«

»

Ağu 12

İslam Devletinde Eğemenliğin Mahiyeti

                                                                                                   Av. Mürsel ASLAN*

İslam devletinde eğemenliğin mahiyeti Kur’anı Kerim ve peygamberimizin  sünneti ile tayin edilmiş ve uygulanmaya  koyulmuştur. Devletin yönetimi ile ilgili bütün kural ve kaideleri Allah c.c. koymuştur ( Adaletle hükmediniz g,bi)  . Uygulamasını Peygamber efendimiz yerine getirmiştir. Peygamberlerin görevi , bulundukları toplumlara vahyi tebliğ etmek ve  uygulamasını göstermektir.  Kural ve kaideler koymakta Eğemenlik AALLAHa aittir uygulama beşer planında peygamberlerindir.

 

İlk peygamber Hz. Ademden ,Son peygamber efendimiz A.S. a kadar, bütün peygamberler bulundukları toplum ve toplumlarda adaletin tesisine çalışmışlardır. ZENGİN İLE FAKİR ARASINDA DENGENİN SAĞLANMASI, İŞÇİ İŞVEREN ARASINDA dengenin sağlanması gibi Yani ; EĞEMEN GÜÇLERİN TOPLUM ÜZERİNDEKİ BASKI VE ZULÜMLERİNE KARŞI DURMUŞLARDIR. Toplum içerisinde sınıf ayrımını , güçlülerin eğemenligini yıkmaya çalışmışlar. Bu eğemen sınıf bazen iktidarı elinde tutan gerek seçimle gelmiş, gerekse başka yollarla gelmiş olsun fark etmez. Kurdukları zulüm sistemi ile kendilerinden olmayan veya ötekileştirdikleri kitleleri ve halkı elinde bulundurduğu devletin gücü ile baskı altına alarak yıldırmış ve sindirmişerdir. Bu siyasi gücün yanında ise , yandaş sermaye kasimi ve dini kuralları eğemen kesimin lehine yorumlayarak fetvalar uyduran Ülema olarak toplumda sivrilen kesim yerini alarak üçlü sac ayagı oluşmuştur.İşte Peygamberler ve mustazafların görevi bu üçlü sac ayagı ile mücadele olmuştur. Eğemen sınıfın hakim olduğu bir toplumda adalet yoktur ,Ancak eğemenlerin lehie tesis edilir mustazaflar ezilir kitleler ezen üçlü sac ayağı oluşmuş sınıf karşısında köleleşir. Bu husus Kur’anı KERİM DE Şöyle İzah edilmiştir:

 

Firavun ve Hz. Musanın mücadelesinde; Firavun’un safında yer alan o zamanın en zengini olan Karun,ile O zamanın ülemasının büyük bir kısmı Hz. Musanın karşısında olmuşlardır. Çünkü; Musa bunların toplum üzerineki baskılarını zulmünü yıkmakla, eğüemenliklerini kırmakla emrolunmuştur. ADALETİN SAĞLANMASINI  AMAÇLAMIŞTIR. Ezilen halkının yanında yerini almıştır. İslam devlet düzeninde, devleti yöneten kesimin tek görevi devlet nizamında ataleti sağlamaktır. Bu hususda Peygamber efendimizin uygulamaları ve Hadisi Şerifleri çokça mevcut olup, en çok toplumdaki gelir dengesizliğine engel olmuştur ve düzeni sağlamıştır. Birileri fazla yemekten, birileri de açlıktan ölmemiştir.

 

İslam devleti , yönetilirken, devleti yöneten bürokraside liyakat ön planda yer almıştır.Adam kayırmacılık ve yandaşlık yer almamıştır. Bu hususda da EFENDİMİZ a.s. BİR UYGULAMASINI örnek verecek olursak, Pegamber Efendimiz , yanında sahabesinin bir kısmı ile Kabeye gelir. Ozaman Kabenin yönetimi müşriklerin elinde, Kabenin görevlisi ise bir müşrik. Peygamber efendimiz, kabenin anahtarlarını ister, içerisini görmek için ,görevli vermez. Hz. ALİ  kolunu büker ve anahtarları alır , kapıyı açar. Pegamberimiz içeriyi temaşa ettikten sonra, o anahtarları görevliye iade edilmesini söyler. Hz. Ali onun müşrik olduğunu belirtmesine rağmen, peygamberimiz bu göreve onun layık olduğunu söyler. Bunun üzerine o görevli de daha sonra Müslüman olur.

 

GEREK Efendimizin devlet yönetiminde, gerekse dört halifeni devlet yönetiminde; Adalet ve Liyakat uygulamalarından hiç taviz verilmemiştir. EN önemli bu iki husus devleti düzeninin temelidir. Daha sonraki saltanat dönemlerinde bunlar terk edilmiştir.

 

*Anadolu Aydınlar Ocağı Başkan Yardımcısı

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>