x

AYDINLAR OCAĞI GENEL MERKEZİ’NİN

GELENEKSEL MEVLİDİ 25 MAYIS’TA

 

Aydınlar Ocağı Genel Merkezi’nin kurulduğu 1970 yılından bugüne kadar vefat eden üyelerimiz için her yıl okuttu GELENEKSEL MEVLİD    25 Mayıs 2019 Cumartesi günü, öğle namazının ardından Dülgerzâde Camisi’nde (Fatih, Macarkardeşler Caddesi Nu.37) okutulacaktır.

 

Bütün üyelerimizi geleneksel mevlidimize bekliyoruz.

 

AYDINLAR OCAĞI GENEL MERKEZİ 

 

x

19 MAYIS ATATÜRK'Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI KUTLU OLSUN

ATATÜRK'ÜN SAMSUN'A ÇIKIŞININ 100. YILINDA ATATÜRK'Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI KUTLU OLSUN            

18 Mart 1915 Çanakkale Zaferi’nin kazanılmasıyla yanan Kurtuluş ateşi, Mustafa Kemal’in  l9 Mayıs l919'da Samsun'a çıkıp Milli Mücadele bayrağını açmasıyla bütün yurdu sarmış,   23 Nisan 1920’de milli egemenliğin tecelli ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla millete malolmuş,  30 Ağustos 1922’de zafere ulaşmış ve 29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti ile taçlanmıştır.

Cumhuriyet’e giden bu uzun ve kutlu yolun ilk adımı olan 19 Mayıs 1919’un 100. Yılında 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramınızı,  en iyi dileklerimizle kutlarız.

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

AYDINLAR OCAĞI GENEL MERKEZİ

Formun Üstü

 

 

«

»

Ara 06

Çevre Bilinci

A.Kemal GÜL

30 Kasım 2015, Paris’te “Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi” için dünya liderleri toplanmıştı. Bu toplantının başlayacağı güne kadar, dünyanın her tarafında sivil toplum kuruluşlarının organizasyonlarıyla binlerce insan, dünya liderlerine “küresel ısınma” başta olmak üzere çevre meseleleriyle ilgili gereken kararları almaları için ses getirebilecek çeşitli faaliyetlerle çağrılarda bulunmuşlardı.
Çevre meseleleri geniş bir konudur; üzerinde önemle durulmalıdır.
Bugün dünyanın karşı karşıya bulunduğu çevre afetlerinin en başta gelenleri:
1 – Küresel ısınma,
2 – Ozon tabakasındaki deliğin büyümesi
olarak ifade edilmektedir.
Küresel ısınma, bilhassa fosil yakıtların fazla kullanılması sebebiyle atmosferde artan CO2 (karbon dioksit) gazının, sera etkisi yaparak dünyanın ortalama sıcaklığını arttırması; bunun neticesi olarak da kutuplardaki çok büyük buz kütlelerinin zamanla eriyerek, okyanusların ve denizlerin seviyesini yükseltmesi ve sahillerdeki yerleşim yerlerinin sular altında kalması tehlikesidir.
Küresel ısınma tehlikesinden ve buna karşı alınabilecek tedbirlerden son zamanlarda çeşitli bilimsel toplantılarda ve medyada çok bahsedilmiştir. Yanma ürünü olarak atmosferde fazlası küresel ısınmaya sebep olabilen CO2 gazını hiç meydana getirmeyen ve sadece su buharı meydana getiren hidrojen gazına “temiz enerji kaynağı yakıt” denilerek önem verilmesi, bu sebeptendir.

Ozon tabakasındaki deliğin büyüme sebeplerine örnek verirsek;
Çeşitli amaçlar için üretilen kloroflorokarbonlar (CFC) ozon tabakasını inceltmekte, bunun sonucunda çevre ve insan sağlığı olumsuz etkilenmektedir. Ozon molekülleri atmosferde bulundukları yere göre farklı karakteristik özellikler gösterirler. Stratosfer tabakasındaki ozon canlılar için yararlı olup, buna karşılık dünya yüzeyine yakın atmosfer tabakasında (troposferde) bulunan %10 oranındaki ozonun yıkıcı etkisi bulunmaktadır. Atmosferdeki diğer moleküllerle reaksiyona giren ozonun, bitki ve hayvanların canlı dokularına çeşitli zararları bulunmaktadır. Atmosferdeki ozonun yaklaşık %90′ı yeryüzünden itibaren 10-40 km. arası yükseklikte ve stratosfer tabakasında bulunur.

Bu bölgedeki ozonun özelliği; tüm canlı varlıkları, doğal kaynakları ve tarımsal ürünleri olumsuz yönde etkileyen ultraviole (UV) ışınlarını absorbe etmesidir. Ozon yoğunluğunun ultraviole ışınlarını tutma görevini yapamayacak kadar azalması, “ozon tabakasının delinmesi” olarak adlandırılmaktadır. Ozon tabakasının incelmesi sonucunda; UV-b radyasyonu artmakta ve insanların bağışıklık sistemleri zarar görmekte, görme bozukluğuna ve deri kanserine yol açmaktadır. Ozon tabakasının incelmesine sebep olan ve kloroflorokarbon ihtiva eden maddelerin başında klor türevleri, plastik köpükler (strafor), spreyler, aerasoller ve yangın söndürücüler gelmektedir.

***
Formun ÜGörüldüğü gibi, hayatın lükse yönelik sadece bir kısmı olan cazibeyi içerir çılgın üretimin pazarlanması sonucu ortaya çıkan çılgın tüketimin bile çevreye verdiği onarılamaz en büyük zararın lokal değil global olmasıdır. Söz konusu çevre sorunları din, dil, ırk, yaşlı-genç, kadın-erkek, zengin-fakir, akademisyen-çiftçi, köylü-şehirli gibi bir ayrıma gitmeden herkesi etkiler. Bundan dolayı çevrenin korunması sadece çevrecilerin veya çevre eğitimcilerinin görevi değildir. Çevreninin korunması hepimizin görevidir.

 

O halde çevre sorunları çevre ile alakalı eğitim kurumlarının yanı sıra Sivil Toplum Kuruluşlarının da ana görevleri arasında yerini almalıdır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>