«

»

Şub 09

Eğitime Bakış Açıları

Cafer GENÇ

Şubat tatili, “dinlenme” ve “değerlendirme” olarak yerine getirildiğine göre, eğitime bakış açılarımızı ortaya koyarak gündemimizdeki eğitim konularını değerlendirmiş olalım. Eğitim sistemimiz, sınavlara ve alınan notlara bağlı bir “Ölçme ve Değerlendirme” ile başarıyı tespit etmektedir. Bunun sağlıklı olup olmadığını tartışmak gerekir.

Eğitim sistemine MEB’in, okul yöneticilerinin, öğretmenlerin, öğrencilerin ve velilerin bakış açıları vardır ve farklıdır. Farklılıklar üzerinde durarak bugün Milli Eğitimimizin, okul yöneticilerimizin ve öğretmenlerimizin bakış açılarını, yarın da, öğrencilerimize ve velilerimize önemli eğitim tavsiyelerinde bulunalım.

MİLLİ EĞİTİMİN BAKIŞ AÇISI:

MEB’imiz, devletin resmi bir kurumu olduğu için eğitime, kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde yaklaşmak zorundadır. Mevzuatta yeri olmayan uygulamalar, sorunların ve sıkıntıların yaşanmasına sebep olmaktadır. Bu yanlışlar basın, kamuoyu, sendikalar, köşe yazarları, eğitim otoriteleri tarafından dile getirilmektedir. Eğitimde, millete ve memlekete hizmet etme düşüncesi içerisinde olmak temel bakış açısı olmalıdır.

MEB’in, kanunları ve yönetmelikleri uzmanları tarafından, “en ideali” olacak şekilde hazırlanmaktadır. Bunu, Milli Eğitim Temel Kanunu’nda ve Milli Eğitimin Amaçları’nda görmemiz mümkündür. Milli Eğitimimiz, yıllardır sistemi oturtmak, eğitim ve öğretim uygulamalarından sonuç almak konularında başarılı olamamıştır. Sebepleri çoktur ve tartışılmalıdır. Dünyanın en iyi eğitim sistemi bile uygulayanı insan olduğu için ilgililerin, “anlayış” ve “yaklaşım” konusunda bakış açılarındaki yanlışlıkları sıkıntıların yaşanmasına sebep olmaktadır.

Not ve sınıf geçme konusunu da MEB’imiz, Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nin “Ölçme ve Değerlendirme” bölümünü ihtiyaca cevap verecek şekilde düzenlemelidir ve güncellenmelidir. Öğrencinin bilgi ve becerisini kullanmasına imkan, fırsat, ortam hazırlanarak “öğretim” ile İSTEDİĞİ mesleğin sahibi olması, “eğitim” ile MUTLU OLACAĞI hayata hazırlanması gerçekleştirilmelidir. Not için yazılıdan yazılıya çalışarak ezberci bir anlayışla bilginin hamalı olmak yerine; yapan, yaşayan, uygulayan birey olmasını sağlayacak bakış acısı ile yaklaşılmalıdır. Donanımını değerlendirmesi için seçeneklerle yönlendirilmesi gerekmektedir. “Günü kurtarmak” anlayışı yerine, “geleceğe yatırım yapmak” bakış açısı içerisinde olmak çok isabetli olacaktır.

OKUL YÖNETİCİLERİNİN BAKIŞ AÇISI:

Okul yöneticilerimizin, “Devletin dili belgedir, devlet resmi dille konuşur” diyerek mevzuata göre hareket etmeleri normaldir. Kanunlar ve yönetmelikler, “kurumsallaşma, kurum kültürü, ilkeler, değerler, marka olma” adına önemlidir ve gereklidir. Disiplin, rekabet, ideal ortam ve imkanlar, moral ve motivasyon gibi durumlar başarılı olmanın esasını oluşturmaktadır.

Yönetmeliğe göre, 8 – 9 zayıfı olan öğrencilerin bile (ortalama ve sorumluluk ile) sınıf geçtiği göz önünde bulundurulursa, not ve puan yönüyle bakış açısından ziyade, bilgi ve beceriyi kullanmanın daha önemi olacağı bir bakış açısı ortaya çıkmaktadır. İlgi alanına ve bilgi durumuna göre yönlendirmenin, bunu sosyal etkinliklerle ortaya koymasını sağlamanın kaliteli ve başarılı eğitimin sebebi olacağı gerçeğinden hareketle, öğrenciyi “kaybetmek” yerine “kazanmak” esas alınmalıdır.

Okul yöneticilerimiz, idari tasarruflarını da kullanarak öğrencilerinin hayallerini gerçekleştirmelerine, hedeflerine ulaşmalarına destek vermelidir. İlgi, sevgi, değer verme, paylaşma anlayışına dayalı bir bakış açısı kaliteli ve başarılı eğitimin temelini oluşturacağı bilinmelidir.

ÖĞRETMENLERİN BAKIŞ AÇISI:

Öğretmenlerimizin görev ve sorumlulukları bilinmektedir. Mevcut eğitim sisteminde, “en iyisini yapmak” gayreti içerisinde mesleklerini ifa etmektedirler. Eğitimde başarının sırrı mesleki anlayış, görev bilinci, vicdani ve ahlaki sorumluluk, ilgi ve sevgi yaklaşımı gibi değerlerde düğümlenmektedir. Bu düğümü öğretmen çözmektedir.

Üniversite bitirmekle, diploma almakla, okula gidip gelmekle, derse girip çıkmakla öğretmen olunmadığını biliyoruz. Bazıları, “ne iş yapıyorlar ki, tatilleri de çok… vs” deseler de insanla uğraşmanın zorluğunu bilmediklerini düşünüyorum. Boş zamanlarında, tatilde bile mesleğini, öğrencilerini düşünen öğretmenlerin, “insan yetiştiren insan” olarak bir anne, baba, ağabey, abla, akraba, yakını, tanıdığı, samimi dostu, arkadaşı olduğu da bilinmelidir.

Öğretmenlerimizin eğitime bakış açısı sınav, not, puan üzerine kurulu sayısal (maddi) bir durum değildir. Bunlar, en son düşünülmelidir. Öğretmen, öğrencilerini öğreterek ve yönlendirerek bir meslek sahibi olmalarını sağlamakla birlikte eğiterek hayata hazırlamanın manevi yönündeki mutluluğu da yaşamaktadır.

SÖZÜN ÖZÜ: Yaptıklarımızın deneyimi, yapacaklarımıza “keşke”siz bakış açısı olmalıdır. Gözdeki görme bozukluğuyla görüş bozukluğunu (bakış açısını) karıştırmamak gerekir. Başarılı olmak için, bakış açımızı geliştirmek ve genişletmek zorunda olduğumuzu bilmeliyiz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>