x

BAŞIMIZ SAĞOLSUN 

Aydınlar Ocağı Genel Sekreteri Değerli Kardeşimiz Süleyman Uluocak'ın babası 

Seyfi ULUOCAK vefat etmiştir.

 

Cenazesi, bugün  (23.08.2019 Cuma günü) Cuma namazını müteakip kılınacak 

cenaze namazından sonra Ordu/Mesudiye Çavdar Köyünde toprağa verilecektir.

Başta Süleyman Uluocak kardeşimiz olmak üzere Uluocak Ailesine ve Aydınlar Ocağı 

Camiasına başsağlığı ve sabırlar dileriz.

 

 Merhuma Allah rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun.

 

AYDINLAR OCAĞI GENEL MERKEZİ

«

»

Ara 26

DEĞERLER ve KIYMETLER

Av. Mustafa ÖZKURT

Cengiz Han’ın torunu olan 23 Eylül 1215 yılında doğan Kubilay Han 55 yaşında iken 1260 ta hükümdar olmuştur. Dedesi Cengiz Hanın hedefi olan Çini fethederek bu günkü Pekini başkent yaparak, Çin tarihinde Yuan Hanedanı denilen hanedanlığını kurdu.

Hükümdarlık yaptığı 1260-1294 yılları arasında Japon denizinden Polonya’ya kadar uzanan tarihin gördüğü en geniş İmparatorluğunu kuran Kubilay Han bu günkü Pekin’de 18 Şubat 1294 tarihinde 79 yaşında vefat etmiştir.

 

 BEN KUBİLAY HAN’IN ELÇİSİYİM. BANA KARŞI GELİRSENİZ ÖLÜRSÜNÜZ ” 

Kubilay hanlığı döneminde altın, gümüş ve kıymetli taşlar yerine bastırdığı kâğıt parayı geçerli para yapmıştır. Çin Halk Cumhuriyetinde kullanılan para birimi yuan ismi Kubilay Hanın kurduğu Yuan Hanedanından gelmektedir.

Kubilay Han hakkındaki ekseri bilgilerimiz Çin kaynaklarındaki Yuan Hanedanlığı dönemine aittir.

Kubilay Han’ın Batıda tanınması Venedikli tüccar bir ailenin çocuğu olan ünlü gezgin Marko Polo’nun 1280’ li yıllarda fantastik bir hikâye türünde yazdığı “Marco Polo’nun Seyahatleri” adlı eseriyle olmuştur.

Marko Polo’nun Türkistan’a seyahati 1271’de Papa 9. Gregorius tarafından Kubilay Han’a iletilmek üzere yazdığı bir mektubu götüren babası ve amcasıyla birlikte gezisiyle başlar.

Bu gezisi esnasında Kubilay Han’ın kendisine verdiği elçilik göreviyle de 17 yıl Doğu ülkelerinde serbestçe dolaşma fırsatı yakaladı.

Yazdığı eserle doğunun zenginlik ve imkânlarını abartılı bir şekilde Batıya tanıtıp onların dikkatini uzak doğuya yönlendirdi. Böylece önce Uzak Doğuda Hristiyan gezgin dilenci vaiz tarikatı mensupları olan Fransisken Keşişlerinin cirit atması başladı.

Doğu ülkeleri, tıpkı ayağa ilk battığında acısı duyulmayan ancak sonradan büyük acı veren tatlı diken gibi Batılılar tarafından ileriki yüzyıllarda İngilizler, Fransızlar ve Portekizler tarafından sömürülmesine ve birçok acıların yaşanmasına zemin hazırladı.

Kubilay Han’ın orduları 1231 ila 1259 yılları arasında Kore’de iktidarda bulunan Goryeo Hanedanını hedef aldı. Ardı arkası gelmeyen saldırılar sonucunda Goryeo Hanedanı Moğollarla bir antlaşma imzalayarak onların hâkimiyetini kabul etti.

Böylece Koreliler ilk defa etkin şekilde Türklerle tanışmış oldu.

12/15 Kasım 2018 tarihleri arasında Güney Kore’nin Busan şehrinde tertiplenen “espor yönetim modelleri ve teknoloji bağımlılığı, e-sporun güncel meseleleri” adlı konferansa Türkiye E-Spor Federasyonu’nu temsilen davetli olarak çağrılan Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi “CAS” Hakemi Av. M. Emin ÖZKURT, Güney Kore’de Kubilay Han’ın elçisine ait 1240 tarihli metal pasaportun resmini temin edince bunu bizimle paylaştı.

Metal Pasaportta kıssa ve öz bir cümle yazmaktadır. “BEN KUBİLAY HAN’IN ELÇİSİYİM. BANA KARŞI GELİRSENİZ ÖLÜRSÜNÜZ

Cengiz yasalarına göre devletin emirlerine mutlak itaat söz konusudur. Bu pasaportta söz evelenip, gevelenmeden noktayı koymaktadırlar.

Bu sözün bize doğru veya yanlış gelip gelmemesi zannımca o kadar önemli değildir. Önemli olan tarih sahnesinde bir an sayılan bir zaman diliminde Kubilay Hanın iktidarı dönemi olan 35 yılda dünyanın en büyük imparatorluğunu oluşturmasıdır.                                                                            “

Ben Kubilay Han’ın Elçisiyim. Bana Karşı Gelirseniz Ölürsünüz” sözü, ilk bakışta acımasız görülebilir. Ancak emperyalist zihniyeti dile getiren İngiltere eski Başbakanlarından Churchill’in Avam Kamarası’nda ifade ettiği ‘Bir damla petrol, bir damla kandan daha kıymetlidir.’ Sözünden daha merhametli ve insanidir.                                                                                                                      

“Ben Kubilay Han’ın Elçisiyim. Bana Karşı Gelirseniz Ölürsünüz” sözünde insanlara bir seçme hakkı vermektedir. Hukukta buna şartlı tehdit denir. Oysa Churchill ‘in değer yargısından uzak, kıymete bağlı bu sözünde ise çok sinsi bir katliam yatmaktadır.

Bu gün dünyasında  petrole sahip özellikle İslam ülkelerindeki Batı kaynaklı mevcut kan ve gözyaşının tohumlarını medeni! Batının bu düşüncesinde aramak ve daima akılda tutmak lazımdır.

Sözün özü: “Değerler insanlığın ortak mirasıdır. Kıymetler ise şahsın.”  Vesselam.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>