«

»

Mar 08

Batı’nın Savaş Ahlakı

Ruhittin SÖNMEZ

ABD’nin 26. Başkanı Theodore Roosevelt (1901-1909) Amerikalılar tarafından en sevilen ABD başkanlarından biridir. Roosevelt Başkan olmadan 5 sene önce yazdığı kitabında, Kızılderili Soykırımının haklılığını savunmak için kurduğu şu cümleler Batı’nın savaş ahlakını yansıtır:

“Bu büyük kıta, sefil vahşilerin avlakları olsun diye bırakılamazdı. Savaşların en erdemlisi vahşilerle yapılan savaştır.”

ABD’nin 26. Başkanı’na göre, beyaz ve tercihen Germen kökenli halklardan oluşan “Medeniyet cephesi” ile “en aşağılık kovboydan bile ahlaksız” olan Kızılderililerin oluşturduğu “vahşet cephesi” arasındaki ırksal mücadele kaçınılmaz bir olaydır.

Roosevelt’in biz Türklere bakışı da çirkindir: “Müslümanların Hıristiyanlar karşısındaki zaferlerinin her zaman belayla sonuçlandığı görüldü. Türklerin zaferlerinden mutlak kötülükten başka bir şey çıkmadı.”

Roosevelt “Medeni Cepheyi” oluşturanların Kızılderililer, Rus ve Tatar, Yeni Zelandalılar gibi topluluklara yaptıkları şeyler korkunç olsa bile sonuçta “muazzam bir medeniyetin temelini attıklarını” söyleyerek, bu kötülüklerini meşrulaştırıyor.

“’Kızılderili’nin iyisi, ölü olanıdır’ diyecek kadar ileri gitmiyorum ama on tanesinden dokuzu için de bunun böyle olduğunu biliyorum. ‘İyi’ olan onuncu Kızılderili’nin akıbeti de umurumda olmaz” diyebilen bir adam bu.

Roosevelt’in bu sözleri bugün de ABD’nin ve kendilerini “medeniyet cephesi” görenlerin dünya görüşünü yansıtıyor. Onlar hala dünyanın bütün petrol, gaz, maden gibi kaynakları ile su, toprak, denizlerini kendilerinin doğal hakkı olarak görürler.

Amerika’da bu yüzden Ortadoğu, Afganistan, Libya gibi yerlerde savaşan askerlerini temsil eden oyuncaklar yapılır, filmlerde özel karakterler yaratılır. Onları “ülkemizin başka ülkelerdeki petrol çıkarlarını koruyan kahramanlar” diye tanıtır ve sevdirirler.

****

1915 yılında Çanakkale’yi ve Boğazları ele geçirip Osmanlı’yı parçalamak isteyen İngiliz E. Başbakanı W. Churchill Avam Kamarasında benzer sözleri Türkler için söyler:

“Savaş hukukuna göre insanlara karşı zehirli gaz kullanmak yasaktır; biliyorum. Amma Türkler Müslüman’dır. Dolayısıyla da insan sayılmazlar! Yani, Türklere karşı rahatça zehirli gaz kullanabiliriz!”

Batılılar Churchill’i de çok ulu bir devlet adamı olarak görür. 1953’de Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterildi, alamadı. Ama O’na Nobel Edebiyat ödülünü verdiler.

*******************************************

RUS SOYKIRIMLARI

Dünya’da en çok soykırım yapan millet Ruslardır. 1500’lü yıllarda Ruslar “Tatar Soykırımı”nı gerçekleştirmişti. Erkek-kadın-çocuk demeden 30 bin kişilik Kazanlı Tatarı kılıçtan geçirip, şehri büsbütün Tatardan arındırdılar. Yüzbinlerce Türk’ü de doğuya sürdüler.

“20. yüzyılda tüm dünyada 170 milyon insan katledilmiş veya yok olmaya terk edilmiştir. Yok edilen bu insan nüfusunun 110 milyonu Komünist rejimin kurbanları olarak tespit edilmiştir. Bu yok edilen 110 milyon insanın üçte ikisi yani 60 milyondan fazlası da Türk soyludur.”

Bu soykırımların hepsini yazmaya yerimiz yetmez. Mesela Kırım Soykırımı ve Sürgünü olayı unutulmaz bir trajedidir. Stalin Kırım Türklerinin savaş sırasında Almanlarla işbirliği yaptığını iddia ederek top yekûn sürgüne gönderilmesini emreder. 18 Mayıs 1944 gecesi gelen emrin ardından 100 binin üzerinde soydaşımız katledilmiştir.

Yine Stalin döneminde 1944 yılında 110 binden fazla Ahıska Türkü kara kış gününde yük vagonlarına 8-10 aile halinde koyunlar gibi doldurularak sürgün edildi. Birçoğu Sibirya soğuklarında öldüler. Kalanlar Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’a dağıtıldılar.

Azerbaycan’da 20 Ocak 1990’da gece yarısı Rus Ordusunun baskınında yüzlerce sivil insan öldü ve yaralandı. Hazar denizine atılanlar, penceresinden bakarken öldürülenler, arabasıyla geçerken kurşunlananlar, vurulanlar, tank paletlerinin altında kalanlar oldu. Çocuklar, gençler ve yaşlılar acımasızca katledildiler.

Rus ordusunun himayesindeki Ermenilerin yaptığı Karabağ bölgesindeki Hocalı soykırımı da esasen Rusya’nın eseridir.

Tıpkı bugün, görünüşte Suriye (rejim) ordusunun sivillere ve askerimize yönelik saldırılarının arkasında Rusya’nın olduğu gibi.

Özetle Ruslar da insana verilen değer yönünden sicili en bozuk milletlerden, Rusya en çok sivil katliam yapan devletlerden biridir.

*******************************************

ATATÜRK’ÜN DIŞ POLİTİKASI

Atatürk dış politika konusundaki ilkelerini dönemin Dışişleri Genel Sekreteri (müsteşara tekabül ediyor) Numan Menemencioğlu’na söylemiş:

  • Komşularınızın iç işlerine karışmayın.
  • Rusya’yı tahrik etmeyin.
  • Arap ülkeleriyle tarihi, sosyal, kültürel ilişkilerinizi geliştirin. Fakat aralarındaki anlaşmazlıklara karışmayın.
  • Sormadan akıl vermeyin.
  • Batı kültürünü benimseyin, fakat onların emperyalist emellerine alet olmayın.

Atatürk yıllarca savaştığı İngiltere ve müttefikleriyle iyi ilişkiler kurdu. Türkiye, Milletler Cemiyeti’ni kuran ülkelerin neredeyse tamamıyla savaşmıştı. Buna rağmen, 1932 yılında, kendi başvurusu olmadığı halde, bu devletler dahil 28 üye devletin resmi davetiyle, Cemiyet-i Akvam’a (Milletler Cemiyeti’ne) üye oldu.

Atatürk Ruslarla ilişkilerini de iyi tuttu. Komşu devletlerle bölgesel paktlar oluşturdu.

Türkiye son yıllara kadar, Atatürk’ün dış politika alanında ortaya koyduğu bu vizyona, “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” sözleriyle çizdiği hedefe bağlı kaldı ve bu yönde kararlı politikalar izledi.

Bunun sayesinde, Türkiye güvenli bir bölgede, güvenilir bir devlet oldu. Uzun yılları savaşsız geçirerek bölgesel bir güç haline gelebildi.

Son yıllarda çektiğimiz sıkıntılar bu eksenden sapmanın eseridir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>