«

»

Şub 25

Fener Rum Patrikliği II. Vatikan Mı Oluyor?

Ramazan KIRKIK

 

İstanbul’un fethi sonrası Fatih, Rum Ortodoks hıristiyanların dini ve sosyal ihtiyaçlarını  karşılamaya yönelik Fener Rum Ortodoks Patrikliğini kurulmuş. Bir takım skıntılara ramen bu kuru mun Cumhuriyet devrine kadar varlığını koruya geldiği malumdur.

Lozan Antlaşması sırasında Fener Rum Patrikliğinin İstanbul’da kalması istenmiş. Fakat Tür kiye’nin haklı tepkileri karşısında muhatapları fazlaca izrarçı olmamışlar. Sonunda ortodoks hıristı yanların din ve ibadet işlerinin yürütülmesi için patrikliğin İstanbul’da kalması kabul edilecek! Konuyla ilgili düzenleme T.C’ye bırakılmış olduğu için Lozan’da patrikhaneyle ilgili her hangi bir madde yoktur!

Bundan dolayı Atatürk; 6 Aralık 1925 de İstanbul valiliğine bir emirle patrikhaneyle ilgili bir dü zenleme yapılması talebinde bulumuştur. Buna göre; patrik seçileceklerin Türk vatandaşı olması şarttı. Din ve ibadet işleri dışında patriklerin herhangi bir iş yapmayacaklar; Patrikler idari bakımdan Eyüp Kaymakamlığı, hukukî yönden Fatih Cumhuriyet Savcılığı ve İstanbul Valiliği’ne bağlı olacaklardı!

Nedense kabul edilen kuralların zamanla iyi niyet gereği esnetilip, bir süre sonra ABD istiyor diye1948 de vatandaşı Athenagoras, Türkleştirilerek Fener Patriği yapılacak.  Bu  dönemde patrikliğin açılım yaparak hıristiyan dünyasıyla bütünleşip, tanışmasına fırsat verilecektir! Elbette ki bu hoşgörü nün sonucu bundan sonraki gelişmelerin başlangıçı olmuştur!

Athenagoras ölünce(1972)yerine Bozcaada ve Gökçeada Metropoliti Dimitrios patrik yapılmış. Bu devirde patrikhanenin açılımı devam etmiş ve ilk defa Amerika, Rusya gibi vs ülkelere ziyaretler gerçekleşmiştir! Böylece bir anda Fener Rum Patrikliği’nin hıristiyan alemindeki itibarı hızla artarak ”Cihan Patriği”gözüyle bakılmaya başlanmıştır! Daha sonra ki yıllarda bu durum uluslararası platform lara taşınarak sıkça gündeme getirilip, T.C tepkisi kırılmak istenmiştir! Devamında da patrikhane ka nunların üstünde bir statüye kavuşturularak”Ekümenik”olarak bakılması söz konusudur!

Özellikle bu durum Kadıköy Metropoliti Bartholomeos patrik seçildikten(1991) sonra daha bü yük bir mesafe almaya başlayacak. Çünkü Bartholomeos, çalışkan ve inatçı bir kişiliğe sahiptı. Onun içinde ekümenikliğin tarihi bir hak olduğunu iddia ederek bunun kendine verilmesini istemektedir! Bu amaçla bütün hırıstiyan Ortodoksları bir araya toplayarak yeni bir”Vatikan” oluşturmak amaçını ta şıyordu! Bir taraftan uluslararası konjoktörü takip ediyor, diğer yönden de oluşan şartları ihmal etme yerek cesur adımlar atmaktadır! Örneğin 1994 de İstanbul da”Konstantinopoli Toplantısı”yapmayı planlamış ama, devletin müsaade etmemesine aldırmaksızın ”Boğaziçi toplantısı”şeklinde yapmaktan çekinmeyecektir! İşin asıl ilginç tarafı İngilizce sonuç bildirgesinde ”Ben Konstantinopolis’deki eküme nik tahtın varisiyim”diye yazdırabilmesidir! Yine 2004 de patrik Bartholomeos’un AB, Yunanistan ve Türkiye’ye müracaatla ekümenikliğinin kabulünü; Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması taleplerin de bulunmuştur! Sonra cemaatı dahi olmayan Anadolu illerinde kiliseler açıp, metropolitler atarken Ege adalarında  benzer çalışmaları sürdürmektedir. Bunlara Yunanistan’daki kiliseleri de dahil ederek kendini”Ekümenik Patrik”ilanla TC Anayasa ve kanunların üstüne çıkartarak serbest olmayı düşlemek tedir! Bilindiği gibi Bartholomeos, son günlerde İstanbul’da Ukrayna kilisesi için”otosefali”statüsü ver miş ve Yunan Başbakanı’nın da  katılmış olduğu Heybeliada Ruhban Okulu açılış programı programı dü zenleyebilmiştir! Bütün bunlar yapılırken İstanbul Valiliği ve hükümetin ne yaptığını yüce milletimiz merak etmektedir?..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>