x

 

ARAMIZDAN AYRILIŞININ 81. YILINDA

ATATÜRK’Ü RAHMET VE MİNNETLE ANIYORUZ

 

Aramızdan ayrılışının 81. yılında, hepimizin, Atatürk’ün yaptıklarını ve düşünce sistemini   bir defa daha tarihin süzgecinden  geçirmemiz ve yorumlamamız gerekmektedir. Yüce Önder Atatürk’ün milliyetçi düşünce sistemi; birleştirici ve bütünleştirici yapısıyla Türkiye Cumhuriyeti’ni, ülkesi ve milletiyle sonsuza dek bölünmez bir bütün olarak yaşatacak en büyük güçtür. Türkiye Cumhuriyeti devletinin düşmanlarının, milli birlik ve beraberliğimizi bozma, vatanımızı bölme ve rejimimizi değiştirme çabalarının karşısında en büyük engel, Atatürk’ün  “Ne mutlu Türk’üm diyene!” sözünde ifadesini bulan milliyetçilik anlayışıdır.

Son yıllarda Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Milletine düşman unsurlarının saldırılarının hedefinde bulunan “Atatürk, Türk vatanı, Türk kimliği, üniter yapı, milli devlet,  Türkçe, İstiklâl Marşı ve Türk bayrağı”na sahip çıkmalıyız. Milli, manevî ve kültürel değerlerimiz etrafında gerçekleştireceğimiz birlik ve beraberlik ortamı, dış düşmanların ve onların yerli işbirlikçilerinin her türlü oyunun bozacaktır. Milletimizi millet yapan değerlerle, devletimizi devlet yapan değerlerin birlikteliğini sağladığımız gün, Türkiye Cumhuriyeti, bizi küreselleşen dünyanın en seçkin, en saygın bir üyesi haline getirecektir.

                Aydınlar Ocakları olarak Aziz Atatürk’ü 81. ölüm yıldönümünde  bir defa daha rahmet, minnet ve şükranla anıyoruz ve eserlerine ve düşüncelerine ve milletçe sahip çıkacağımızı bir defa ifade ediyoruz.           

AYDINLAR OCAĞI GENEL MERKEZİ

«

»

Şub 13

Bölünerek Birlik Olamayız

Dr. Sakin ÖNER

Türkiye Barolar Birliği, Türkiye’nin milli kuruluşlarındandır. Bugüne kadar bütün milli meselelerde gerekli hassasiyeti ve tepkiyi göstermişti. Türk Tabipleri Birliği ise, “Zeytin Dalı Harekâtı” ile ilgili olarak yayınladığı bildiride, gerçekten milletimizi rencide edecek ifadeler kullanmıştır. Bu konuda TTB yöneticileri hakkında yasal işlem yapılması doğru bir işlemdir. Fakat bu olayı fırsat bilerek, muhalif görülen kurumları cezalandırmak, bu iki meslek birliğinin isimlerindeki “Türkiye” ve “Türk” sözcüklerini çıkarmak ve kurumsal yapılarını bozmak son derece yanlıştır.

Türkiye, içeride PKK Terörü ile dışarıda da Suriye’de Afrin’e yönelik “Zeytin Dalı Harekâtı” ile uğraşırken, milli birlik ve beraberliğin en güçlü olması gerektiği bir dönemde, iki büyük meslek birliğinin ismindeki “Türkiye” ve “Türk” sözcüklerinin çıkarılması, milli hassasiyetleri büyük ölçüde rencide edecektir. Bu tutum meslek birlikleri arasında da büyük bir bölünmeye yol açacaktır.

Birçok meslek birliği ve sendikanın isminde “Türkiye” ve “Türk” sözcüğü bulunmaktadır. Mesela,   Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Türkiye Eczacılar Birliği, Türkiye Noterler Birliği, Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş) ve Türk Eğitim Sendikası’nı bu kuruluşlara örnek gösterebiliriz. Acaba iktidar, bu kuruluşların ismindeki “Türkiye” ve “Türk” sözcüğünü kaldıracak mı? Kaldırılması toplumdaki tepkiyi daha da arttıracaktır. Kalması ise bu kuruluşları, adında “Türkiye” ve “Türk” olan kuruluşlar ve olmayan kuruluşlar olarak ikiye ayıracaktır.

Türkiye Barolar Birliği de, Türk Tabipleri Birliği de  birer yasa ile kurulmuş olup, meslek mensuplarının tamamını bünyesinde barındırmaktadır. Hükümet bu yasaları değiştirip, bu kuruluşları parçalı bir yapıya yöneltmek istiyor. Bu düzenleme, avukatları ve doktorları “siyasi, etnik, dini ve ideolojik” görüşlere göre küçük birlikler halinde teşkilatlanmaya götürecektir. Bu da, bu meslek gruplarının toplumdaki etkinliklerini iyice azaltacaktır. Meslek birliklerindeki bölünmenin faturasını 12 Eylül 1980 öncesinde çok acı olaylar yaşayarak öğrendik.

Kuruluşların yöneticilerinin konuşmaları, bildirileri ve eylemlerinden rahatsız olarak, isimlerini değiştirmek, yapılarını bozmak veya kapatmak son derece yanlıştır. Suçlular hukuk yoluyla yargılanır ve suçlu oldukları kesinleşince cezalandırılır. Ama o kurumların adı ve yapısı değiştirilmez.  Bu yola geçmişte de çok rastladık. Bünyesinde rahatsızlık görülen kurumlarda suçluların cezalandırılması yerine, o kurum ve kuruluş ya kapatıldı ya da devredildi. Mesela Köy Enstitüleri, Eğitim Enstitüleri ve Yüksek Öğretmen Okullarının kapatılması, bunun en güzel örneğidir.

Bir taraftan milliyetçi bir tavır sergilerken, diğer taraftan bazı kuruluşlardan  “Türkiye” ve “Türk” sözcüklerinin kaldırılması son derece sakıncalıdır. Meslek kuruluşlarının bir kısmında bu kelimeler kaldırılırken, bir kısmında bırakılması, ciddi bir bölünmeye yol açacaktır. Ayrıca meslek birliklerinin bölünmesi, siyasi iktidar tarafından rahat yönetilmelerini sağlar, ama milli birliği olumsuz etkiler.

Meslek birliklerinin adından “Türkiye” ve “Türk” sözcüklerinin kaldırılmasından da, yasalarının değiştirilerek parçalı bir yapıya yönlendirilmesinden mutlaka vazgeçilmelidir. Aksi takdirde, kuruluşları “parçala, böl, yönet” politikası uygulayan totaliter ülkelerden farkımız kalmayacaktır. Şunu asla unutmayalım, BÖLÜNEREK BİRLİK OLAMAYIZ.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>