x

 

ARAMIZDAN AYRILIŞININ 81. YILINDA

ATATÜRK’Ü RAHMET VE MİNNETLE ANIYORUZ

 

Aramızdan ayrılışının 81. yılında, hepimizin, Atatürk’ün yaptıklarını ve düşünce sistemini   bir defa daha tarihin süzgecinden  geçirmemiz ve yorumlamamız gerekmektedir. Yüce Önder Atatürk’ün milliyetçi düşünce sistemi; birleştirici ve bütünleştirici yapısıyla Türkiye Cumhuriyeti’ni, ülkesi ve milletiyle sonsuza dek bölünmez bir bütün olarak yaşatacak en büyük güçtür. Türkiye Cumhuriyeti devletinin düşmanlarının, milli birlik ve beraberliğimizi bozma, vatanımızı bölme ve rejimimizi değiştirme çabalarının karşısında en büyük engel, Atatürk’ün  “Ne mutlu Türk’üm diyene!” sözünde ifadesini bulan milliyetçilik anlayışıdır.

Son yıllarda Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Milletine düşman unsurlarının saldırılarının hedefinde bulunan “Atatürk, Türk vatanı, Türk kimliği, üniter yapı, milli devlet,  Türkçe, İstiklâl Marşı ve Türk bayrağı”na sahip çıkmalıyız. Milli, manevî ve kültürel değerlerimiz etrafında gerçekleştireceğimiz birlik ve beraberlik ortamı, dış düşmanların ve onların yerli işbirlikçilerinin her türlü oyunun bozacaktır. Milletimizi millet yapan değerlerle, devletimizi devlet yapan değerlerin birlikteliğini sağladığımız gün, Türkiye Cumhuriyeti, bizi küreselleşen dünyanın en seçkin, en saygın bir üyesi haline getirecektir.

                Aydınlar Ocakları olarak Aziz Atatürk’ü 81. ölüm yıldönümünde  bir defa daha rahmet, minnet ve şükranla anıyoruz ve eserlerine ve düşüncelerine ve milletçe sahip çıkacağımızı bir defa ifade ediyoruz.           

AYDINLAR OCAĞI GENEL MERKEZİ

«

»

Eyl 20

“Ben Çektim Çocuğum Çekmesin” Yanılgısı

Yrd. Doç. Dr. Zülfikar ÖZKAN

 

Pek çok anne –baba “Ben çektim, çocuğum çekmesin!” ifadesini hemen hemen her ortamda kullanıyor. Bu tür anne-babalar kendisinin yaşadığı sorunları, çektiği sıkıntıları ve çileleri çocuklarının yaşamasını istemiyor. Aşırı korumacı bu aileler, farkında olmadan, çocuklarına iyilik yapmak isterken, kötülük yapıyorlar. Bu yöntemle çocuklarına farklı alanda sıkıntı çektiriyorlar.

Nasıl mı? Bu önemli konuyu, okulların açılmakta olduğu şu günlerde irdelemeye çalışalım.
Öncelikle iyi veya kötü yaşadığımızı nasıl anlayabiliriz? Hayatımızda bir takım sorunlarla karşılaşmamız, acılar çekmemiz kötü yaşadığımızın göstergesi midir?

Çile veya acı çekerek mutlu olabilir miyiz?

Çektiğimiz acılar veya çileler hayatımızın amacına hizmet ediyorsa sonunda mutluluk doğurabilir. Acılar, acı çekmeye değer bir amaca bir hedefe götürmeli.
Zıtlıklar birbirini tamamlar.

Heraklitos”un dediği gibi “Her şey karşıtlıkların çatışmasıyla meydana gelir.” Sorunlar ve acılar olmadan rahatlık ve mutluluk olamaz.
“Karşıtlıklar olmaksızın ilerleme olmaz. Çekme ve itme, akıl ve enerji, sevgi ve nefret, insanın var oluşu için gereklidir. “ der William Blake.

“Sorunlar olmasın” diyen anne –baba, aynı zamanda mutluluk da olmasın demektedir. Çünkü mutluluk bir çabanın, gayretin, bir işin sonucunda oluşur. Aristoteles diyor ki: ”Mutluluk bir fiilin sonucudur.” Mutluluk tesadüfen oluşan veya ilahi hediye değildir. Mutluluk, en uygun (optimum) faydayı sağlayana verilir. Mutlu yaşamak isteyen, öncelikle onu üretmelidir. Çünkü mutluluk bedava değildir.
Mutsuzluk, kendiliğinden gelir fakat mutluluk için çalışmak gerekir.

Bu konuya devam edeceğiz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>