x

GEÇMİŞ OLSUN

Konya Aydınlar Ocağı Başkanımız Sayın Yrd. Doç. Dr. Mustafa GÜÇLÜ (Tel: 0505 211 6941) kalp ameliyatı geçirmiştir.

Değerli başkanımıza geçmiş olsun der, acil şifalar dileriz.

AYDINLAR OCAĞI GENEL MERKEZİ

«

»

Eki 13

Fatih Sultan Mehmed Han’ın Kostantaniyye-İslambol-İslambul-İstanbul’u

Emrah BEKÇİ

Milli Tarihimizin her anında birçok hadise ile karşılaşırız. İşte bu hadiselerden biri de ‘’İstanbul’’ şehrimizin adının nereden ve nasıl şartlarda verildiğidir. Hatta geçmiş vakitlerde yaşanan hadiselerin, gelecek zamanımıza ve biz Türk Milletine, farklı milletlerin nasıl baktığının fotoğrafını ne bir şekilde çekmektedir?

Fatih Sultan Mehmed Bizans Başşehrini aldığı zaman şehrin adı Kostantinopolis = Kostantinin şehri idi. Araplar Kostantinin beldesi anlamı olarak sevgili İstanbul’umuza Kostantaniyye derlerdi. Fatih zamanında Türk dili, bir taraftan İran’ın öte yandan Arapların tesiri altına girmeye başlamıştı. Daha sonra bu hazin akımın ağır sonuçları ile güzelim Türkçemizin zorlanması devrinin başında olmamıza rağmen, Kostantinopolis’e şeref verecek Türk adı koymayı düşünmedik, Kostantaniyye deyiverdik…

 

Bunlarla da yetinmeyip, daha bir çok isimler ekledik ki, bunların da Türkçemiz ile pek alakası bulunmamaktaydı: Dar-ül-hilafe, Dar-ül-saltana, Der’aliyye, Der-saadet, Asitane, Dar-ül-mülk, Beldet-ül-tayyibe, Payitah-ı saltanat, Südde-i saltanat, Dergâh-ı Selâtin gibi birçok isim verdik…

Bu arada Fetihten iki sene sonra basılan paralara, tek –y- ile Kostantaniye kelimesi, paraların basıldığı yerin adı olarak yazmaktadır. IV. Mehmed’in Saltanatı itibariyle basılan paralarda iki –yy- harfi ile yani ‘Kostantaniyye olarak basılmaya devam etti.

Ve Türkçemize ihanetimiz böylelikle de bitmemiş, paraların üzerine nerede basılı olduğunu anlatmak için İstanbul’da basılmıştır yerine ‘Duribe fi Kostantaniyye’ denilmiştir.

Fatih İstanbul’u fethettiği zaman Rumları toplamış büyük bir nezaket göstermiştir:

  • Dininizde tam bir hürriyet içindesiniz, Patriğinizi seçiniz, kiliselerinizde istediğiniz gibi ibadet ediniz. Size hiçbir Bizans İmparatorunun veremediği hürriyetleri ben veriyorum.

Demiş, ilk olarak Patrik Gnadiyos’a, kendi hassa ahırından zümrütlerle süslü eğerli cins bir at hediye etmiş, kendisini saltanat makamında kabul etmiş, iltifat etmiş, dönerken de inci ile süslü bir asa armağan etmiştir.

İstanbul’un fethinden sonra Fatih’in vezirleri ve çevresindeki bazı ilim adamları genç Hakana şöyle bir teklifte bulundular:

  • İslamiyet bu güzel beldede nusrat kazandı. Buradaki Rumlar şimdi azınlıktır. Onlar, batıl yolu üzerindedirler. Dinlerinde Hazret-i İsa’nın onlara gösterdiği yoldan eser kalmamıştır. Bunlar şimdi Frenkistanın dört tarafına dağılacaklar, oralarda fesad saçacaklar, başımıza belalar getireceklerdir. İzin veriniz, bunlara İslam olmayı teklif edelim, razı olmayanları da kılıçtan geçirelim.

Fatih Sultan Mehmed, bu teklifi hiç tereddüt etmeden reddetti ve dedi ki:

  • Bizde iki temel yol vardır: Kur’an—Kerim ve Peygamberimizin takip ettiği yol, yani sünnet-i senniyye… İslamiyet, ‘La ikrah-ı fiddin=Dinde zorlama yoktur’ buyurmuştur. Bizler kim oluyoruz ki, kabulü ve hidayete kavuşmayı akıl ve iz’an yolu olarak insanlığa göstermiş olan bu büyük dinin içine cebri, kılıcı, zorlamayı sokalım? Böyle ifratlar, aşırılıklar hem büyük günah, hem de haddi aşmaktır.

 

Bu şahane cevaptan sonra tedbir almış, şehrin azalan nüfusunu, Türklerle doldurmuş, gelen göçmenlere iş sahaları açmış ve şehrin adını da ‘’İSLAMBOL’’ yani, halkının çoğu Müslüman olan şehir koymuştur. İSLAMBOL adı resmi yazışmalara girmiş, ama kullanılmamıştır. İslambol adı, daha sonraları İslambul olarak kullanılmaya başlanmış, fakat bu arada Kostantaniyye söyleyişi, izahı imkânsız bir umarsamamazlık ve aşağılık duygusu ile asırlarca kullanılmıştır. Hatta İkinci Meşrutiyetin ilanından sonra, bastırılan paralarda Osmanlı Bankasının kefaleti bahis konusu olduğu zaman, İngiliz asıllı Mr. Steg, paraların bastırılma merkezi olarak, İsviçre’deki matbaanın adı ile yetinmemiş ‘Duribe fi Kostantaniyye’yi koydurtmakta ısrar etmiştir.

 

Devlet edebiyatında Kostantaniyye yerine, İslambol’un kullanılmasına, Sultan III. Mustafa zamanında başlanıldığını ve bu konu üzerinde padişahın beyaz üzerine hatt-ı hümayununun iki kere tekrarlandığını görüyoruz. Nizam-ı Cedid hareketi zamanında, tophaneyi açan, tersaneyi ıslah eden Sultan III. Mustafa’nın veziri Koca Ragıp Paşa (1698-1762), ‘Ris-ül-küttab’ günmüz anlamı ile ‘Dış İşleri Bakanı’ Şatır Zade Kâşif Emin Efendiye, 19 Şaban 1174 (Miladi: 1760) tarihinde gönderdiği emirde, basılacak paralarda; Kostantaniyye yerine, İslabol’un kullanılmasını, sadece paralarda değil, bütün resmi haberleşme evraklarında İslambol adına yer verilmesini emretmiştir.  Konuyla ilgili emir evrakı şu şekildedir:

 

  • İzzetlü Reis-ül-küttab Efendi: Bundan akdem ferman-ı hümayun-u hazret-i cihandari ile Sikke-i Hümayunlarından ‘Kostantaniyye’ lafzı ref’olunup onun yetine ‘İslambol’ lafzı vaz’olunup, bu here bu emr-i şeriflerine ilave olarak, emr-ü müstahsenenin kuyudat-ı resmiyede dahi ‘Kostantaniyye’ lafzı yazılmayıp, ‘İslabol’ ismi tahrir olunmak babında ferman-ı hümayun-u melukane şerefsüdür olmağla…

 

(Koca Ragıp Paşa’nın Fermanının Fotoğrafı)

 

Sonuç olarak ne oldu? Bizim ‘Kostantaniyye’ yerine İslambol’u kullanmaya başlamamız, bütün Hıristiyanlığı ayaklandırdı; Frenklar, Kostantaniyye’de ısrar ederken, Ruslar, Türk İstanbul’una yeni isim buldular: ‘Çarigrad (Çar’ın Şehri) dediler. Bu tabir, 1827-1828 ve daha sonra 1877-1878 ile 1914-1918 savaşlarında, Rus basın ve kitaplarında, hatta resmi belgelerinde kullanılan tabir haline geldi. 1944 de Stalin, Karadeniz kıyılarımızı, Gürcü Profesörlerin tarihi belgeleriyle isterken, İstanbul için yine aynı tabiri ‘Çarigrad’ adını kullandılar.

 

Yazı içerisinde görüldüğü üzere tarihlerin değişmesi hiçbir şey ifade etmemektedir. Farklı milletler İstanbul’u geçmişte de, gelecekte de kendi toprakları ve şehirleri görmektedir. Bundan dolayı, üzerinde oturduğumuz aziz vatan topraklarının muhafazası ve atiye emin bir şekilde teslimini candan öte vazife bilmeliyiz.

Kaynak: Emrah Bekçi, Türkiye Kamu-Sen, Kamu Türk Dergisi, Yıl: 5, Sayı: 21, ‘’ Fatih Sultan Mehmed Han’ın Kastantanniyye-İslambol-İslambul-İstanbul’u, s. 62, 63, 64, 65.

 

 

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>