«

»

Mar 06

Eğitimde Efsaneleşmek Üzerine

Cafer GENÇ

 

Mevcut eğitim sisteminde öğretmenin ve öğretmenlik mesleğinin anlamı, önemi, değeri ve varlık sebebi tam olarak anlaşılmış değildir. Eğitimin ağır yükünü sırtlamış olan ve eğitimin ayakta durmasını sağlayan bu adsız kahramanların “kim?” olduklarını bilmediğimizi düşünüyorum. Nitekim dünkü köşe yazımda dile getirdiğim “öğretmenin performans değerlendirmesini”, öğrencilerin ve velilerin de yapacak olması bu görüşümü doğrulamaktadır. Böyle bir değerlendirmenin yanlış olduğunu, öğretmen başarısının bu şekilde tespit edilmesinin sağlıklı ve mantıklı olamayacağını belirtmiştim. Ayrıca, bunun sebeplerini sıralayarak çözüm önerilerimi de ifade etmiştim. Burada bütün mesele, başarısız öğretmen tespitinden ziyade, başarılı öğretmenlerin teşvik edilmesidir. Çünkü eğitimdeki yapılanma, başarısız öğretmeni zaten dışlayacaktır veya sistem, başarılı olmaya zorlayacaktır. Başarılı öğretmeni ödüllendirirseniz hak etmeyi, örnek olmayı, başarılı olma anlayışını gerçekleştirmiş olursunuz. Şunu da bilelim ki, başarının bedelini bir dönem ödemeyenler, başarısızlığın bedelini bir ömür boyu öderler.

Öğretmene hak ettiği değeri vermek ve öğretmenlik mesleğinin itibarını korumak konularında sıkıntılarımız vardır. Bu da, eğitimi olumsuz yönde etkilemektedir. Başarıyı olmayı ve kaliteyi gerçekleştirmeyi engellemektedir. Öğretmenlere, maaş ve ücret durumları ile ilgili ekonomik iyileştirme başta olmak üzere özlük hakları, sosyal imkânlar, itibar ve kariyer gibi konularda düzeltmeler ve düzenlemeler yapılmalıdır. Bunlar sağlandığı takdirde, başarısızlık söz konusu olursa sebepleri sorgulanmalıdır.

Son günlerde çok sık duyduğumuz taciz, tecavüz ve şiddet olaylarının eğitimde de yaşanmasından derin üzüntü duyuyoruz. Bu tür olaylar, eğitimin ruhuna aykırıdır, eğitimde yeri yoktur ve mesleki anlayışla çelişkilidir. İnsana hayat veren bir mesleğin, insanın hayatını karartan mensuplarının olmasını izah etmek mümkün değildir. Bu kişilerden nefret edilmekle birlikte, eğitimle bağdaştırılmasından da utanç duyulmaktadır.

Öğrencilerin, “ilgiyi ve sevgiyi yaşayamamak, anlaşılmamak, değer verilmemek, aile ve okul baskısı görüyor olmak, hapsedilmiş hissetmek, hayallerini ve kendini ifade edememek…” gibi, sosyal ve psikolojik olarak ortak dertleri vardır. İşte, insanla uğraşmanın zorluğu göz önünde bulundurulursa, öğretmenlerin eğitimin birer fedaileri, birer adsız kahramanları olduğunu söylememiz mümkündür. Ben de bir öğretmen olduğum ve pek çok olay yaşadığım için meslektaşlarıma “efsane” olmaları için şu 10 tavsiyesinde bulunacağım.

1) Özel hayat sorunlarınızı bir kenara bırakın, meslek hayatınıza yansıtmayın.  Güler yüzlü, bakımlı, titiz, temiz ve hareketli hallerinizle örnek olun.

2) Öğrenciyi azarlamaktan, öğrenciye kızmaktan, bağırmaktan kaçının. Sınıf ortamında, arkadaşlarının yanında rencide etmeyin, küçük düşürmeyin.

3) Öğrenciye karşı samimi ve dürüst olun, güven verin. Bilmediğiniz konularda yanlışı söylemek yerine, “Bilmiyorum, araştırır sana bilgi veririm” deyin.

4) Öğretmen taklit ediliyorsa sevilmiş ve etkilemiş demektir. Ders anlatırken jest ve mimiklerinizi kullanın. Ses tonunuz tek düze olmasın; vurguyu ve tonlamayı kullanın. Dersi monoton olursa, konuyu rutin anlatırsanız sıkılırlar. Öğrencilerin de derse dahil olacağı ortamı yaratın.

5) Sınıfınız farklı seviyedeki öğrencilerden oluşuyorsa derslerinizde kolay-orta-zor sorularla örneklendirme yapın. Öğrencilerin anlattıklarınızı ezberlemelerini değil, anlamalarını amaçlayın. Onların başarısı sizin başarınızdır. Unutmayın düşük not alan öğrenci “hoca verdi” der, yüksek not alırsa “ben aldım” der. Bırakın onlar alsın yeter ki öğrensinler. Not, en son düşüneceğiniz işiniz olsun.

6) Derslerinizde soyut kavramları örneklerle somutlaştırmanız onların “gerçek hayatta bu ne işimize yarayacak?” sorularına karşı hazırlıklı olmalarını sağlayacaktır. Onlara balık yemeyi değil, balık tutmayı öğretin ki, (öğrenmeyi öğretmek) başarısı, azmi sürekli olsun. Yaparak, yaşayarak öğretin.

7) Öğrencilerinize dersinizle ilgili proje-sunum hazırlamalarını söyleyin ve yaratıcılıklarına şahit olun. Onların ne kadar kabiliyetli olabildiklerine inanmalarını sağlayın. Öğrencilerinize başarma duygusunu tattırdığınızda, siz de, özgüvenli bireyler yetiştirmenin haklı gururunu yaşarsınız.

8)Öğrencilerin hayalleri vardır. Hayal kurmalarına ve bunları gerçekleştirmelerine imkân ve fırsat verin. “Boş ver, yapamazsın” diyenlere inat siz, hayalleriyle fark yaratmasını sağlayın. Duygu ve düşünce dünyalarında gezinerek yüreklere dokunun.

9) Selam verin, sohbet edin. Dersinize başlamadan önce kısa bir hal-hatır sorma muhabbeti yapın. Dertlerini dinleyin, ilgilenin ve sıkıntılarını paylaşın.

10) Konuşturun, rahat hareket etmelerini sağlayın, kitap okutun, yazdırın, ilerde yazar, şair, sanatçı olursa hep sizi hatırlayacaktır.

Bunları yaparsanız, sahiplenirseniz, farkındalık yaratırsanız saygınlık kazanırsınız. Eğitimde unutmamanın ve unutulmamanın adı efsaneleşmektir.

SÖZÜN ÖZÜ: Öğretmen, her sabah evden çıkarken “işe gidiyorum” demez. Evi bildiği, “okuluma gidiyorum” der. Elbette ki, bir anne-baba kendi evladını karşılıksız sever. Ruhu zengin, gönlü engin olan öğretmenler ise, başkalarının evlatlarını karşılıksız sevmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>