dünyanın kucağında ağlayan; kan, gözyaşı, şiddet, terör doğuran islamofobiyi oluşturmuştur.

 

Avrupa başta olmak üzere, İslam olmayan dünya ülkelerinin yönetimlerinin temelinde, kilise ve havralar, ana kolonlarını oluşturmaktadır. Bu taşıyıcı kolonlar üzerlerine siyasetlerini, yasalarını, ticaretlerini ve sosyal toplum ilişkilerini inşa etmişlerdir.

 

İslam ise; varoluşundaki ilahi gerçekliği hep korumuş olduğundan, Hristiyan ve Yahudi inancı toplumların akli ve gayri ahlaki değerlerini yeksan ettiğinden, düşman olarak görülüp; dünya genelinde finanse ettikleri ve görünüş olarak Müslüman kılığına soktukları guruplar vasıtası ile eylemler yapıp, İslam’a ve inana Müslüman’a karşı düşmanca tavır takınılacak ‘eylemsel algı operasyonlara’ devam etmektedirler.

 

İslam karşıtlığı ve inanan Müslümanlara karşı yapılan söylem ve bütün kötü eylemler, madden güçsüz ülke ve coğrafyalarda yaşayan Müslümanları yaşamsal olarak etkisi altına almış bulunmakla birlikte; aklen islamofobi taraftarı olan dünya insanlarının vicdanlarını kanatan büyük bir leke olacaktır.

 

Unutulmaması gereken en büyük gerçek; her şeyin sonu olduğu gibi, bu dünyanın da bir sonunun olduğu; İslam’a ve Müslüman’a düşman olan her zümrenin elbet bir gün cezasını çekeceğidir.

 

İslamofobi; insanlık suçudur.

 

Vicdanı olan ve kullanmasını bilen ‘insan’ doğruyu karanlıkta bile net görür.

 

Saygılarımla

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>