x
ACI KAYBIMIZ
Aydınlar Ocağı Genel Merkez Kurucular Kurulu Üyesi, milliyetçi ilim ve fikir adamı,
Vefa Lisesi mezunu Prof. Dr. Cevat BABUNA vefat etmiştir.Cenazesi 18 Eylül 2017
Pazartesi günü (bugün) Fatih Camii'nde kılınacak öğle namazını müteakip Sakızağacı Şehitliğinde
defnedilecektir. Ailesine, Aydınlar Ocağı camiasına başsağlığı dileriz.Allah rahmet
eylesin, mekanı cennet olsun.

«

»

Şub 02

Bilinç Gelişiminin En Önemli Faydaları Nelerdir?

Yrd. Doç. Dr. Zülfikar ÖZKAN

 Bilinç gelişimi, her şeyden önce zihinsel faaliyetlerin artırılması anlamına gelir. Zihinsel faaliyet ise daha çok beyin hücresi üretir ve var olanları da geliştirir.

Norman Doidge’nin “Kendini Değiştiren Beyin” kitabında ifade ettiği gibi, zihinsel bakımdan aktif bir hayat süren insanlar daha iyi beyin fonksiyonua sahiptirler.
Bilinç gelişimi yolculuğundaki kişi daha sosyal ve aktif oluyor. Bilindiği gibi zihinsel bakımından uyarıcı faaliyetlere katılmak Alzheimer olma riskini azaltmaktadır.
Beyin de kas gibi alıştırma yaparak gelişim gösteriyor. Zihinsel eğitim ve zenginleştirimiş çevrede yaşamak beyin ağırlığını % 5-9 oranında artırmaktadır.
“Kullan veya kaybet yasası” gereğince, kullanılmayan sinaptik bağlantılar ve nöronlar teker teker ölmeye başlıyor. Beden, kullanılmayan nöronları kan, oksijen ve enerjiyle beslemeyi israf olarak görüyor. Bu sebeple beyin, kullanılmayan bu parçalardan kurtulma yollarını arıyor. Yükünü azaltmak ve daha faal çalışmak için…
Bilinç gelişimi içinde olmayan kimsenin nöronlarını ölüm bekliyor… Mesela içimizdeki müzik aletini çalma potansiyeli vardır. Müzikle ilgili beynimizde nöronlar vardır. Bu nöronlar müzik yoluyla çalıştırılırsa büyür, çoğalır vegelişir. Kullanılmazsa güçsüzleşir ve ölürler.
Beyin içinde kendine yapacak iş bulamayan nöronlar yeterince uyarılmayarak ölüme mahküm olurlar. “Kullan veya kaybet” kuralı gereğince kullanmadığımız veya çalıştırmadığımız nöronları kaybediyoruz.

Zihinsel faaliyet ve gelişim içinde olmayan kimselerde nöronların büyük kısmı kullanılmıyor. Bu sebeple nöral bağlantılar budanıyor, yok ediliyor. Nöronlar, yaşanan olaylar ya da kaydedilen bilgiler ölçüsünde birbirleriyle bağlar kurarak, beraber hareket ederler. Bu yaşantılar ya da bilgiler tekrar tekrar kullanılmadıkları takdirde, nöronlar arasındaki uzantıların oluşturduğu bağ kaybolur ve bilgilerde silinir.
Bu yolla gereksiz doku azalır. Beynin dış kabuğunda da bir azalma, bir incelme görülür. Çünkü bir çok nöron gereksizliklerden dolayı atılmıştır.

Okuduğumuz kitaplar, kurduğumuz ilişkiler, hissettiğimiz duygular, aklımızdan geçenler beynimizin gelişimini etkilemektedir. Süreyya Yılmaz’ın “Beynin Akıllıca Yönetimi” kitabında vurguladığı gibi, beynimizin bağlantılarının yapısını değiştirmek ve yeni bağlantılar kurmak elimizdedir. Fiziksel egzersiz kas geliştirmekte, zihinsel egzersiz yeni nöronlar üretmektedir.

Bilinç gelişimi zihnimizden geçen düşüncelerin zenginleştirilmesi demektir. Bu düşünceler beynimizde değişimlere sebep olmaktadır.
Bu bilgilerin ışığında, kitap okumaya ve kişisel gelişime karşı çıkanların yeniden durum değerlendirmesi yapmalarında fayda vardır. “Kullan veya kaybet yasası” gereğince beyni akıllıca kullanmak ve nöronları uyarmak zorundayız.

Nöron budanmasına uğramamak için kendimizi, beynimizi ve nöronlarımızı işe yarar konuma getirmeliyiz. Aksi durumda Alzheimer gibi hastalıklar kapımızı çalabilir.

    BEYİN BİZE GEREKLİ OLAN İLAÇLARI ÜRETİR

Düşünce sürecimizi değiştirerek, beynimizin kimyasal yapısını etkileyebiliriz. Düşünce şeklimize göre sağlıklı kimyasal değişimleri harekete geçirebiliriz.
Beynimizde olumlu bir değişim yapabilmemiz için, neyin ters gittiği yerine, neyin doğru gittiğini zihnimizde canlandırmalıyız.
Beynimizin kimyasal yapısını bilinçli bir şekilde etlileyebilmemiz, vücut kimyamızı istediğimiz şekilde düzenleyebileceğimizi gösterir. Çünkü psikolojik ve kimyasal yapımızı harekete giçeren düşüncelerimizdir.
Düşüncelerimiz de duygularımızı oluşturur. Bu sebeple nasıl hisssedeceğimiz bize bağlıdır. düşüncelerimizle üzüntü veya neşeyi tetikleyebiliriz. Ne düşünürsek, onu biçeriz.
Düşüncelerimizi başkalarının iyiliğine çevirdiğimiz zaman stres ve bunalımlarımızı azaltabiliriz.
İç konuşmamız olumlu olursa, beynimiz sağlıklı hedef ve amaçlara yönelir. Yani bize huzur ve mutluluk sağlayacak programları yapar ve hayata geçirir. Bizi her zaman neşeli bir konuma getirir.
Neşe, bağışıklık sistemimize güç verir. Neşeli insanlar, diğerlerine göre daha az hastalanır ve hastalıklarını daha rahat geçirirler. Neşeli ve huzurlu insanlar kendi doğal iyileştirme güçlerini harekete geçirirler.
Çünkü neşe endorfin üretir. Mutluluk hormonu da olarak adlandırılan endorfin, vücudun acı, ağrı gibi durumlarla baş edebilmemiz için beynimizden salgılanan bir hormondur. Salgılandığında acı iletimini yavaşlatır ya da tamamen durdurabilir.
Endorfin, bağışıklık sistemini hastalıklara karşı güçlendirir.
Sağlıklı bir kalp ilaç kadar yararlıdır.
Sağlıklı ve mutlu bir ömür sürmenin yolu bilinç gelişiminden ve farkındalığın artırılmasından geçer. 
Şu günlerde bilinç eğitimine çok ihtiyacımız var. Zihniyet eğitimi ve zihinsel gelişim bizi pek çok sıkıntıdan kurtaracaktır.
Bunun nasıl olacağını ise ÜÜtv’deki “Yüksek Bilinç Yolculuğu” programında ve yazılarımızda gözler önüne sereceğiz.
Ne hissedeceğimiz bize bağlıdır. Bu çalışmalarımızda duygularımızı seçme ve değiştirme yollarını göstereceğiz.
Duygular davranışlarımızın yakıtı olan enerjidir. İnsanları yakınında tutmak isteyen hoş ve sıcak duygular üretmelidir. Araya mesafe koymak isteyenler ise soğuk duygular yaratmalıdır.
Duygularımızı üreten de düşüncelerimizdir. Bu yüzden zihnimizden geçen düşünceler önemlidir.
John Milton diyor ki: “ Zihin başlı başına bir güçtür. Cehennemden bir cennet, cennetten bir cehennem yaratabilir.
Kaynak: Gary McKay, Cesur Ol Değişime Ayak Uydur, Kalipso Yayınları, İstanbul.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>