«

»

Ara 18

Büyük Amerikan Projesinin (Bap) Son Ayağı; Kudüs

Prof. Dr. İbrahim ÖZTEK

Büyük Orta Doğu                                               

 

Mescidi Aksa

 

Bugün Büyük Ortadoğu Amerikan İmparatorluğu, kendi toprakları dışında kurulmuş Dünyadaki en büyük imparatorluktur. Merkezi eski Ortadoğu olmakla beraber, kendi belirlediği etki alanı içinde sınırları; Ekvatorun kuzeyinde bulunan tüm Afrika toprakları, Balkanlar, Türkiye’den İran’a, Suudi Arabistan’a uanan bölge, Hazar havzası ve kafkaslar ile Çın sınırına kadar dayanmış Ortaasya devletlerini de içine alan büyük bir coğrafyadır. ABD, etki alanım dediği bu coğrafyayı 25, 50 veya 100 yıl sonrası için projelendirdiği  planlar çerçevesinde işgal etmektedir.Bu büyük gücün korkulu rüyası Çin’dir. Çin’in nüfusu, yani insan gücü, giderek modernleşen silahlı kuvvetleri, dünyayı etkileyen ekonomisi, atom ve uzay teknolojisi onu daha büyük bir güç haline getirmektedir. Çin, Şanghay İşbirliği topluluğu içinde olmakla da  dünyadaki en büyük birliğin başındadır.  Ortadoğu, Hazar, İran, Türkmen ve Kazak petrogazından yararlanma konusunda Çin, Amerikadan daha avantajlıdır. Çünkü ihtiyacı olanı ikili  ilişkiler, andlaşmalar ve ortak çıkarlar doğrultusunda elde etme çabası içindedir. Bu ortak çıkarlar çerçevesinde İsrail ve İranla yapmış olduğu andlaşmalar çerçevesinde, Çin  senmayesi ile  Tel Aviv’den Kızıl Denize, Hazar Denizinden Basra körfezine, açılacak kanalların projeleri işleme konulmuş, Türkmenistan ve Kazakistan’dan döşenen boru hatları yarılanmıştır. ABD’nin en büyük hamlelerınden biri de bu yolları, dolayısı ile Çin’in enerji ihtiyacını engellemektir.

 

Tel Aviv-Kızıl Deniz                                        

Hazar-Basra körfezi

 

Yüz yıldır bedeli kanla ödenen petrol sahaları genişledikçe,  Amerikanın Ortadoğusu da genişlemektedir. Hazar denizi altındaki Şahdeniz petro-gaz havzası, bu güne kadar bilinen havzaların en kapasitelisi ve en değerlisidir. Çin, bu enerjiyi ülkesine en kısa yoldan, en ucuz ve güvenilir bir şekinde ulaştırmayı gerçekleştirmektedir.

Bölge ve bölge insanı petrolün biteceği yüz yıl sonrasına kadar çıkan petrolün yerini kanı ile dolduracaktır.

Büyük Ortadoğu Projesi tek bir proje değildir. Bu, projeler kompleksidir. Irak petrollerinin ele geçiriliş senoryaları, Arap Baharı, Suriye’de süregelen kıyımlar, Amerika’nın kara kuvvetlerini oluşturan Taliban, PKK, PYD, YPG, El-Nusra, El-Kaide ve İŞİD güçleri ve Rojova koridoru hep bu projenin birer parçalarıdır.

Yine amaca giden yol üzerindeki engeller arasında  Ortadoğunun iki güçlü ülkesi Türkiye ve İran yer almaktadır. Türkiye üzerine oynanan oyunların başında PKK ve türevleri gelmektedir. Ardından bir hoca efendi, onun ardından da hayırsever bir iş adamı bu projeler kapsamında Türkiye’ye CIA tarafından yutturulmuştur. Bu iki kişi üzerinden ülkenin ve yöneticilerinin itibarı iki paralık edilmiştir. Balyozdu Ergenekondu, Kozmik odaydı diyerek önemli engellerden biri olan TSK’nin de beli kırılmıştır. Bu oyunların ardından başka oyunların sahneleneceği de unutulmamalıdır. Karadenize açılmaya çalışan PKK’nın destekçisinin yalnız ABD değil, aynı zamanda Rusya ve Avrupa devletleri olduğu da unutulmamalıdır.

Sırada İran ile Suidi Arabistanın kapıştırılması, Diğer Arap ülke ve Emirliklerinin birbirine düşürülmesi, İran’ın nükleerinin bahanesi ile İran’a ambargo ve yalnızlaştırma gayretlerinin artırılacağı beklenmektedir.

Peygamberimizin Miraç’a yollandığı Kudüs, Hicretten yaklaşık on yedi ay sonrasına kadar Müslümanlar’a kıble olan Kudüs, 638 yılında Hz. Ömer’in, 1187 yılında Selahattin Eyyubi’nin İslam’a kazandırdığı Kudüs, 1517-1917, 400 yıl Türk mülkü olan Kudüs, bugün aynı projenin bir parçası olarak, birileri tartarafından İsrail’e başkent olarak sunulmaktadır. 1980 yılında da İsrailliler başkent ilan etmişti. On bin kilometre uzaklardan birkaç kelime sarf eden GÜÇ, on bin kilometre uzaklarda Dünyayı bir birine katmaktadır. Dün Türk’ün kılıcı önünde diz çöküp yalvaran Papa, bugün para babası Siyon liderlerinin elini öpmektedir. Bugünkü durum, Yahudi-Hristiyan ortaklığı Evangelizm’in eseridir. Bundan sonra da ateşlenen bu barut, Ortadoğuda yeni büyük yangınlara ve sarsıntılara sebep olacaktır. Bunu engelleyecek hiçbir güç de yoktur. Müslüman alemi, Filistin topraklarında bir İsrail devleti kurulduğu günden beri sadece bağırmaktadır. Birbirini yemekle tükenen sözde İslam liderleri ve İslam alemi her sefer eklenen yeni oyunların esirleri olmaya devam edecektir. Bölgeyi toparlayacak, birleştirecek gerçek bir lidere şiddetle ihtiyaç vardır. İslam birliği birlik olmaktan çok uzaktır. Türk birliği ise halen hayaldir.  Böyle olunca da Büyük Amerikan projesi geleceğimizin cellatı olmaya devam edecek, yüz yıl daha kanımızı emecektir. Kudüs’e yönelik dayatmalara  karşı bugün için tek ümidimiz Birleşmiş Milletler’dir.

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>