«

»

Şub 01

Deizim

A.Kemal GÜL

Gençler arasında, bir kısım aydın kesimde,  İmam-Hatip Liselerinde okuyan Öğrencilerin aralarında ‘’DEİZİM’’ konusunu tartışlıklarını duyuyoruz, öğreniyoruz.

Elimizdeki bilgilere göre;

Türkler; Baykal Gölü çevresinden bugünkü Volga Irmağı hattına kadar uzanan coğrafyada ortaya çıktılar.

Zaman içinde Hindistan’dan Macaristan’a kadar uzanan alanda etkili oldular. Ve birçok dine girip çıktılar.

Bugün çok büyük bir kısmı Müslüman olan Türkler, şimdi *DEİZM* denilen yeni bir konuyu tartışmaya mı başladılar dersiniz?
Bulunduğum bilimsel toplantılarda İlahiyatçı bazı akademisyenlerin Kur’an’ın günümüz çağdaş gerçeklerini de kapsayacak yorumlarla meali yapılması gerektiği üzerinde durmaktalar. Bugün uygulanan Müslümanlık, bu *MİLLETE* dar gelmeye başladı.

Örneğin;

Kadına yönelik tacizler, tecavüzler cinayetler,
Aklın-bilimin horlanması,
Orta Çağ Arap geleneğinin din diyerek topluma zorla giydirilmesi…
Dinin siyasetçileri iktidarda tutmak için araç olarak kullanılması;
Hatta yolsuzlukları aklayan bir örtü yapılması…
Zalime, sömürücüye karşı tavır takınmaması;
Emperyalist Batı’nın savunucusu konumuna düşürülmesi;

Bugünkü ‘’İSLAM’ özellikle okumuş gençler arasında ‘sevimsiz’ kalıyor.

Ve böylece yeni bir arayış başlıyor. Bulunan ‘’YENİ DİN’’ de ‘’DEİZM’’ diye adlandırılıyor.

‘NE DEMEK DEİZM?

‘’Deizm’’ , kısaca ‘’YARADANCILIK’’ demektir.

İlahiyatçı Yazar Cemil Kılıç’ın yazdığı gibi biz bunu ‘’TANRICILIK’’ (özgün biçimiyle ‘’TENGRİCİLİK’’ diye adlandırabiliriz.

Giderek yaygınlaşan ‘’deizmde’’ de Tanrı’ya inanç vardır.

Bu TANRI
Evreni yaratmıştır;
Doğa kanunlarını koymuştur.
İnsana da akıl vermiştir.
Ve artık dünyaya karışmamaktadır

Böyle olunca da ‘’insanla Tanrı arasındaki peygambere gerek yoktur’’.

İnsan, kendisi aracısız olarak Tanrı’ya ulaşabilir; böyle olunca da
hocaya,
imama,
papaza,
hahama
gerek yoktur.

Melekler ve kitaplar da gereksizdir.
Kader denilen şey de yoktur.

Çünkü işleyen doğa yasaları ve bunu çözmeye hazır bir akıl vardır.
O yüzden ‘’deistlere’’ göre,
Bakımsız kömür ocaklarında grizu patlamasından ölen işçilerin başına gelene kader demek yanlıştır.
Yoksulların ezilmesini Allah’ın takdiri olarak göstermek de bir kandırmacadır.

Deistlerden ÖBÜR DÜNYAYA inanan da vardır inanmayan da.
Ruh konusunda da durum böyledir.

Böylece, ‘’DEİZM’’, Ortadoğu merkezli Yahudilik, Hıristiyanlık, Müslümanlık gibi dinleri dışlar.

Zaten bu dinler, Prof. Volfram Eberhard’ın deyişi ile bu bölgedeki ‘’despot krallara benzetilen bir Allah tasarımı ile kitleleri baskı altına alan dinlerdir’’.

*

Bağımsız bir felsefecinin deizimle ilgilenmesi, ona İslam gibi bir dini irtibatlandırılması normal değildir. Maddeci felsefeye bir karşıtlık oluşturabilir, o kadar. Şu önümdeki masa, kendi kendine olmamıştır, mutlaka bir yapıcısı vardır, demekten ibaret olan deizm, maddeciliğin ‘’kendi kendine olma’’ anlayışına karşı bir fesefedir. Tevhit dininde sadece var olan değil, daha doğrusu sadece bir şeyin kendi kendine olamayacağı kanaatinden ibaret değil, tanınmasını talep eden, her şeyden haberdar olan, irademizi kullanmamızı isteyen, hesap soran, emir veren, af ve merhamet eden, yargılayan bir Allah vardır.

Evet; din gerçek değilse hiçbir şey gerçek değildir. Olsa olsa her şey bir masal olur. Geliriz, bir müddet (kimi bir gün, kimi bin gün )yaşarız gideriz. Başı yokluk sonu yokluk. Sonsuza göre bir, sıfır demektir. Eğer sonsuz Mutlak bir varlıktan gelip yine O’nun yarattığı gerçekleri yaşayıp, sonra O’na gitmiyorsak, gerçek değiliz demektir. Din bize gerçek olduğumuzu söylüyor. O halde din anlayışımızda bu gerçeği anlamalı, ona göre davranmalıyız.

*

Dinin doğru anlaşılmasının eğitimi-öğretimi yapılmalı, yanlışlar delileriyle ikna edici şekilde aydınlığa kavuşturulmalıdır. Türkiye bunun için iyi yetişmiş yeteri kadar uzmana sahiptir. Yeter ki bu iş siyasetin ikbal ve menfaat çarkının istismarına kurban edilmesin.

Din, devletin dışındaki odakların bigisine, eğitimine ve etkisine bırakılmamalıdır. Din için en büyük tehlike,günümüzün orijinal tabiriyle ‘’merdivenaltı’’dır.

*

Tekrar vurguluyalım;

İslam bilgisi ve tefekkürü içinde inandığımız Allah, kendisinin tanınmasını isteyen, her şeyden haberdar olan, hesap soran, yaptıklarımıza göre bize gelecek hazırlayan, emir veren, dua isteyen, affeden, merhamet eden, ceza veren bir Allah’tır. Yaratıcıdır, eşsizdir, hiçbir şeye benzemez. Mutlaktır. Hayy ve Kayyum’dur( diri, daima var).Görür, işitir. İstediklerini ve istemediklerini bize bildirmiştir. Ahireti hazırladığını söylüyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>