«

»

Mar 14

Eğitimde Başarının Değerlendirilmesi

Cafer GENÇ

 

Milli Eğitim Bakanlığımız, eğitimin kalitesini artırmak ve eğitim politikalarına yön vermek amacıyla “Öğretmen Performans Değerlendirme Sistemi” ile ilgili çalışmaların başlatıldığını açıklamıştır. Bu konuyu, 03. 03. 2018 tarihi köşe yazımda ele almıştım ve yanlış olduğunu belirtmiştim. Sadece eleştirmekle kalmamış, önerilerde de bulunmuştum. Eğitimdeki başarısızlığın sebeplerini öğretmenin başarısızlığında düşünmek doğru değildir. Böyle bir anlayış ve algı yaratılmış olması, perişan durumdaki eğitimimizi ayakta duramayacak hale getirecektir.

Öğretmenlerin performanslarının değerlendirilmesine kesinlikle karşı değilim. Değerlendirmede teşvik, moral ve motivasyon esas alınmalıdır. Aksi bir uygulama, öğretmenin üretmesini sağlamak yerine, kariyerini bitirmek anlamına gelecektir. Dolayısıyla, eğitim kesintiye uğrayacaktır ve eğitimin kalitesi düşecektir. Başarısız öğretmeni bulmaya yönelik arayış yerine, başarılı öğretmeni öne çıkarmanın, örnek olma ve teşvik için daha isabetli olacağını düşünüyorum.

Nasıl ki, eğitimdeki kalite ve başarı, sistemin uygulanması ve MEB’in icraatları ile ilgili ise, öğrencinin başarısı da öğretmenle ilgilidir. Burada, “öğrenci başarısız olduğuna göre öğretmen başarısızdır” demek haksızlık olur. Öğretmenin başarılı olması için, MEB’in ve eğitim sistemin öğretmene sağladığı imkanları, şartları, hakları ve ortamı sorgulamak gerekir.

Öğretmenlerin başarısının değerlendirilmesi gerekir derken, öğrencilerin başarısının değerlendirilmesini de göz ardı etmemek gerekir. Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nin (OKY), “Ölçme ve Değerlendirme” ile ilgili 43 – 60 arası Maddelerinde, öğrenci başarısı sayısal figürlerle ifade edilmektedir. 8, hatta 9 zayıfı olan öğrencilerin not ortalamasıyla geçtiklerine şahit oldum. Sınıf geçmenin çok kolay olduğu, sınıfta kalmanın daha zor olduğu,

bir sistemde, öğrenci başarısının ölçülmesinin ve değerlendirilmesinin ne derece sağlıklı olacağını sizlerin takdirlerinize bırakıyorum. Bizde, yazılı sınavların, performans ve proje puanlarının aritmetik ortalamasına göre bir başarı değerlendirmesi söz konusu iken, dünyanın en iyi eğitim sistemi olarak kabul edilen Finlandiya’da yazılı sınavların olmadığını, başarı tespiti için sayısal ölçütlerin bulunmadığını söylemek istiyorum. Bizdeki eğitim sistemi, not konusunu, öğrenci için önemli hale getirmektedir. Not, sadece bir eğitim aracı olup öğrenip – öğrenmeme durumu ile ilgili seviyenin tespitidir. Değerlendirme sistemi, sadece bilgiyi ölçmekle kalmamalı, başarılı olacağı durumları tespit ederek bu alanda yönlendirmelidir. Hayallerini ve becerilerini (yeteneğini) ortaya koymasına imkan ve fırsat vermelidir.

Söz, sınavdan açılmışken, sosyal medyada şöyle bir soru dikkatimi çekmişti. “Bir sütçü, litresini 75 kuruşa aldığı süte, dörtte bir oranında su ilave ederek litresini 85 kuruştan satmaktadır. Buna göre, sütçünün karı yüzde kaçtır?” Durun, hemen hesap yapmayın. Burada, ahlaksızlığın sınav sorusu olduğu bir anlayışta, ahlaklı nesiller yetiştirmenin zorluğunun hesabını yapın. Böyle bir soru ile öğrenci başarısını ölçmek mümkün müdür?

Eğitim sistemi öğrenciyi, öncelikle hayata hazırlamalıdır. Beraberinde ilgi alanına, yeteneğine, kapasitesine, bilgi ve becerisine göre yönlendirerek bir meslek sahibi olmasını amaçlamalıdır. Öğrencinin, bilginin hamalı değil, günlük hayatında yapanı, yaşayanı olması sağlanmalıdır. Öğrenci başarısının tespiti için ezberciliğe, kitabi bilgilere, sınava, not (puan) almaya dayalı bir eğitim sistemi sorun ve sıkıntı yaşatmaktadır. Öğrencilerdeki sınav korkusu, not kaygısı, sınıfta kalma endişesi, aile baskısı ve mezun olunca iş bulamama kaygısı psikolojilerini bozmaktadır ve strese sebep olmaktadır. Bu da, öğrenci başarısını engellemektedir. “Bir kesime göre değil, kişiye göre eğitim sistemi” ile “yaparak öğreten, yaşayarak eğiten” bir eğitim sistemi, öğrencinin başarılı olmasını sağlayacaktır. Matematik’e, Fen’e ilgisi olmayanve bu tür sayısal dersleri sevmeyen bir öğrenciye, ısrarla “öğreneceksin, doktor, mühendis olacaksın” demenin bir anlamı, mantığı yoktur.

Eğitim sistemimizdeki şöyle bir durumu söylemiş olursam, ne demek istediğimi anlatmış olurum diye düşünüyorum. İlkokulların 1. sınıfları, öğrencilerin okula niçin geldikleri anlayışının oluşması için tamamen eğitim ağırlıklı olmalıdır. Sadece, “Hayat Bilgisi” dersi verilmelidir.. Henüz ana kucağının sıcaklığından ve evin sıcak ortamından, buz gibi büyük bir binaya (okula) ve kalabalık bir topluluk içerisine gelmiş olan bir öğrenci, ısrarla, “okuma-yazma” öğrenecek diye zorlanmamalı, daha ilk yılda bıktırılmamalıdır. Ödevini yapamadığı zaman ağlatılmamalıdır. Nefret duygusu ve düşüncesi içerisinde olmamalıdır. Daha ilk adımında bunları yaşayan bir öğrencinin başarılı olmasını düşünmek mantıklı değildir. Oyun, müzik… vs. sosyal etkinliklerle eğiterek, öğreterek eğitime hazırlanması ve okula severek, koşarak gelmesi sağlanmalıdır ki, başarılı olması gerçekleştirilmiş olsun.

“EĞİTİM” konusunda dünya sıralamasında çok gerilerde olmamız, PİSA raporlarının üzücü sonuçları, eğitimde, “köklü” ve “kalıcı” çözüm arayışı içerisinde olmamız gerektiğini göstermektedir. MEB’in, eğitim alanına ilişkin faaliyetlerinin çok yönlü olarak değerlendirildiği 2017 Faaliyet Raporu’nda, eğitimde önceden belirlenen hedeflerle ulaşılan sonuçlar arasında beklentilerin gerisinde kalan bir dengesizlik olduğu görülmektedir. Tahminlerini tutturamamış, hedeflerine ulaşamamış olmanın itirafı ile, eğitim sisteminin içinde bulunduğu içler acısı durum ortaya konulmaktadır. Demek ki, eğitimdeki sorunları ve sıkıntıları çözmeye öz eleştiri yaparak sistemden ve uygulamalarından başlamak gerekiyor. Arkasından öğretmen ve öğrenci başarısı kendiliğinden gelecektir.

SÖZÜN ÖZÜ: Kolay olan bir şeyi (bir iş) herkes yapar, önemli olan zoru başarmaktır. Günü kurtarayım diye düşünürseniz dünü anlatamazsınız ve yarını açıklayamazsınız. En iyi ölçme ve değerlendirme aracı ahlak ve vicdandır

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>