«

»

Mar 16

Gençlik

Halil ALTIPARMAK

 

İnsanın yaşantısında, en hareketli olduğu, fizikî anlamda dayanıklı olduğu çağ, GENÇLİK ÇAĞIDIR. Burada hareketliliktenve fizikî dayanıklılıktan bahsediyoruz.

Hareketliliğin diğer bir tarifi olarak, sürekli üretme ve geleceği yaratma düşüncesine sahip olma ve bu düşünceyi uygulama da diyebiliriz.

Gençliğin, geleceği yaratma ve düşünce üretme özelliği, sadece kendi geleceği açısından değil ülkenin geleceği açısından da oldukça önemlidir.

Çünkü, bir ülkenin, bir topumun, bir milletin geleceğini yaratacak olan, o ülkenin, o toplumun, o milletin gençliğidir.

Yani, Gençlik, geleceğin üretiminin bugünkü belirleyicisidir.

Bu nedenle, bir ülkede Gençlik, o ülkenin geleceğini belirleyici olduğunu bilen, o ruha sahip, o düşünce ile dolu ve bu nedenlerle de hareketli olmalıdır.

Avrupa’da, dünyayı sömürerek zengin olmayı becermiş ülkelerin bugün en büyük sıkıntıları, gençliğini kaybetmiş olmalarıdır. Adı geçen ülkeler, çok ciddi endişe duymakta ve çareler aramaktadırlar. Yani, geleceklerini belirleyecek, gelecek üretimlerini bugünden üstlenecek bir gençliğe sahip olmamanın telâşını yaşamaktadırlar.

Peki, bizde durum nasıl?

Gençliğimiz var, nüfus üretkenlik hızımız önceki dönemlere göre yavaşlamış da olsa, sayısal anlamda ciddi bir genç nüfusa sahibiz.

Tamam, iyi güzel de, bu Gençliğin ruh hali nasıl, hem kendinin, hem toplumun, hem ülkenin geleceğini nasıl görüyor?

İşte, bizim sıkıntımız da tam bu soruda düğümleniyor.

Bugün, Türk Gençliğinin çok ciddi bir kısmının morali bozuk ve gelecek endişesi taşıyor. Bu durumun bir şekilde mutlaka çözümünü bulmalıyız.

Mevcut iktidardan bu çözümü beklemek, pek akılcı görünmüyor.

Neden?

Çünkü, kindar ve dindar nesil yetiştirme düşüncesi ile yola çıkmış olan bu iktidarın, zaten, kendisi de bu çözümü üretme iddiasında olmadığını açıkça söylüyor.

Peki çözümü kim ve nasıl bulacak?

Her şeyden önce, Gençlik, kendi, o hareketli, güçlü, iddialı iradesi ile ayakta kalabilmenin şartlarını belirleyecek ve bu şartlara göre de geleceğini kurmaya çalışacak. Yani, kendine güvenini ve gelecekten ümidini asla kaybetmeyecek. Çok zor biliyorum, ama, Gençlikte bu irade olduğunu da biliyorum.

Kendi Gençliğimi ve o dönemi düşününce bugünkü zorluğun altından bugünkü gençliğin kalkacağına gerçekten inanıyorum.

Toplumların, milletlerin hayatlarında zor dönemler olmuştur ve her zaman da olabilir. Kabul edelim, bugün de zor bir dönemden geçiyoruz. Bugün yaşadığımız salgının zorluğundan bahsetmiyorum. Salgın, bir yıllık bir konu. Biz uzun zamandır zor dönemleri yaşıyoruz.

Gerçekleri gizlemeye gerek yok.

Ekonomik olarak zordayız, eğitim olarak zordayız, terör olarak zordayız, siyaset olarak zordayız, yönetim olarak zordayız vs. Bu gerçekler zaten açık bir şekilde önümüzde duruyor ve biliyoruz.

Ancak, bütün bu zorluklara karşılık Türk Milleti olarak ve Türk Gençliği olarak elimizde de çok büyük bir koz var.

Mustafa Kemal ATATÜRK, MİLLÎ MÜCADELE ve KUVVA-İ MİLLİYECİLER!

Bugün, ne kadar zorda olursak olalım, Millî Mücadele döneminin o çok, çok ağır şartlarından çok iyiyiz. Çünkü, CUMHURİYET,  her şeye rağmen, o bitmiş, tükenmiş, adeta enkaz haline gelmiş durumumuzdan nasıl ayağa kalkılabileceğini, hem bize ve hem de dünyaya örnek olarak göstermiştir.

Elimizde böyle bir koz varken, yılgınlık, bıkkınlık, ümitsizlik asla olmamalıdır.

Zorluklar, sıkıntılar, çözümsüzlükler, çaresizlikler karanlıktır, gecedir. Ama, unutmamalıyız ki, her gecenin sonu mutlaka vardır ve o da aydınlıktır.

Aile, bir ülkede, toplumsal kurumların en küçüğü olmasına rağmen, en önemlisidir. Bu nedenle, aile büyükleri, aile bireylerini en azından ruh hali anlamında sağlam tutabilmenin şartlarını ortaya koyma gayretini göstermelidirler.

Bugün, toplumumuzda, aile büyüklerinin ciddi bir kısmı eğitimlidir. Bizler, gençliğimizde, çok büyük çoğunlukla eğitimsiz ailelerde yetiştik. Ama, aile içerisinde, ülkemiz adına, toplumumuz adına geleceği inşa etme düşüncesini  yaşatma ortamında bulunmaktan dolayı, ümidimizi kaybetmedik. Dönemler, elbette aynı olmak zorunda değil, zaten mümkün de değil. Ama, şartlara göre düşünceler üretme konusu aynıdır.

Dünya tarihinin en uzun yaşayan devletlerinden biri olan Osmanlı Devleti’mizin yıkılması ile ortaya çıkan enkazdan Türkiye Cumhuriyeti Devletini çıkaran Türk Milleti, Anadoluyu asırlardan beri yurt yapabilmenin bedelini çok ağır ödemiştir. Bu gerçek, Türk Gençliği tarafından hiç akıldan çıkmaması gereken bir gerçektir.

Bu gerçeğin ışığında yaşamayı bilmeliyiz ve hayatı bu gerçeklere göre  kurmalıyız.

Mustafa Kemal ATATÜRK, bütün bu anlatmaya çalıştığım gerçekleri çok iyi bildiği için Büyük Nutku’nun sonunda yapılan her işi, Türk Gençliğine emanet etmiştir.

Vahşi Kapitalizmin, yeni Küresel Düzenini uygulama oyununa gelmeden, kendi geleceğimizi belirleme konusunda dayanıklı, sabırlı, çalışkan, ümitli, toparlayıcı, millî ve akılcı olmalıyız.

Unutmamalıyız ki, Vahşi Kapitalizmin yeni Küresel Düzeni, dünyanın hemen her yerini kendi oyun alanı olarak görmekte ve ona göre planlar, projeler yapmaktadır. Yani, bütün dünya, karanlık oyunların sahasıdır.

ÇARE;

“Bir tek şeye ihtiyacımız vardır: Çalışkan olmak”.

“Ey Türk Gençliği!

Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur”.

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>