«

»

Oca 11

Bitmeyen Hasret: Spor ve Türk Birliği

Prof. Dr. İbrahim ÖZTEK

Bir Türk Ata Sporu; Uluslararası Aba Güreşinin Mucizevi Cazibesi

 

Spor; toplumları, milletleri ve devletleri yakınlaştıran en önemli organizasyonlardır. Bunların içinde bazı sportif organizasyonlar vardır ki, Avrupa ve Dünya şampiyonaları resmiyetini bir kenara bırakıp, gerçek kardeşliği ve candaşlığı öne çıkaran samimi organizasyonlardır. Bunlardan biri de 8 yıldır Dünya Kupası adı altında Hatay’da yapılan Uluslararası Aba Güreşi şampiyonasıdır. Bu şampiyona 2010 yılında Türkiye, Azerbaycan, Suriye ve Özbekistan olmak üzere dört ülke ile başladı. Bugün katılan ülke sayısı Almanya’dan Kazakistan’a, Sibiryadan Moğolistan’a kırk ülkeye ulaştı. Davetli ülkeler arasında her ne kadar Almanya, Macaristan, Bulgaristan, Romanya, Rusya, Ukrayna, Belarus, Makedonya, Sırbistan, Yunanistan, polonya  gibi Avrupa ülkeleri bulunuyorsa da asıl çoğunluk Asya ülkelerindedir. Bunlar Bağımsız veya Özerk Türk Cumhuriyetleri ile Türk topluluklarından oluşan  Acara/Gürcistan, Altay özerk cumhuriyeti, Azerbaycan, Balkar özerk cumhuriyeti, Başkurdistan özerk cumhuriyeti, Çuvaşistan özerk cumhuriyeti, Dağıstan özerk cumhuriyeti, Gagauzya/ Moldova, Hakasya/ Hakas, İran, Karaçay özerk cumhuriyeti, Kazakistan,  Kırgızistan, Kırım özerk cumhuriyeti‏, Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kosova, Mari-el özerk cumhuriyeti, Moğolistan, Nogay eli, Özbekistan, Sancak özerk cumhuriyeti, Tataristan özerk cumhuriyeti, Tuva özerk cumhuriyeti, Tümen özerk cumhuriyeti, Türkmenistan, Udmurt özerk cumhuriyeti, Yakutistan özerk cumhuriyeti gibi ülkelerdir. Sanırım bir çoğumuz bu isimlerin bazılarını ilk kez duyuyordur.

Aba güreşinin 5000 yıllık veya çok daha eski bir tarihi vardır. Çünkü bu spor elbiseli güreştir ve dünyadaki en eski spor çeşididir. Türkler Yıkışma, yani güreş, binicilik, ok atma ve kılıç kullanımına yönelik sporlara, yani savaş beden eğitimine önem verdikleri  sürece dünya hakimiyetini ellerinde tutmuşlar, cihana hükmetmişlerdir. Güreş; alpliğin, yiğitliğin, cengaverliğin,  kaptutiliğin (Hitit’lerde) ilk adımıdır. Bu nedenle Aba Güreşini tüm Türk devletleri veya milletleri benzer şekli ile asırlardır yapmaktadırlar. Onun için biz, oluşturduğumuz federasyon ve spor dalımızla tüm Türk devlet ve topluluklarını bir araya getirebileceğimiz, hiç birinin yabancılık çekmeyeceği bir spor dalı olarak Aba güreşini tercih ettik.

Kurduğumuz federasyon;  Dünya Aba Güreşi ve Ananevi Sporlar Federasyonudur. Aba güreşini ise geleneksel yapısını bozmadan disipline ederek, adına Uluslararası Aba Güreşi dedik. Kitaplar yazarak, uluslararası kurallarını belirledik ve sporumuzu atmışa yakın ülkeye öğrettik. Kitaplarımız Rusça ve Romenceye çevrildi. Her ülkede Uluslararası hakem ve antrenörler yetiştirdik . Onları diploma sahibi ettik. Her yarışma öncesi seminer ve kurslar düzenlemekteyiz. Yeniden şekillendirdiğimiz ve disipline ettiğimiz bu Türk sporunu yeniden dünyaya yayıyoruz. Misafirlerimizi üç gün Hatay’da ağırlıyoruz. Onlara Hatay’ımızı, Hatay’ın güzelliklerini, tarihi ve turistik yerlerini, dünyaca meşhur, mozaik açısından son derece zengin müzesini, Dünyanın en eski kilisesi olan Sen Piyer Kilisesini, Habibi Naccar Camiini, Hatay’ın özel yemek çeşitlerini, Anadolu Türk’ünün misafirperverliğini, kardeşliğimizi ve candaşlığımızı sunuyoruz. Ayrıca misafirlerimizin dönüşlerinde birkaç gün İstanbulda kalarak, hem  alış veriş yapmalarına hem de  Türk dünyasının özlemini duyduğu İstanbulun güzelliklerini görmelerine yardımcı oluyoruz.

Biz kimmiyiz? Federasyonun kurucu başkanı ve eşbaşkanı bendeniz Prof. Dr. İbrahim Öztek, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı,Federasyon  Başkanı Doç.Dr. Lütfü Savaş, Yönetim Kurulu Üyeleri; Spor adamı gazeteci Olimpian Muzaffer Ilıcak, İhlas Haber Ajansı Spor Müdürü Olimpian Mustafa Karagöl, Hatay Büyükşehir Belediyesi Daire Başkanlarından Ramadan Sever, Spor Kulup başkanı Sabri İnalöz, Spor adamı antrenör Ahmet Kural ve organizasyon kurullarımız. Arkamızdaki güç ise, Hatay büyükşehir Belediye Başkanı Doç Dr. Lütfü Savaş’ın maddi ve manevi gayreti, Aba Güreşini yüceltme çabası içinde olan sporsever iş adamlarımızın yardımları ve Türk birliği için vuran yüreğimiz ve  aşkımızdır.

 

38 ülkenin katılımı ile 3 eylül 2017 günü gerçekleştirdiğimiz 8. Dünya Uluslararası Aba Güreşi Şampiyonası sabahın dördüne kadar sürdü ve seyirciler bu saate kadar Mersah’ı (Aba Güreşi özel yarışma alanı) terk etmediler. Yine bu yıl 3 kez Romanya’da birer kez de Gürcistan, İran ve Almanya’da uluslararası turnuvalar düzenledik. Almanya’da yapılan aynı zamanda Avrupa turnuvası özelliğindeydi. İrandaki federasyon başkanımız Seyed Hadi Arabi Tebriz’li bir Türk kardeşimizdir. Romanyada yapılan üç turnuvadan üçüncüsü ise Kurultay kapsamında gerçekleştirilmiştir. Romanya Aba Güreşi başkanı kardeşimiz Naim Belgin, aynı zamanda Romanya Demokratik Türk Tatar Birliğinin de başkanıdır.  Düzenlediğimiz Kurultay, her ne kadar Macaristanda düzenlenen kurultay ile mukayese edilemeyecek kadar küçük olmakla beraber bir adımdır ve gelecek için ümitvardır. Düzenlemiş olduğumuz Kurultay kapsamında Aba güreşi, Atlı gösteri ve yarışlar, ok atma ve bahadırların savaş gösterileri yer aldı. Bununla beraber katılan ülke idareci ve sporcuları, son derece samimi bir ortamda tanıştılar, kaynaştılar, sporun sağladığı yakınlık ve kardeşlik yanı sıra bir çoğu aynı soydan ve aynı kandan olmanın mutluluğunu yaşadılar.

 

Romanya’da yapılan turnuvalar, İran ve Almanya Aba Güreşi turnuvalarında hep aynı güzellikler yaşandı. Sağlanan samimi ahenge batılı sporcu ve yöneticiler de zevkle katıldılar.

Karınca kararınca bir spor organizasyonu ile birkaç yıldır sağlamış olduğumuz birlikteliğimiz ve kardeşlerimizle bir araya gelmiş olmamız bize onur vermektedir.

Dünyamız; kültürel, dine dayalı, ekonomik, siyasi ve askeri işbirlikleri ile donanmıştır. Bu donanımlar, aslında milliyet, din ve ideoloji temellidir. Son kurulan Şanghay iş birliği örgütü önce askeri, sonra kültürel ve ekonomik işbirliğine dönüştürülmüş, Çin ve Rusya’nın başı çektiği bu örgüte Asyadaki bağımsız Türk devletleri de dahil edilmiştir. Birleşmiş milletler, tüm dünya devletlerini içermekle beraber, burada daha çok gelişmiş batılı devletlerin sözü geçmektedir. İslam İşbirliği örgütü geçimsizlik nedeni ile işbirliğinden uzaktır. Peki kökü onbin yıllara veya daha eskilere dayanan Türk milletinin herhangi bir özellik çerçevesinde kurulmuş ikili, üçlü veya çoklu işbirliği örgütü varmıdır? Üzülerek belirtebiliriz ki, böyle bir örgütümüz olmadığı gibi, ilerisi için de ümitsiz görülmektedir. Tarih bilgisinden yoksun Özbekistanlı veya Kazakistanlı bir insanla Türklük konusunda konuşurken halen ortak yönlerimize tereddüt ve şüphe ile bakıbmakta, ilgisiz kalınmaktadır.

Öncelikle kişisellikten kurumsallığa, sivil toplum örgütlerinden devletler arası ilişkilere tüm soydaşlarımızla hep birlikte öncelikle kültürel, sonra siyasi işbirliği ve el birliği yapmalıyız. Bu konuda Üniversitelerimize ve onların içinde yer alan edebiyat/tarih fakülteleri ile Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu gibi kuruluşlara büyük görev düşmektedir. Türkistan veya Turan anlayışı yeniden ele alınmalıdır. Zira bu iki yüce kavram, Türk düşmanlarınca öylesine karalanmıştır ki, Türkiye Türkleri bu kavramlara iyice yabancılaştırılmış, hatta bu kelimelere düşman edilmişlerdir.

Türk birliği için Türk kültürü en önemli unsurlardandır. Tarihçilerimiz Ergenekon, Bozkurt, Oğuz Kağan, Bilge Kağan destanlarının ayrı ayrı Türk devletlerinin destanları olmadığını, bu destanların tüm Türk Ulusunun ortak destanları  olduğunu işlemelidirler. Kazakistan’ın Astana’sında, Kırgızistanın Çolpan Ata’sında Cengiz Aytmatov parkında üzerinde gürbüz bir çocuğu taşıyan Bozkurt’un, Hatta son yıllarda bağımsız  Türk devletlerinin şehir meydanlarını süsleyen Atatürk anıtlarının, Alp Er Tungaların, Hoca Ahmet Yesevilerin, Dede Korkutların, aynı tarihin ürünü olduğu kabullenildiğinde birbirimizi daha iyi anlayacak, sevecek ve işler son derece kolaylaşacaktır.

 

Avrupanın en çok genç nüfusuna sahip Türkiye, çağdaş bilimsel eğitimle modern teknolojiye dayanan ağır sanayini, özellikle ağır harp sanayini geliştirmek zorundadır. Almamız gereken ilim, bugün Amerikadadır, Almanyadadır, Çindedir. Onların ürettikleri ile yükselmemiz mümkün değildir.  Bugün kime karşı kullanacağımız belli olmayan, Rusya, Fransa ve Amerikaya şirin gözükmek için ödenen füze paraları tarlalarımızda üretilen tüm ürünlerimizi elimizden almakta ve milleçe beslenmemiz zora sokulmaktadır.

Türk gencine muhakkak ecdadı tanıtılmalıdır. Zira gençlerimiz ecdadını tanıdıkça, daha büyük işler başarmak için kendilerinde daha çok kuvvet ve cesaret  bulacaktır. Ecdadımızın torunları Asya ve Avrupa kıtalarında üçyüz milyona varmaktadır. Bu üçyüz milyon insanın sporla, edebiyat ve şiirle, tarihle, kültürle, turizmle, ortak konularda konferans ve sempozyumlarla, eğitim kurumları ile, üniversitelerimizle veya ticaretle bir araya geleceği iş birliği ve el birliği yapacağı o kadar çok konu varki, bunları hep birlikte harekete geçirmek, ben Türküm diyen herkesin görevidir. Ne mutlu Türküm diyene.

Sonsuz selam, sevgi ve saygılarımla.

 

 

*Türkiye Olimpian Derneği Başkanı

Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Altın rozetli üyesi

Dünya Uluslararası Aba Güreşi ve Ananevi Sporlar Federasyonu Eşbaşkanı

Dünya Uyuşturucu ile Mücadele Eden Sporcular Federasyonu Onursal Başkanı

Uluslararası Sigara Alkol Uyuşturucu ile mücadelede Kültür ve Spor Birliği Başkanı

Anadolu Aydınlar Ocağı Genel Başkanı

Türkiye Avrupa ve Dünyada judo, Karate, Kuraş, Aikido, Vuşu-Kungfu  gibi birçok mücadele sporlarının eski başkanı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>