«

»

Ara 25

Eğitimi Sorgulama ve Vurgulama Durumu

                                                                            Cafer GENÇ

Günümüzde bilim, teknoloji, spor, sanat alanındaki gelişmeler, yenilikler, başarılar; bilgiyi kullanmakla, beceriyi ortaya çıkarmakla, yeteneklerin kullanılmasını sağlamakla mümkün olur. Bu da eğitimde medeni ve modern anlayışlarla, ciddi ve bilimsel yaklaşımlarla gerçekleştirilir. Her öğrencinin kavuşmak istediği hayalleri, başarılı olacağı ilgi alanları vardır. Bütün mesele, öğrenciye bu imkanı, fırsatı, ortamı sağlayacak yapılanmayı mümkün hale getirmektir. Bu bağlamda, “kime göre, nerede, nasıl?” sorularının, “bana göre, benim için, her yerde, her zaman, ideal, çağdaş, bilimsel eğitim olması” şeklinde cevap bulacağı bir eğitim sistemini uygulamamız ile mümkün olacağını bilmemiz gerekmektedir.

Dünyanın en iyi eğitim sistemi olarak kabul edilen Finlandiya ve Japonya eğitim sisteminin örnek gösterildiğini belirtmiştim ve özelliklerini yazmıştım. Bizlerin de bunların başarılarından alacağımız derslerin olduğunu düşünüyorum. Bu noktadan hareketle, Finlandiya’nın az ve öz müfredatı gibi yaparak yaşayarak öğreten, bilgi ve becerisini kullanmasını sağlayan, sosyalleşmesini amaçlayan sınavsız, ödevsiz, kitapsız bir eğitim sistemi ile Japonya’nın ciddiyete, disipline, kurallara uymaya dayalı, ekip (grup) ruhuyla kontrolü ve öğrenmeyi sağlayan, milli kültürü, değerleri önemseyen, çalışmayı, ahlâkı, davranışı, karakteri öne çıkaran, hayat bilgisi dersi vermeyi ihmal etmeyen eğitim anlayışını bizim bünyemize uygun haliyle harmanlayarak yeni bir yapılanma içerisinde mükemmel bir eğitim sistemini gerçekleştirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Nüfus, kültür, coğrafya, sosyal ve dini yapı, ekonomi…vs. gibi sebeplerle mümkün olamayacağının belirtildiği görüşlere de katılmıyorum. Bu sebepler, 6 milyon nüfuslu, vasat ekonomisi olan Finlandiya ile 127 milyon nüfuslu, süper ekonomisi olan Japonya için de geçerlidir. Eğitim farklı bir durumdur. Bu sebeplere bağlı olarak etkilenmesi mümkün olsa bile niyet, ciddiyet, kararlılık, önemseme, sahiplenme, fedakârlık, güven, sosyal ve ekonomik destek ile üstesinden gelineceğine inanıyorum.

Eğitimdeki sorunlarımızın ve sıkıntılarımızın sorgulanmasını, öncelikle şu önemli konuların halledilmesi gerektiğini vurgulamak istiyorum.

1) TEMEL MESELELER OLARAK:

  1. a) EĞİTİM SİSTEMİNDEKİ BELİRSİZLİKLERİN GİDERİLMESİ: Yönetime gelen her siyasi partiye ve Milli Eğitim bakanlarına göre değişen bir eğitim sistemi olmamalıdır. Kalite, başarı ve verimlilik esasına dayalı, oturmuş bir eğitim sistemi, siyasilerin el atamayacağı bir şekilde düzenlenmeli ve ulaşamayacakları bir yerde olmalıdır!..
  2. b) ALTYAPI EKSİKLİĞİNİN, FİZİKİ YETERSİZLİĞİN VE OKUL İHTİYAÇLARININ KARŞILANMASI: Nüfus artışı ile birlikte günümüzün ihtiyaçları göz önünde bulundurularak yapılacak istatistiklerle ve planlamalarla bu sorun, altından kalkılamayacak ağırlığa ulaşmadan halledilmelidir.
  3. c) MÜFREDATIN GÜNCELLEŞTİRİLMESİ, İHTİYACA CEVAP VERECEK ŞEKİLDE DÜZENLENMESİ: Müfredat, öncelikle okulu ve okumayı sevdirmelidir. İlgi alanlarına göre, hayata ve mesleğe hazırlayacak şekilde düzenlenmelidir. Güncellenmelidir ve gerekli bilgiler az ve öz verilerek hafifletilmelidir.
  4. d) İKİLİ EĞİTİM-ÖĞRETİM (SABAHÇI, ÖĞLECİ) VE DERS SAATLERİ DURUMU: Ders saati, sabah 3 saat, öğleden sonra 3 saat olmak üzere, günde 6 ders saati, haftada 30 saat olmalıdır. Eğitimin önemine istinaden, yılın üçte ikisine yakın (220 iş günü) eğitim olmalıdır. Çarşamba öğleden sonra, cumartesi öğleye kadar sosyal etkinlikler, eğitim faaliyetleri düşünülmelidir.
  5. e) YÖNETİCİ VE ÖĞRETMEN YETİŞTİRİLMESİ: Öğretmen yetiştiren müstakil yüksek eğitim-öğretim kurumları olmalıdır. Maaş ve özlük hakları itibarıyla cazip hale getirilerek öğretmenin itibarı, öğretmenliğin gözde meslek olması düşünülerek öncelikle tercih edilir hale getirilmesi gerekmektedir. 5 yıllık müstakil bir eğitim fakültesinin son senesi, yöneticilik ile ilgili olmasının, bilimsellik ve kalite açısından anlamlı olacağına ve ihtiyaca cevap vereceğine inanıyorum. Öğretmen ve yönetici yetiştirmede bilimsellik ve profesyonellik esas alınmalıdır.

2) OKUL ÇEŞİTLERİ MESELESİ:

  1. a) OKUL ÖNCESİ EĞİTİM VE İLKOKUL
  2. b) ORTAOKUL
  3. c) LİSELER: (*BİLİM-TEKNOLOJİ, SPOR VE SANAT LİSELERİ, *ANADOLU-FEN LİSELERİ, *GENEL LİSELER VE *MESLEK LİSELERİ

(Bu düzenlemeyi daha önceki köşe yazımda ayrıntılarıyla açıklamıştım)

Okul öncesi eğitimin önemine binaen, zorunlu hale getirmekten ziyade, teşvik edilerek cazip hale getirilmesi ön planda olmalıdır. 10-11 yaş, ergenliğe geçiş dönemidir. 7-11 yaş grubu ilkokulun, ortaokuldan ayrı olması uygun olur.

Ortaokullar, tamamen bilgi, beceri, yetenek gibi ilgi alanlarının tespitini yapmayı ve buna göre yönlendirmeyi amaçlamalıdır.

Liseler, 4 bölüm olarak şu şekilde düzenlenmelidir.

Bilim – Teknoloji Liseleri ile Spor ve Sanat Liseleri: Her ilden, çok üstün zekalı, yetenekli seçilmiş öğrenciler için eğitim verecek okullar olmalıdır. Bu öğrenciler, teknoloji üretecek ve geleceğin bilim adamı, sporcusu ve sanatçısı olacak şekilde eğitim-öğretim almalıdırlar. En iyi imkânlarla devlet tarafından yetiştirilmelidir.

Anadolu-Fen Liseleri: Bu okulların fen bölümüne sayısal ağırlıklı (mühendis, doktor, sayısal branş öğretmeni… vs.), Anadolu bölümüne sözel ağırlıklı (hakim, kamu yönetimi, sözel branş öğretmeni… vs.) öğrenciler alınmalıdır.

Genel liseler: Kamu kurum ve kuruluşlarının ara eleman, memur ihtiyacı amacıyla, akademik eğitim yapamayacak olan öğrenciler için zorunlu lise eğitimi olarak düzenlenmelidir.

Meslek Liseleri: İllerin ve bölgelerin özelliklerine ve ihtiyaçlarına göre, öğrenci ve velilerin istek ve talepleri doğrultusunda açılacak bölümlerin olacağı kurumlar şeklinde planlanmalıdır. Bu okullarda, meslek ve iş eğitimiyle, sanayi ve iş sektörünün eleman ihtiyacı karşılanmalıdır. Her ilde, hangi meslek liselerinin ve bölümlerinin olması gerektiği, Milli Eğitim müdürlüklerinde bir komisyon tarafından kararlaştırılmalıdır.

AYRICA;

Öğrencinin başarısı sınavlarla değil de okul ve sınıfındaki performansına göre değerlendirilmiş olursa, okulların önemi, ağırlığı öne çıkarılarak ideal, başarılı, iyi öğrenci olması için çalışmaya teşvik edilmiş olunacaktır.

“Ölçme” ve “Değerlendirme” konusunda, 8, 9 zayıfı olan bir öğrencinin sınıf geçtiği bir sistemde, berbat durum ortada olunca söylenecek pek bir şey de yok gibi görünüyor. Bunu derken, öğrencinin sınıfta kalması gerektiğini söylemiyorum. “Mutlaka başarılı olacağı bir ilgi alanı vardır, o yönde değerlendirilmelidir” demek istiyorum. “Çalışırsan kazanırsın” anlayışının kavratılması gerektiğini söylüyorum…

Okullardaki ders sınavlarının yeni düzenlemelerle seviye tespitine yönelik yapılmasının yeterli olacağını, sonucunu öğrencinin bilmesine gerek olmadığını, sınavsız sistemle kaygısız, korkusuz, stressiz rahat eğitim ortamı ile öğretmenin gerçekleştirilmesi gerektiğini belirtmek istiyorum.

Mutlaka, bütün sınıflarda “Hayat Bilgisi” dersi bulunmalı ve Türkçe-Türk Edebiyatı ile Yabancı Dil dersleri ağırlıklı temel dersler olmalıdır. Öğrenciler, ezberci olmamalı, “bilginin hamalı” değil, yapanı, yaşayanı olmalıdır.

SÖZÜN ÖZÜ: Sistem, öğrenciyi eğiterek hayata, öğreterek mesleğe hazırlamalıdır. Meslek seçimi evlilik gibidir. Kişinin, bir ömür boyu birlikte olacağı, yaşayacağı mesleğini sevmesi ve mutlu olacağı işi yapması, verimlilik ve başarı açısından da önemlidir. Eğitimi amacına uygun gerçekleştirmek gerekir. Aksi takdirde, böbrek nakli ticareti yapan doktorun, devleti yıkmak için temeline dinamit üreten kimyagerin eğitimlerini ve varlık sebeplerini sorgulamamız gerekir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>