«

»

Şub 20

Eğitimde Anlayış ve Yaklaşım

Cafer GENÇ

Eğitimde “anlayış” ve “yaklaşım” esasları çok geniş kapsamlı konulardır. “Anlamak” kelimesinden hareketle, yapılan işi anlamaktan tutun da öğrencinin sosyal ve psikolojik durumunu anlamaya kadar, eğitimin her alanında karşımıza çıkmaktadır. Özellikle, “öğrencileri anlamak” ve “öğrenciye karşı anlayışlı olmak” eğitimin önemli ve öncelikli değerlerindendir. Öğrenciyi kazanmanın ve başarılı olmasını sağlamanın temelidir. Bütün yönleriyle tanıdığınız ve bütün özellikleriyle anladığınız bir öğrenciye yaklaşımınız da buna göre olacaktır. Bu da, amacınıza ulaşmanızı sağlayacak ve başarılı olmanızı kolaylaştıracaktır.

Eğitimde şiddet, saldırı ve diğer çirkin olayların, “ilgi ve sevgi”, “anlayış ve yaklaşım” eksikliğinden kaynaklandığını söylemiştim. Ayrıca, bunların olması durumunda bu tür olayların olmayacağını iddia etmiştim. Öğrencisine değer veren, ilgilenen, seven, gurur duyduğunu hissettiren bir öğretmene, öğrencinin “saygısızlık” ve “yanlış” yapmasının mümkün olmayacağı konusunda ısrarcı olduğumu belirtmiştim. Bunu iki örnek olayla ve bazı mesajlarla ortaya koyarak duruma açıklık getireyim.

“Bu adam kendini anlatıyor” demezseniz (dememeniz gerekir çünkü eğitimde örnekler evrenseldir ve anlatılır), “Ahmet şunu dedi, Ayşe bunu yaptı” yerine, olayların muhatabı ve canlı şahidi (ispatı, belgesi) olarak yaşadıklarımı yazmamın daha anlamlı olacağını düşündüm. Şu iki olayın, ilgiye ve sevgiye, anlayışa ve yaklaşıma güzel örnek olacağını düşünüyorum.

Müdür olarak Öğretmenler Kurulu Toplantısında, yaşadığım bir olaydan hareketle, iki öğretmen tipini, öğretmenlerime şöyle örnek vermiştim: Bir öğretmen derse girdiğinde ayağa kalkmayan, uyuyormuş gibi duran bir öğrencisini görüp, “Benim geldiğimi görmedin mi? Terbiyesiz, saygısız, bunun hesabını sana sorarım” demesi ile, “buyurun, oturun” dedikten sonra, gördüğü o öğrencinin yanına gidip “derse girdiğimi görmedin herhalde. Hasta mısın? Gece uyumadın mı? Bir sıkıntın mı var? Söylemek, paylaşmak ister misin? Senden böyle bir tavır ve tepki beklemediğim için merak ettim, ne oldu?” demesi arasındaki fark, öğretmenin ve bu mesleğinin inceliğini ifade etmektedir. Öğrenciyi kaybetme ve kazanma noktasındaki bu tür tavır ve tepkilerde, anlayış ve yaklaşımlarda elbette ki, ikinci öğretmen tipi büyük kazanç sağlayacaktır. Öğrenciyi, yanlış davranışında vicdanına mahkûm etmek gerekir. Olumsuz davranışıyla, öğrenciye, mahcup olma duygusu yaşatılarak otokontrol sağlanmalıdır. Eğitimde hiddetin, şiddetin, hakaretin yeri yoktur. Bu ve benzeri davranışlarla disiplin sağlanmaz. Bu durumlar, nefret duygularının yaşanmasına sebep olur. Saygınlık kazanmak, unutulmamak, etkili olmak “ilgiyle” ve “sevgiyle”, “anlayış” ve “yaklaşım” düşüncesiyle sahiplenmekle mümkün olur. Bu işi, mesleklerinin özelliklerini ve güzelliklerini yaşayanlar çok iyi bilirler, demiştim.

Kısa bir süre görev yaptığım bir okulda, “Hababam Sınıfı’ndan” da beter bir sınıfı, “üstesinden sen gelirsin” diye bana vermişlerdi. Adı Cemil olan bir öğrenci, ele avuca sığmıyordu. Görüştüm, konuştum ancak, durum çok vahim görünüyordu. Öğrencileri dövüyordu, küfürler ediyordu. Aramızda şu diyaloglar geçti: “Hadi beni döv, bana küfret, hem hocaya kafa tuttum diye hava atarsın, bir işe yarar, rahatlarsın” dedim. “Gel, kantine gidelim, sana çay-simit ısmarlayacağım” dediğimde , “git hoca, senin başka işin yok mu” diye tepki göstermişti. “Benim işim sensin” sözüme, “sen beni boşver, başka işlerine bak” diye cevap veriyordu. Ben de, “diğer işlerimi de yapacağım ancak, ilk sırada sen varsın” demiştim. Birkaç defa, bu ve benzeri durumlar tekrar etti. En sonunda çay içmeye ikna ettim. Kantinde sohbet etmek, sorun ve sıkıntılarını öğrenmek niyetindeydim. Sohbet ederken öğrenmek istediklerimi arada bir soruyordum. Zorla da olsa ipucu olacak şu tespitlerim oldu: Baba alkol alıyor, eve geç geliyor, evde annesine, kardeşlerine ve kendisine şiddet uyguluyor, harçlık alamıyor ve annenin hastalığı ile ilgili tedavi yaptırılamıyordu. Harçlığını benden almasını söyledim. Elimi omzuna atarak ilgi ve sevgi köprüsü kurdum. Sevimli, samimi, sıcak bir iletişim sağladım. Daha sonraları, samimiyetini ve dürüst tavırlarını görmeye başladım. Daha sonra kendisinin memur olduğunu öğrendim. Bu olayın, “Benim Adım Cemil” adıyla hikâyesini yazdım. Onun adı Cemil’di, benim adım da Cafer Hoca’ydı. Bizler, eğitim adına bunların, bu tür yanlış davranışlarını düzeltmeleri için varız. Ben, anlayışım ve yaklaşımım ile Cemil’i kazandım…

SÖZÜN ÖZÜ: Kaybetmekten korkarsanız kazanmak için bir şey yapmamış olursunuz. Eğitimde olumlu (veya olumsuz) ETKİLER, olumlu (veya olumsuz) TEPKİLER doğurur. Bir yanlışa, yanlışla karşılık verilirse, iki yanlışın çatışmasıyla ortaya, telafisi mümkün olmayacak sonuçlar çıkabilir. Derin yaraların izleri kolay kolay silinmez!..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>