«

»

Ara 20

Bir de Biz Konuşalım

Halil ALTIPARMAK

14 Aralık’ta Gülen Cemaati mensuplarına ait basın organlarının başındakiler, bir kısım polisler ve 4 yıl önce yayınlanması sona eren Stv’deki Tek Türkiye dizisinin yayımcıları gözaltına alındı.

Bu elbette önemli bir konudur.

Tarafsız (!) TRT1’de edenbulur sloganı ile de karşılanan bu olay hakkında birçok kafadan farklı sesler çıkıyor.

Her şeyden önce, farklı seslerin temelinde daha önce yaşananlar olduğu açık.

Yoksa, meselelerin hukuka göre çözümlenmesi, hukukun üstünlüğü ilkesinin herkese uygulanması ve eşit uygulanması düşüncesi etrafında birleşmek gerektiğini kimsenin reddetmemesi gerektir.

Yani, asıl olan, hukuk ve hukukun adil, doğru ve eşit uygulanmasıdır.

Peki!

Öyle mi?

AS-LA…

Asker tutuklamalarının başladığı günden beri, hukuksuzluk, adaletsizlik, haksızlık, itibarsızlaştırma olağanüstü boyutlarda yaşanmakta ve hatta bu uygulamalar nedeni ile birçok can kaybı da vermiş bulunmaktayız.

Askeri, yani Türk Silahlı Kuvvetleri’ni itibarsızlaştırma ve dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin güvenliğini zaafa uğratma işinin gerçekleşmesi işinde kimlerin nasıl rol aldığını hepimiz biliyoruz.

ETÖ(Ergenekon Terör Örgütü) kısaltmasıyla her gün gazete ve televizyonlarında aşağılayıcı yayınları kimlerin yaptığını çok iyi biliyoruz.

Artık, üzüntüden ve kızgınlıktan televizyon seyredemez ve gazete okuyamaz hallere düştüğümüzü hiç unutamıyoruz.

Bu konuda, kendi adıma, mahalli gazete ve televizyonlarda, verdiğim konferanslarda nasıl mücadele ettiğimi de biliyorum ve unutmuyorum.

Bu mücadeleyi verenlerin, bugün ne kadar haklı olduğu ayan beyan ortaya çıkmıştır.

Tamam da…

Bugün ne diyorsun diye bana sorduğunuzu duyuyorum.

Her şeyden önce, devletin gücü olmadan birilerinin güç kullanmasını mantıklı, tutarlı ve doğru bulmuyorum.

Ergenekon vs. işkencelerinde sorumluluk tek bir noktaya aittir.

Devletin gücünü resmen kullanan kimse esas sorumlu odur.

O zaman da, böyle idi, bugün de böyle.

Hele hele, devletin gücünü geri planda, gizli bir şekilde değil de, açık açık ben bu işkencelerde savcıyım diyerek kim kullanıyorsa, sorumlu her şeyden önce odur.

Cemaat, paralel, birilerin polisi, birilerin yargıcı falan, filan hepsi palavra, hepsi göz boyama, hepsi tezgâh.

Ülkenin bir kısmında paralel devlet kurulmuş, terör örgütü paralel yapı oluşturmuş, sen bunlarla pazarlık yapacaksın, öte yandan 12 yıldır omuz omuza olduğun yapıları paralellikle suçlayıp beni kandırmaya çalışacaksın, öyle mi?

Cemaatin, özellikle, Dinlerarası Diyalog anlayışının yanlışlığı, tehlikesi ve bu düşüncenin kaynağı ile ilgili verdiğimiz mücadele ayrı, ama, yaşananların sorumlusunu doğru koymak ayrı bir konudur.

Evet, paralel düşünen, böyle yapmak isteyen, böyle girişimlerde bulunanlar vardır, var ve olacaktır.

Kaldı ki, biz, paralel dediklerinle fikir mücadelesi yaparken, sen methiyeler dizip gel diye yalvarıyordun.

Peki, böyle düşünen ve davrananlara sen her türlü imkânı verirsen, ne isterlerse evet dersen, yapılanların sorumlusu kim olur?

Aldatılmak, kandırılmak yutturmacası 17-25 Aralık Büyük Yolsuzluk, Hırsızlık, Rüşvet pisliği ortaya dökülünce mi fark edildi?

Senin, kandırılmış, aldatılmış olmanın sorumlusu sade bir Türk Vatandaşı olarak benim meselem mi?

Seni, gerek içeride, gerek dışarıda bugüne kadar başka kimler kandırıyor?

Şu anda bile kimler kandırmaya devam ediyor?

Bundan sonra da kimler kandıracak?

Bundan sonra da kandırılacaksan, biz sürekli elimiz kalbimizde sizleri kimin kandırdığını mı takip edeceğiz?

Şimdi gelelim konunun diğer yönüne…

Daha önce yapılanları unutalım mı?

Hayır!

Ama, ben kendi kendime soruyorum;

  • 17-25 Aralık Büyük Yolsuzluk, Hırsızlık, Rüşvet pisliğini ortaya döken ve dünyanın önüne koyan kim?
  • Bu pisliğin unutulmaması için 17 Aralık 2013’ten beri olağanüstü gayret eden kim?
  • Ben tek olsam, bu pisliği ortaya çıkarabilir miydim?
  • Diyelim ortaya çıkardım, hangi gazeteler, hangi televizyonlar ve hangi taraftarlarla bu pisliği unutturmamayı sağlayabilirdim?

Sadece bu kadar basit soruları sorduğumda bile kendime verdiğim cevap, bugün nerede durmam gerektiğini bana gösteriyor.

Akıl ve mantık süzgecinin, olağanüstü dönemlerde sağlıklı düşünebilmek ve doğru analizler yapıp, doğru sonuçlara varmak için temel olması gerektiğini iyi biliyorum.

Yoksa, Muzaffer TEKİN gibi kahramanların yakın tanışı olma şerefine erişmiş bir kişi olarak dünün yanlışlarını görmeyelim demiyorum, diyemem.

Bir konu daha var;

Ergenekon vs. konularını değerlendirirken, sağ-sol gibi geri kalmış kavramlarla değerlendirmek, son derece sığ, ilerici olduğunu zannederek gericilik yapma, gereksiz şartlanmışlık içeren değerlendirmelerdir.

O davalarda fiilen çile çekenleri, böyle modası geçmiş sağ-sol kavramları içerisinde düşünmek en çok o insanlara zarar vermek demektir.

O davalar, Millî hassasiyeti yüksek insanlara, Millî Mücadele’yi rehber edinmiş olanlara, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş ilke ve felsefesini temel almış olanlara emperyalizmin iç ve dış güçlerle gözdağı vermek istediği davalardır.

Kaldı ki, henüz her şey bitmiş değildir. Dava sonuçlandırılmamakta ve tehdit, şantaj unsuru olarak kullanılmaya devam edilmektedir.

Ancak, bu davalarda adı geçen bir takım siviller var ki, onlar bu davaların içerisine bilerek ve ustaca serpiştirilmişlerdir. Yoksa, o kişilerin millî ve manevî değerlerimizle hiçbir ilgileri yoktur.

Sorumlu ve suçlu, her şeyden önce, zalim, bencil, hukuksuz, pisliğe bulaşmış, sürekli başkalarını suçlayan, tezgâhçı olandır. Bu evrensel ilkedir.

Her şeyden önce ve her zaman bu ilkeye göre düşünmeli ve hareket etmeliyiz.

Ümit ederim ki, bugün mağdur olanlar da yaşananlardan ders almış olurlar, ümit ederim ki, pisliğe karşı, bencilliğe karşı, hukuksuzluğa karşı herkes, ortak hareket etmek gerektiğini bundan sonra çok iyi anlar.

Bataklıkta yaşamak sağlıklı düşünmeyi kaybetmemiş kimsenin arzusu olamaz.

Hukuksuz yaşamak, aklını kaybetmemiş, pisliğin ve dolayısıyla telaşın batağına saplanmış kişiler dışında kimsenin arzusu olamaz.

(*) Adana Aydınlar Ocağı Eski Başkanı, Gazeteci-Yazar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>