Admin

Yazarın detayları

Kayıt tarihi: Ocak 18, 2017

Son Yazılar

  1. Mesudiye Yeşilçit Köyü Derneği’nden Anlamlı Panel — Mayıs 9, 2012
  2. Kadınların Korkulu Rüyası: Meme Kanseri — Haziran 12, 2012
  3. Türk Düşmanlığını Görüyor Musunuz? — Aralık 17, 2014
  4. Bir de Biz Konuşalım — Aralık 20, 2014
  5. Türk Gençliğine Hitabe — Ocak 4, 2015

En çok yorum alan yazıları

  1. Dost ve Müttefik Amerika(!) — 1 yorum
  2. Eğitim Raporu-1 Yeni Müfredat, “Yeni Nesil Yetiştirme Projesi”Ne Uygun — 1 yorum
  3. “Çanakkale’den Afrin’e, Kızıl Elmaya, Vatan Savunmamız” — 1 yorum
  4. Yine Sözde Ermeni Soykırımı Oyunu — 1 yorum
  5. Mekkeli Yetimin Hikâyesi — 1 yorum

Yazarın yazılar listesi

Tem 13

Batılıların gözleri önünde gerçekleşen Srebrenitsa katliamını unutmadık

Büyük bir insanlık trajedisi olan ve Batılıların gözleri önünde, sırf Müslüman oldukları için, 8 bin 372 Boşnak sivilin Sırp askerlerce hunharca katledildiği Srebrenitsa katliamı, üzerinden 23 yıl geçmesine rağmen, Boşnak halkı ve İslam dünyası için kanayan bir yara olarak kalmaya devam ediyor.

Avrupa’nın ortasında ve Birleşmiş Milletlerce güvenli bölge ilan edilen Srebrenitsa’da 400 silahlı Hollanda Barış Gücü askerinin gözleri önünde gerçekleştirilen ve 11 Temmuz 1995’te başlayan  bu katliamda, birçok kadın ve küçük yaşta çocuk da öldürülmüştür. Bu soykırım, sadece Bosna Hersek’te değil, tüm dünyada acının ve adalet arayışının sembolü haline gelmiştir.

Srebrenitsa katliamı. II. Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa’da gerçekleşmiş en büyük toplu insan kıyımı olması ve Avrupa’daki hukuksal olarak ilk kez belgelenmiş soykırım olması açısından da önem taşır.

Aydınlar Ocakları olarak, bin yıldır Müslümanlara karşı sürdürülen haçlı zihniyetinin 20. Yüzyıldaki bir örneği olarak gördüğümüz Srebrenitsa katliamını gerçekleştirenleri şiddetle kınıyoruz. Bu katliamda ve Bosna’daki iç savaşta Sırp ordusunca şehit edilen Boşnak kardeşlerimizi rahmetle anıyoruz. Boşnak kardeşlerimize sırf Müslüman oldukları için uygulanan bu soykırımı ve benzerlerini asla unutmayacağız ve unutturmayacağız.

 

AYDINLAR OCAĞI GENEL MERKEZİ

 

Haz 26

24 Haziran 2018 Seçimlerinin Düşündürdükleri…

Prof. Dr. Mustafa E. ERKAL

Türk demokrasi tarihinde hayati bir önem taşıyan 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği seçimlerini geride bıraktık. Aslında bütün seçimler ülkemizin geleceğinin şekillendirilmesi bakımından önem taşımıştır. Ancak bu defa durum farklıdır. Demokratik parlamenter sistem yenilenmek ve aksaklıklarının giderilmesi yönüne gidilmeden sulandırılmış bir Başkanlık sistemine geçilmiş ve buna da Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denmiştir. İnsanlık demokratik parlamenter sistemden daha iyisini bugüne kadar bulabilmiş değildir. Yapılan bazı anayasa değişikliklerinin ve getirilen yeni sistemin sadece bir sistem değişikliği olduğu ve rejim değişikliğine sebep olamayacağı görüşüne katılamıyoruz. Bazı durumlarda sistem değişikliği bir rejim değişikliğine de sebep olabilir.

24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği seçimleri ani bir kararla geriye çekilmiş ve ülkenin daha zor şartlarda seçime gitmesinin önü kesilmiştir. Türkiye dış politikada çeşitli kumpasların içine çekilerek tavizler koparılmaya çalışıldığı bir dönemden geçmektedir. Hayali AB süreci, KKTC’yi yok sayıcı sözde bir Kıbrıs barışı ve BOP doğrultusunda ülkemizin sınırlarını değiştirici yeniden terörle pazarlık süreci önümüze konmaktadır.

Ülkenin ekonomik durumunu ortaya koyarken aslında üç dört mendile ihtiyaç vardır. Kötü gidişat ve yeni duyun-u umumiyeler kapıda bekletilmektedir. Cari açığı ve dış ticaret açığı tavan yapan Türkiye’de içerde üretmeyip ithalat yolunu seçmek kaliteli bir intihardır! Dünya ekonomisi korumacı, milli ve yerliyi üretmek ve döviz kaybını önlemek yönündeyken Türkiye savunma sanayi gibi belirli dallar hariç dış ticaret fazlası veren bir ülke gibi ithalat merakına düşmüştür. Bu yolla eş dost daha da zenginleştirilmektedir. Çin ve Rusya ile olan dış ticaret açığımız rekor seviyelere ulaşmıştır. Yapılması gereken; ithal ikame anlayışı içinde açıkları kapamak olmalıdır. İthal ettiğiniz bilhassa tüketim ağırlıklı malları içerde üretenler gerekli teşvike kavuşturulmalı; eğer bunlar yoksa mutlaka boşluk doldurulmalıdır. Üretme ithal et anlayışı akla gelmeyecek malları ithal etme yanlışı ülkenin en büyük çelişkisidir.

Yapılması gerekenler seçim kampanyasında sürekli dile getirilmiştir. Herhalde ülkeyi yöneteler ister istemez gereğini yapacaklardır. Türkiye pırlanta dahil lüks mal ithalatı yanlışından kurtarılmalı, ithalata yeni vergiler konabilmelidir.

24 Haziranda iki ayrı ittifakla ve bazı partilerle seçime gittik. AKP ve MHP’den oluşan ve ona BBP genel başkanının da katıldığı ittifak seçimden başarıyla çıkmıştır. CHP, İP, SP ve DP’nin oluşturduğu millet ittifakının Cumhurbaşkanlığı adayları, Sayın Erdoğan’ın aldığı oyun gerisinde kalmıştır. Ülkenin yaşadığı siyasi ortam ister istemez 2014 sonrası politika değiştirmek zorunda kalan anti emperyalist ve milliyetçi bir çizgi uygulayarak parçacı ve etnikçi değil; bütüncü politikalara, milli birlik ve bütünlüğe önem veren, federalciliği şimdilik reddeden, özgürlükçü ve güvenlikçi politikaları ülke gerçeklerine göre yorumlayabilen iktidarın gerçekleri görmesiyle yön değiştirmiştir. AKP iktidarı bir dönem reddettiği ve dışladığı politikaları daha sonra savunma ihtiyacı duymuş, ülkenin beka sorununu görmüştür. 15 Temmuz 2016 ABD güdümlü FETÖ terör örgütünün darbe ve işgal ihaneti gözleri açmış yeni aldatılma ve kandırılma yollarını şimdilik kapatmıştır. Batı ve sözde dost ve müttefik ABD’nin Türkiye karşıtı politikaları içerde ve dışarda teröre verdikleri destek ülkemizin güney sınırını ve toprak bütünlüğünü korumayı yasal olarak öne çıkarmıştır. Fırat Kalkanı ve Zeytindalı Harekatları, Afrin’in terörden arındırılması hayati bir ihtiyaç olarak doğmuştur. Zaman zaman Irak’taki ve milli sınırlarımız içindeki dıştan kumandalı terör yuvalarına karşı yapılan yoğun mücadele Sayın Erdoğan’a puan kazandırmıştır. Terörle barışın olamayacağı, onunla müzakere değil; ancak yasal mücadele edilebileceği noktasında uzlaşılmıştır.

Bu çok önemli değişiklikler ve yanılmaların atlatılması seçmende gerekli etkiyi yapmıştır. Seçmenin ilgi odağı, kendisi işsiz de olsa işsizlik olmamış, devalüasyonlar, ekonomik sorunlar ülkemizde seçmen davranışını zannedildiği kadar etkilememiştir. Tarım ve hayvancılığın durumu, ülkenin borç yükü er geç iyileşir şeklinde iyimserlikle savuşturulmuştur. İthalat ve dış borç girişi, tüketime dayalı büyüme rakamlarının cazibesi seçmeni cezbetmiştir. Fabrika yerine AVM’ler tercih edilmiştir. Cari açığın artan rekor seviyesi, şeker fabrikalarının özelleştirilmesi ve zamanla yabancılaştırılacak olması, bankaların yabancıların eline geçmesi, dövizdeki sıçramalar, borcun daha yüksek faizli borçla kapanma kısır döngüsü seçmen reyini pek etkileyici olmamıştır. Ülkede anlaşılmaz bir iyimserlik hâkimdir ve çok da tehlikelidir.

Vatandaş iktidar dışındaki partiler gelirse senin başörtün ve türbanın tehlikeye girer; inanç dünyan sarsılır şeklinde şartlandırılmıştır. Bu şartlandırma yeni de değildir. Yanlışlar yapmakla rekor kıran ana muhalefet adayı ve parti yetkilileri savaşın olmadığı bir ülkede barışmaktan bahsetmişler ve Merkel’in sözlerine özenmişlerdir. Oysa halk arasında bir savaş yoktur. Savaşın olmadığı yerde barış işgüzarlığı yapılmamalıydı. Ayrıca Cumhurbaşkanlığı yardımcılarının etnik ayırımcılığa sebep olacak, milli ve üniter yapımızı sarsacak şekilde farklı etnisitelerden seçilmesi teklifleri ülke yönetimine talip siyasetçilere hiç yakışmamıştır. Bu seçimde herhalde bir Ermeni yardımcı unutulmuş olsa gerek!

CHP Cumhurbaşkanı adayı tarafından yapılan bu yanlış seçime iki gün kala Sayın Engin Altay tarafından maalesef tekrar edilmiştir. Paşaların apoletlerinin sökülmesi, saray ve bazı binaların yıkılması, gazetecilerin yargılanması gibi şiddet ve hiddet gösterileri millet ittifakının aleyhine olmuştur. Toplumda CHP yeni bir açılım ve çözüm süreci mi başlatacak soruları akla gelmiştir. CHP Cumhurbaşkanı adayının oyu bu ve benzeri sebeplerle %22.8 olan parti oyunun üstünde %30.7 olarak çıkmıştır. AKP oylarında önemli illerde dikkat çeken düşüşler görülmüştür. Saadet partisinin AKP’den alabileceği oyu alamadığı dikkat çekmiştir. Aslında AKP yeni seçmenden gereken oyu alamamıştır. Muhafazakâr aile çocukları bile mahalle baskısı olarak nitelenebilecek bazı kavram ve değerleri aşarak bir bakıma ütopik özgürlükçü tavır ve seçmen davranışına girmişlerdir. Birçok ilde AKP ve CHP’de oy düşüşü görülmüştür. Özellikle Trakya ve Ege’de CHP’nin oyu düşmüştür. Bu düşüşün HDP’ye gittiği söylenebilir. AKP’nin oylarını azaltmak uğruna HDP’nin barajı geçebilmesinde bazı CHP oylarının rol aldığı söylenebilir. Nitekim bu şekilde AKP milletvekili sayısında altmışın üzerinde düşüş görülmüştür.

MHP seçimden başarıyla çıkmış ve beş partinin temsil edileceği yeni mecliste siyasi tesirliliğini artırmıştır. Anlaşılan ister istemez Cumhur İttifakı sürdürülecektir. İttifak dolayısıyla MHP’nin Güneydoğu’daki oy artışı dikkat çekicidir. Eğer Cumhur İttifakı başarılı olmuşsa; bunda MHP’nin büyük rolü vardır. MHP oyunu da korumuştur.

Diğer taraftan, yeni kurulmuş ve akla gelmedik engellerle karşı karşıya bırakılan İyi Parti, üstelik ilk erken seçiminde adeta zincirleri kıra kıra ve çok çalışarak %10 barajını aşmıştır. İyi Parti’nin MHP’den ziyade CHP’den ve AKP’den oy aldığı söylenebilir. Sayın Akşener’in imkansızlıklara rağmen, sürdürdüğü seçim çalışmaları takdir edilmelidir. Ancak tam bir ekip çalışması örneği verildiği söylenemez. Bir ümit olarak çok değişik çevrelerden bilhassa yüzen oylardan pay almıştır. Bu partinin önüne konan engeller, demokrasimiz için çok üzüntü verici örneklerdir.

Seçimlerin yarattığı üzüntü ve sevinç atlatıldıktan sonra ülkeyi yönetenlerin hukuk devleti, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı konularında yeni düzenlemelere gitmeleri şarttır. Fikir ve düşünce hürriyeti ve demokratik standartlar ülke gerçeklerine uygun olarak korunmalı ve geliştirilmelidir. Eğitim sektöründeki keşmekeş ve düzensizlik ortadan kaldırılmalıdır. Sağlık alanında hastaya müşteri gözüyle bakma çarpıklığı giderilmeli, Batıda üniversitelerin birleştirilmesi gündemdeyken bizde muhafazakâr bir anlayışla ters düşen bölünme ve yıpratılma çabaları sona erdirilmelidir. İstişareye önem verilmelidir. Dış kaynak girişine, ithalata ve tüketime dayalı borcun borçla karşılandığı bir yapı düzeltilmelidir. Orta sınıfı güçlendirici tedbirler alınmalı, dar ve sabit gelirliler korunmalıdır. Daha önce olduğu gibi etnik ve mezhep tuzaklarına düşülmemeli, parça bütünün önüne dikilmemelidir. Milli ve üniter devlet anlayışı ve demokrasi korunmalıdır. Terörle mücadele kesinlikle tavizsiz sürdürülmelidir. Komşularımızla iyi ilişkiler geliştirilmeli, Rusya ve ABD ile ilişkilerimiz birbirini dengelemelidir. Genelde İsrail’i koruyan Malatya’daki üs gözden geçirilmelidir. Ege adalarında Lozan’a ve antlaşmalara rağmen süren Yunan işgali kaldırılmalıdır. Yer ve tabela isimlerinde Türkçeye saygılı olunmalıdır. Kıbrıs milli bir davadır, unutulmamalıdır. Kıbrıs’ta geri çekilen, Anadolu’da da geri çekilir. Gençliğe yönelik uyuşturucu terörüyle mücadele, rekora koşan işçi cinayetleri, işsizlik, GDO’lu ürünler, kanserojen etki yapan tatlandırıcılar üzerine gidilmelidir. Ülke hiddet ve şiddetin hakim olduğu bir kamplaşmaya sürüklenmiştir. Bu konu hafifletilmelidir. Küreselleştirmenin kan kaybettiği, milli çıkarların öne çıktığı, yerli ve milliliğin önem kazandığı fark edilmelidir. Türk’e düşman olunarak İslam’a dost olunamayacağı artık anlaşılmalıdır. İslam ümmeti içinde yer alan ülkelerin önemli bir bölümünün İsrail’in müttefiki olduğu göz ardı edilmemelidir.  İç politikadaki alışkanlıklar ve yanlışlar dış politikaya taşınmamalıdır.

Tem 02

24 Haziran 2018 Seçimlerinin Kazananları Ve Kaybedenleri

Dr. Sakin ÖNER

 

Türkiye’nin yönetim sistemini değiştiren ve 98 yıllık “Parlamenter Hükümet Sistemi”nden “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”ne dönüştüren  24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri gerçekleştirildi. Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı seçildi, AKP tek başına salt çoğunluğu elde edemedi, ancak MHP ile kurduğu “Cumhur İttifakı” yüzde 53 oy alarak çoğunluğu sağladı. Demokratik hayatımızda birçok ilklerin yaşandığı bu seçimi, kazananları ve kaybedenleri ile değerlendirmek gerekir.

 

SEÇİMİN İLKLERİ

 

Kasım 2019 tarihinde yapılması gerekirken 16 ay öne çekilerek 24 Haziran 2018 tarihinde “Erken” yapılan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimlerinde bazı ilkler gerçekleşti.

  1. Bu seçimle “Parlamenter Hükümet Sistemi”nden “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”ne geçiş 16 Nisan 2017 Referandumundan sonra bir defa daha oylandı ve onaylandı.
  2. Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimleri, yani iki seçim bir arada yapıldı.
  3. Türkiye Büyük Millet Meclisindeki milletvekili sayıları 550’den 600’e çıkarılmıştır.
  4. Cumhurbaşkanı adayları, Parti Grupları veya halkın 100 bin oyu ile gösterildi.
  5. Sistem gereği Partili Cumhurbaşkanı seçilmesi gerekirken CHP’den Muharrem İnce ile HDP’den Selahattin Demirtaş parti başkanı olmadıkları halde, partilerince Cumhurbaşkanlığı için aday gösterildi.
  6. İlk defa partiler arasında ittifak kurmanın önü açıldı. AKP, MHP ve BBP arasında “Cumhur İttifakı”, CHP, İyi Parti, Saadet Partisi ve Demokrat Parti arasında “Millet İttifakı”
  7. İttifaka dahil olan partiler için yüzde 10 barajı kaldırıldı, İttifakın toplam oyunun yüzde 10’u geçmesi yeterli görüldü. Bu baraj sadece bağımsız seçime giren partiler için (HDP, Hüda Par, Vatan Partisi) söz konusu oldu.
  8. D’hont nispi temsil seçim sistemi uygulandı. Bu sayede İttifaka dahil partilerin milletvekili seçilmeye yeterli olmayan artık oyları birleştirilerek, bu partilerden en yüksek oyu alan partinin milletvekili çıkarması mümkün oldu.
  9. İlk defa OHAL ortamında bir seçim yapıldı.
  10. Devletin resmi televizyonu olan TRT bu seçimde adaylar ve partiler arasında zaman bakımından ilk defa eşit ve adil davranmamıştır.
  11. İlk defa seçim sonuçları sadece tek kanaldan, Anadolu Ajansı’ndan açıklandı ve takip edildi.

 

SEÇİMİN SONUÇLARI

 

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) 24 Haziran Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimi’ne ilişkin kesin olmayan sonuçları açıkladı.

 

  1. Cumhurbaşkanlığı Seçimi:

 

Cumhurbaşkanı seçimine ilişkin yurt içi ve yurt dışı oylarını kapsayan kesin olmayan sonuçlara göre; 59 milyon 367 bin 469 seçmenin 51 milyon 197 bin 832’si oy kullandı. Oyların 50 milyon 68 bin 418’i geçerli sayıldı. 188 bin 8 sandığın yüzde yüzü açıldı. Buna göre, Recep Tayyip Erdoğan, 26 milyon 329 bin 920 oyla oyların yüzde 52.6’sını alarak Cumhurbaşkanı  seçildi.

 

Diğer Cumhurbaşkanı adaylarının aldıkları oylar ve oy oranları şöyle;   Muharrem İnce 14 milyon 951 bin 770 oyla yüzde 30.8, Meral Akşener   3 milyon 604 bin 260 oyla yüzde 7.4, Selahattin Demirtaş 4 milyon 39 bin 726 oyla yüzde 8.3, Temel Karamollaoğlu 434 bin 871 oyla yüzde 0.9, Doğu Perinçek 95 bin 924 oyla yüzde 0.2 oranında oy aldı.

 

  1. Milletvekilliği Seçimi İttifak ve Partilerin Oyları;

AKP ve MHP’nin kurduğu “Cumhur İttifakı”nın ortak oyu 455 bin 529, oranı yüzde 0,91 oldu. CHP, İYİ Parti, Demokrat Parti ve Saadet Partisi’nin oluşturduğu “Millet İttifakı”nın ortak oyu 118 bin 954, oranı yüzde 0.24 olarak hesaplandı.

Milletvekili seçimleri sonuçlarına göre partilerin aldığı oylar şöyle:

AKP 20 milyon 980 bin 956 oy alarak yüzde 41.9’luk oy oranına ulaştı.

CHP toplam 11 milyon 271 bin 240 ile yüzde 22.5 oranında oy aldı. HDP 5 milyon 867 bin 564 oy alarak yüzde 11.7, MHP 5 milyon 466 bin 775 oy ile yüzde 10.9, İYİ Parti 4 milyon 955 bin 994 oy ile yüzde 9.9, Saadet Partisi 668 bin 744 oy ile yüzde 1.3, HÜDA PAR 157 bin 315 oyla yüzde 0.3, Vatan Partisi 117 bin 631 oyla yüzde 0.2’lik oy oranına ulaştı. Bağımsızlar ise 75 bin 634 oy alarak, tüm oylar içinde yüzde 0.15’lik paya sahip oldu.

 

SEÇİMİN KAZANANLARI VE KAYBEDENLERİ

 

24 Haziran 2018 tarihinde yapılan Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimlerinin sonuçlarını, Cumhurbaşkanı adayları ve Partilere göre ayrı ayrı değerlendirelim ve seçimi kimin kazanıp kazanmadığını ortaya koyalım.

Önce Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarını değerlendirelim:

  1. AKP adayı AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan yüzde 52.5 oranında oy alarak Cumhurbaşkanlığı seçiminin galibi olmuştur.
  2. CHP Adayı Muharrem İnce yüzde 30.8 oranında oy almıştır. CHP yüzde 22.5 oranında oy aldığına göre, Muharrem İnce partisinden yüzde 8.3 oranında fazla oy alarak başarılı olmuştur.
  3. İYİ Parti adayı İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener yüzde 7.4 oranında oy almıştır. İYİ Parti yüzde 9.9 oranında oy aldığına göre Meral Akşener, partisinin yüzde 2.5 oranında gerisinde kalmış ve başarılı olamamıştır.
  4. HDP adayı Selahattin Demirtaş yüzde 8.3 oranında oy almıştır. HDP yüzde 11.7 oranında oy aldığına göre, Selahattin Demirtaş partisinin yüzde 3.4 oranında gerisinde kalmış ve başarılı olamamıştır.
  5. Saadet Partisi adayı SP Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu yüzde 0.9 oranında oy almıştır. SP yüzde 1.3 oranında oy almış ve Temel Karamollaoğlu yüzde 0.4 oranında partisinin gerisinde kalarak başarılı olamamıştır.
  6. Vatan Partisi adayı Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek yüzde 0.2 oranında oy almış ve başarılı olamamıştır.

 

Miletvekili seçim sonuçlarını Partiler bazında değerlendirelim.

 

  1. AKP: 1 Kasım 2015 seçimlerinde yüzde 49.5 oranında oy almıştır. 24 Haziran 2018 seçimlerinde ise yüzde 41.9 oranında oy alarak eski oyunun yüzde 7.6 oranında gerisine düştüğünden başarılı olamamıştır. 1 Kasım 2015 seçimlerinde 317 milletvekili kazanan AKP, 24 Haziran 2018 seçimlerinde 295 milletvekili çıkarmıştır.
  2. CHP: 1 Kasım 2015 seçimlerinde yüzde 25.3 oranında oy almıştır. 24 Haziran 2018 seçimlerinde ise yüzde 22.5 oranında oy alarak eski oyunun yüzde 2.8 oranında gerisine düştüğünden başarılı olamamıştır. 1 Kasım 2015 seçimlerinde 134 milletvekili kazanan CHP, 24 Haziran 2018 seçimlerinde 146 milletvekili çıkarmıştır. Bu milletvekillerinden  3’ü SP kontenjanından seçilmiştir.
  3. HDP: 1 Kasım 2015 seçimlerinde yüzde 10.8 oranında oy almıştır. 24 Haziran 2018 seçimlerinde ise yüzde 11.7 oranında oy alarak eski oyunun yüzde 0.9 oranında üzerine çıktığından başarılı olmuştur. 1 Kasım 2015 seçimlerinde 59 milletvekili kazanan HDP, 24 Haziran 2018 seçimlerinde 67 milletvekili çıkarmıştır.
  4. MHP: 1 Kasım 2015 seçimlerinde yüzde 11.9 oranında oy almıştır. 24 Haziran 2018 seçimlerinde ise yüzde 10.9 oranında oy alarak eski oyunun yüzde 1 oranında gerisine düşmüştür. Fakat bünyesinden yeni bir partinin kurulmasına rağmen bu oyu almasından dolayı başarılı sayılabilir. 1 Kasım 2015 seçimlerinde 40 milletvekili kazanan MHP, 24 Haziran 2018 seçimlerinde 49 milletvekili çıkarmıştır.
  5. İYİ PARTİ: Ekim 2017’de kurulan ve 24 Haziran 2018’te ilk defa seçime giren ve iktidar tarafından çeşitli engellemeler yapılmasına rağmen bu parti, yüzde 9.9 oranında oy alarak başarılı olmuştur. İYİ Parti bu seçimde 43 milletvekili çıkarmıştır.
  6. SP: 1 Kasım 2015 seçimlerinde yüzde 0.7 oranında oy almıştır. 24 Haziran 2018 seçimlerinde  yüzde oranında 1.3 oy alarak eski oyunun üzerine kısmen üzerine çıktığından başarılı olmuştur. SP, bu seçimlerde hiç milletvekili çıkaramamıştır. Fakat ittifak nedeniyle CHP listelerinden giren 3 SP’li milletvekili seçilmiştir.
  7. VP: 24 Haziran 2018 seçimlerinde yüzde 0.2 oranında oy alarak başarılı olamamış ve hiç milletvekili çıkaramamıştır.
  8. DP: 24 Haziran 2018 seçimlerine ittifak yaptığı İYİ Parti listesinden girmiş ve 1 milletvekilliği kazanmıştır.

 

SEÇİMLERİN GENEL DEĞERLENDİRİLMESİ

  1. Seçimlerin OHAL ortamında yapılması demokrasimiz açısından sakıncalı bulunmuştur. Özellikle bazı Güneydoğu Anadolu Bölgesi illerinde seçimlerin baskı ve tehditle sağlıksız yapıldığı iddiaları kamuoyunda sıkıntı yaratmıştır.
  2. Muhalefet partileri ve onların Cumhurbaşkanı adaylarına, özellikle devletin resmi televizyonu olan TRT’de iktidar partisi kadar veya hiç yer verilmemesi, seçimlerin eşit ve adil şartlarda yapılmadığı izlenimini uyandırmıştır.
  3. Bazı Cumhurbaşkanı adaylarının partilerinden fazla oy alması, o partilerin yönetimini sıkıntıya sokmuştur.
  4. AKP’nin Mecliste salt çoğunluk olan 301 milletvekilini çıkaramaması, yasa çıkarma çalışmalarında diğer partilerle uzlaşma veya koalisyon yapma zaruretini doğurmuştur.
  5. AKP’nin eski oyuna göre yüzde 7,5 oranında oy kaybetmesi ve MHP’nin bünyesinden yeni bir parti çıkmasına rağmen bir önceki seçimdeki oy oranını koruması anket firmalarını şaşırtmıştır.
  6. Selahattin Demirtaş ile bazı milletvekillerinin ve bazı il ve ilçe belediye başkanlarının tutuklu olmasına rağmen, bazı CHP’li seçmenlerin stratejik oylarıyla HDP’nin yüzde 10’luk seçim barajını aşarak 67 milletvekiliyle Mecliste 3. Parti olması düşündürücüdür.
  7. Bu seçimde partiler arasında kurulan ittifakların, 2019 yılı Mart ayında yapılacak Mahalli İdareler Seçiminde de devam edeceği sanılmaktadır.
  8. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, 15 milletvekilini istifa ettirip İYİ Parti’nin grup kurmasını sağlayarak, YSK’nın bu partiyi seçime sokmama ihtimalini ortadan kaldırması, demokrasi tarihimize bir iftihar tablosu olarak geçmiştir.
  9. Farklı görüşlerde olan (CHP-İyi Parti-Saadet Partisi-Demokrat Parti) arasında “Millet İttifakı”nın kurulması, milli birlik beraberliğin güçlenmesine katkıda bulunacaktır.     
  10. İlk kez seçime katılan yedi aylık  İYİ Parti’nin yüzde 10 bandından siyasi hayatımıza dahil olması başarılı bir sonuçtur. Parti henüz örgütlenme, kadrolarını oluşturma çabası içindeyken, kurumsal olarak bir seçim tecrübesi yokken baskın bir erken seçime yakalandı. AKP, MHP, CHP ver HDP hazine yardımı alırken, bu yardımı almadan kendi yağıyla kavrularak seçime katıldı. Kamuoyuna mesajlarını ulaştırabilme imkanı tanınmadı, Yeniçağ gazetesi dışında da medya gücü yoktu. Bir çok yerde de siyasi faaliyetleri mülki amirlerce engellendi. İYİ Parti, hem AK Parti, hem MHP, hem de -daha az oranda olmakla beraber- CHP’den de oy almıştır. Sedat Ergin’in ifadesiyle “İYİ Parti,  bu yönüyle sağın bütün katmanlarından ve de soldan oy alabilen çoklu bir çekim merkezidir.”
  11. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in, CHP’nin aslında sıcak baktığı “Çatı aday Abdullah Gül”seçeneğine kapıyı kapatarak, cumhurbaşkanlığı yarışının rekabet ortamında canlı ve heyecanlı bir şekilde sürmesini sağladı.
  12. Meclis’te iki milliyetçi partinin olması (MHP-İYİ Parti), milli meselelerde olumlu sonuçlar alınmasında etkili olabilir.

24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimlerinin sonuçlarının demokrasimiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını dilerim.

 

 

 

Tem 15

Gençliğe Kurulan Uyuşturucu ve Bağımlılık Tuzağı

Dr. Şahin CEYLANLI

       Gençlik, zararlı ve bağımlılık yaratan madde ve araçların saldırısı altındadır. Müstehcen yayınların yanı sıra; sigara , alkol ve bunlara benzer maddelere bağımlılık artmakta ve bunlara başlama yaşı da oldukça düşmektedir. Eroin bağımlılığı ve arkasından uyku verici ve sakinleştirici ilaçlara düşkünlüğün geldiği görülmektedir. Bu ve buna benzer maddelerin gençlik kesiminde ve diğer kesimlerde kullanılmasını mazur görmemeliyiz. Bunları, yorgunluk giderici, gerginliği azaltıcı, arkadaşlık ve beraberlik işareti olarak görmek son derece yanlıştır. Çoğu kere bunlar kendini kabul ettirebilme aşamasında da kullanılmaktadır. Gençler  genellikle merak ettikleri için uyuşturucu kullanmaya başlamaktadırlar. Bu sebeple, uyuşturucuya karşı özendirici davranışlardan kaçınmak gerekmektedir. Ayrıca, arkadaş ve çevre baskısı ile de gençler uyuşturucu kullanımına yönelebilmekte ve yapılan telkin ve ısrarlara çoğunlukla arkadaş gurubu dışında kalabilirim korkusuyla uyulmaktadır.

Uyuşturucu madde kullanımının birey üzerinde yapmış olduğu tahribata bakacak olursak; gece uykusu bozuluyor, unutkanlıklar başlıyor, sinirlilik ve tahammülsüzlükler baş gösteriyor, gözlerde kızarıklıklar oluşuyor ve böylece uyuşturucu kullanımı yaşama kalitesini düşürerek onları adeta yaşayan bir ölü haline getiriyor.

Çocuklarına yeteri kadar zaman ayırıp gerekli ilgiyi, sevgiyi ve şefkati göstermeyen ana ve babalar  suçludur. Bu konuda aile içi eğitim ön plana çıkıyor. Anne ve babaların çoğu uyuşturucu maddeler hakkında bilgi sahibi bile değildir. Bu eksikliğin mutlaka giderilmesi gerekmektedir.

Alınacak kanuni ve sosyal tedbirler ile bu tür maddelere ilgi azaltılabilir. Bunların başında gençliği spor yapmaya yönlendirmek gelmelidir. Muhtevasında uyuşturucu madde bulunan ilaçların insan bünyesine göre verilmek suretiyle bağımlılık azaltılabilir. Alkol ve uyuşturucu telkini yapan her türlü film, dizi ve reklamlar yasaklanmalı veya ihtisas sahibi kişilerce denetlenmelidir. Ayrıca ana ve babalar, çocukları ile kuvvetli sevgi bağı kurmaları, onlara doğru ve yanlışı öğretmeleri, çocuklarını dinleyerek onların sorunlarına yardımcı olmaları, onların uygun bir aile ortamında yetişmelerini sağlamaları gerekmektedir.  Ancak bu şekilde sağlıklı nesiller yetişririlebilir.

 

Tem 13

Yine Fil Avcıları Kazandı

Ruhittin SÖNMEZ

 

Gazetede köşe yazısı yazmaya başlayalı 11,5 yıl olmuş. İlk yazılarımdan birinde “Fil Avcıları” başlığını kullanmış ve şu hikâyeyi anlatmıştım.

Fil avcılarının filleri avlama ve ehlileştirme hikâyesi şöyleymiş:

Filler çok geniş vadilerde yaşasalar bile her gün kullandıkları yoldan gidip gelirlermiş.

Fil avcıları da fillerin geçeceği yolu derince kazarlar üzerini ince bir tabakayla örterler ve en önde yürüyen filin o kazılan çukura düşmesini sağlarlarmış.

Fil avcıları siyah elbiseler içerisinde, yüzleri kapalı olarak gelir, çukurda çırpınan fili kırbaçla dövmeye başlarlarmış. Birkaç gün hiç yiyecek vermezlermiş.

Birkaç gün sonra aynı avcılar, beyaz elbiseler içinde filin sevdiği yiyeceklerle gelirler ve filin karnını doyururlar ve hortumunu, yüzünü gözünü okşarlarmış.

Avcılar, fili kendilerine alıştırdıktan sonra çukurun önünü kazarak fili oradan çıkarırlar ve filin hortumundan tutarak kendi fil damlarına götürürler ve ölünceye kadar fili işlerinde kullanırlarmış.

***

Günümüzde fil avcılığını bizim üzerimizde daha modern bir formatta uygulamaya devam edenler var. Fakat oyunun esasında bir değişiklik görülmüyor.

Önce sizi çukura düşürürler, bütün bunları bazı “kötü adamların” yaptığına inandırırlar. Sonra “iyi adamlarını” gönderirler ve sizi kurtarırlar. Böylece siz o kurtarıcılara karşı derin bir minnet ve vefa borcu içine düşersiniz. Zaman zaman hırpalansanız da, aşağılansanız da sizden beklenen tek bir şey var: Kurtarıcınıza kayıtsız şartsız sadakat ve canla başla çalışarak hizmet etmek.

“Filler başka insanlar başka” demeyin.

En azından bizim insanlarımız da filler gibi kendisine iyilik yaptığına inandıkları kişilere sadıktır.

Ayrıca defalarca tecrübe ile gördüğümüz gibi en az filler kadar saf insanlarız.

Bu yüzden fil avcılarının kazanmaya devam etmesine şaşmamak gerekiyor.

Konunun güncellenerek yorumlanmasını sizlere bırakıyorum.

Tem 08

Aydınlar Ocağı Genel Başkanlığına Prof. Dr. Mustafa E. Erkal Yeniden Seçildi

Aydınlar Ocağı Genel Merkezi’nin 24. Olağan Genel Kurul Toplantısı  30 Haziran 2018 Cumartesi günü, Fatih Belediyesi Çatladıkapı Sosyal Tesisleri’nde yapıldı. Kongre sonucunda seçilen yeni yönetim kurulu görev taksimi yaptı ve  Aydınlar Ocağı Genel Başkanlığına Prof. Dr. Mustafa E. Erkal yeniden seçildi. İyi Parti İstanbul Milletvekili Hayrettin Nuhoğlu da Genel Kurula katıldı.

Aydınlar Ocağı Genel Sekreteri Mimar Süleyman Uluocak açılış konuşmasında 24 Haziran Seçimleri sonucunda İyi Parti İstanbul Milletvekili seçilen Aydınlar Ocağı İlim İstişare Kurulu üyesi Hayrettin Nuhoğlu ve MHP Antalya Milletvekili seçilen dolayı Aydınlar Ocağı üyesi Abdurrahman Başkan’ı tebrik etti. Uluocak daha sonra Genel Başkan Prof. Dr. Mustafa E. Erkal’ı açış konuşmasını yapmak üzere  davet etti.

Erkal yaptığı açış konuşmasında özetle şunları söyledi: “24. Genel Kurulumuzun hayırlara vesile olmasını diler, vefat eden üyelerimizi ve genç yaşlarında vatan, bayrak ve ezan için canlarını feda eden  şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Dün olduğu gibi bugün de milli birlik ve beraberliğimiz için milli duruşumuzu aynen sürdürüyoruz. Bir süre önce ülkemiz terör ile mücadelede büyük bir hatanın eşiğinde döndü. Terörist ile müzakere değil, mücadele olur. Siyasiler, konuşmalarına eylem ve söylemlerine  dikkat etmek durumundadırlar.

Aydınlar Ocağı hiçbir partinin arka bahçesi değildir. Sivil toplum kuruluşları içerde ve dışarda hiçbir kuruluşun güdümünde olmamalıdır. Bu tür güdümlü oluşumlar hiçbir zaman kendi özgür iradeleri ile hareket edemezler. Biz ülkemizin milli menfaatlerini her şeyin üstünde tutuyoruz. Aydınlar Ocakları olarak her yıl yaptığımız Şûraların Sonuç Bildirilerinde ülkemizin iç ve dış sorunları ile ilgili düşüncelerimizi ortaya koyuyoruz ve o bildirileri bütün siyasi partilere rehber olabileceği düşüncesiyle gönderiyoruz.

Ülkemizde Türk ve Kürt sorunu yoktur. Ülkemizde terör sorunu vardır. Bu ülkenin asli kurucu unsurları, vatanlarını seven Türkler ve Kürtlerdir. Aydınlar Ocağı hiçbir zaman terör ve teröriste yakın durmamıştır. Hiçbir kimse bizim ülke düşmanlarına sempati ile bakmamızı beklemesin. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni yok sayanları biz de yok sayarız. Bugün içimizdeki bir kesim Muhammedsiz İslâm, Alisiz Alevilik, Atatürksüz Türkiye ve Türksüz Anadolu istemek gibi içi boş bir hayalin peşine düşmüşler.

Aydınlar Ocağı Türkçenin ilim dili olması için çalışmaktadır. Suriyeli sığınmacıların kurdukları işyerlerine astıkları Arapça tabelalarla İstanbul sokaklarını tanınmaz hale getirmelerine dur diyen Esenyurt Belediyesi’ni diğer belediyelere örnek gösteriyor ve bu hassasiyetlerinden dolayı Esenyurt Belediyesi Başkan ve ekibini kutluyorum. Yer adları egemenlikle ilgilidir, bundan dolayı yer isimlerinin eski haline dönmesine karşıyız. Güroymak neden Norşin olsun?

Türkiye’ye göç eden Suriyeli sığınmacılar, “ülkemizde can ve mal güvenliği yoktur” diyerek ülkemize geldiler. Bayramlarda yüz binlerce Suriyeli, ülkelerine bayram tatiline gidip geliyorlar. Mademki orada normal bir hayat var, bunlar neden tekrar kabul ediliyor. Devletimizi yönetenlerin en kısa zamanda bu soruna kalıcı bir çözüm bulmalarını bekliyoruz

Ocağımızın kurullarına asıl ve yedek olarak seçilecek bütün arkadaşlarımı şimdiden kutluyorum. Çalışmalarımızda asıl ve yedek ayrımı yoktur. Hepsini asıl üye olarak görüyor, ona göre hizmet bekliyoruz”.

Genel Başkanın açılış konuşmasından sonra Başkanlık Divanı Prof. Dr. Hasan Serdaroğlu, Doç. Dr. Mustafa Kemal Cerrahoğlu, Dr. Mustafa Karagöz, Aytaç Taşyürek ve Resul Atılgan’dan oluşturuldu. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasından sonra Faaliyet, Muhasebe ve Denetim Kurulu raporları okundu. Raporların müzakeresi ve aklanmasından sonra Tahmini Bütçe de okunarak kabul edildi. Seçim Tasnif Heyeti’nin oluşturulmasından sonra Yönetim, Denetim ve İlim İstişare Kurullarının seçimine geçildi. Dilek ve temenniler maddesinde Prof. Dr. İbrahim Öztek, Nefi Demirci, Prof. Dr. Hasan Serdaroğlu, Erdoğan Aslıyüce söz aldılar.

  1. Olağan Genel Kurul Toplantısında yapılan seçimler sonucunda kurullara şu üyeler seçildi:

Yönetim Kurulu asıl üyeleri:

 Prof. Dr. Mustafa E. Erkal, Süleyman Uluocak, Hikmet İşman, Dr. Sakin Öner, Ünal Sengir, Ernail Koç, Hüseyin Tavukçu, Prof. Dr. Sevil Sargın, Prof. Dr. İbrahim Öztek, Av. Mustafa Özkurt, Fahri Yağlı, Ahmet Çelik, Ahmet Orhan, Ali Armağan, Av Hakan Yalçın.

Yönetim Kurulu yedek üyeleri:

Ahmet Arslan, Av. Şekip Mehan, Yrd. Doç. Dr. Ahmet Ziya Küçük, Metin Özkan, Mesut Günata, Ali Sezgin, Fethi Ali Koç, Halim Terzi,  M. Numan Başak, Dr. Behçet Kara, Yrd. Doç. Dr. Zeki Severoğlu, Hikmet Kaplan,  Abdurrahman Külünk, Av. Ahmet Serbes ve Dr. Halit Gökalp Küçük

 Denetim Kurulu asıl üyeleri:

Dr. Ali Sırtlı, Murteza Kılıçarslan, Ertuğrul Erden

Denetim Kurulu yedek üyeleri:

Turgut Ergin, Nizamettin Aras ve Serbar Sertaç Aladağ

İlim-İstişare Kurulu üyeleri:

Dr. Nefi Demirci, Prof. Dr.Yümni Sezen, Yakan Cumalıoğlu, Prof. Dr. Ahmet M. Gökçen, Erdoğan Aslıyüce, Aytaç Taşyürek,  Prof. Dr. Sabri Sümer, M. Edip Tekkol, Prof. Dr. M. Sait Gönen, Prof. Dr. Hacı Duran, Prof. Dr. Ahmet Çolak, Prof. Dr. M. Metin Karaörs, Prof. Dr. Ahmet Yörük, Prof. Dr. Ömer A. Aksu, Hayrettin Nuhoğlu, Prof. Dr. Hasan Serdaroğlu, Cevat Saraç, Yrd. Doç. Dr. Zülfikar Özkan, Ramazan Kırkık, Aynur Saydam, Remzi Kozal, Av. Özcan Pehlivanoğlu, Av. Pakize Özbenli, Dr. Ahmet İnan, Dr. Cevdet Aşkın, Dr. Cüneyt Mengü

          Yönetim    Kurulu şu şekilde görev dağılımı yaptı:

Genel Başkan: Prof. Dr. Mustafa E. Erkal

 Genel Başkan Yardımcıları: Dr. Sakin Öner, Hikmet İşman, Prof. Dr. Sevil Sargın

Genel Sekreter: Süleyman Uluocak

Genel Sekreter Yardımcısı:  Ernail Koç

Genel Sayman: Ünal Sengir

Üyeler: Hüseyin Tavukçu, Prof. Dr. İbrahim Öztek, Av.Mustafa Özkurt, Fahri Yağlı, Ahmet Çelik, Ahmet Orhan, Ali Armağan, Av. Hakan Yalçın

 

 

Tem 08

Başbağlar Katliamı’nı Unutmayacağız

Türkiye tarihinde yaşanan en büyük katliamlardan biri olan Başbağlar Katliamı’nın 25. Yıldönümünü idrak ettik. Bölücü terör örgütü PKK’nın militanları 5 Temmuz 1993’te, Erzincan’ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyünde 33 sivil vatandaşımızı hunharca öldürüp köyü ateşe verdiler. Örgüt militanları 5 Temmuz 1993 günü köyü basmış, 1.5 saat örgüt propagandası yaptıktan sonra tüm erkekleri kurşuna dizdi. Burada 29 vatandaşımız öldürüldü. Daha sonra köy ateşe verildi ve 214 ev, köy okulu, köy camii, halkevi yakıldı. Yakılan evlerde saklanan 1’i kadın 4 kişi de yanarak can verdi.  

Aydınlar Ocakları olarak, milletimizin birliğine ve vatanımızın bütünlüğüne kasteden ve son 34 yılda 30 binden fazla insanımızı öldüren, askerlerimizi,  polislerimizi ve öğretmenlerimizi şehit eden PKK’nın 25 yıl önce gerçekleştirdiği Başbağlar Katliamı’nı ve şehit edilen 33 vatandaşımızın hatırasını asla unutmayacağız.

 Türk milletinin birlik ve bütünlüğü her şeyin üstünde tutan Aydınlar Ocaklılar olarak Başbağlar Şehitlerimizi rahmetle anıyor ve bu katliamı gerçekleştiren vatan hainlerini asla affetmeyeceğimizi bir kere daha ifade ediyoruz.

 

AYDINLAR OCAĞI GENEL MERKEZİ

Tem 08

Modernleşme ve Milliyetçilik Olgusu!

Fahri YAĞLI

 Doğru söz acıdır; onu hazmedebilirsen, yarın faydasını görürsün, o sana zevk verir. Doğru söz, bak, gönüle acı ve sert gelir; sert söz doğrudur; o doğru söz nerede? (Yusuf Has Hâcib, Kutadgu Bilig, beyit 5777-5778)

Türkçülüğün fikir babalarından Ziya Gökalp milleti, halkımızın ifadesiyle “dili dilime, dini dinime uyan insanlar topluluğu” olarak tanımlamış; ırkçılığı kesinlikle reddederken diğer faktörlerin de tek başlarına yeterli olmadığını ileri sürmüştür. Hiç şüphesiz din/inanç ve dil çok önemli iki faktördür. Bu kodlardan ikisinin bir arada olmadığı durumları dikkate alarak bunlardan biri eksik olduğu takdirde aranacak diğer unsurlarıda hesaba katmalıyız. Ortak tarih, ortak kültür, bir arada yaşama iradesi ve ortak gelecek tasavvuru bunların başında gelir.

Yaygın görüşe göre millet, siyasi bir birlikteliğin, ortak adıdır. İmparatorluk mirasının üzerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti de bunu böyle kabul etmiştir.Bu sebeple “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran millete de “Türk Milleti” denmiştir.”

Türkiye Devletinin kuruluş felsefesini oluşturan unsurlar açısından da farklı etnik kimlikleri iddia edenler çıksa da, bin yıllık ortak bir tarihin ve ortak bir gelecek beklentisinin birleştirdiği bir millet olduğumuz gerçeği de unutulmamalıdır.

“Türk milleti” kavramı, kapsayıcı ve kuşatıcı olarak kullanılmaktadır. Devletimiz Türk devletidir ve milletimizin adıda “Türk Milletidir”. Etnik köken ve ana dil açısından farklı olan vatandaşlarımız da bu kapsayıcı kavramın içinde mütalaa edilir. Burada bizim tarihî tecrübemiz açısından da bir sapma ve ayrıştıma söz konusu değildir.

Yıllardır sürdürülen etnik taassub, ayrılıkçı vakalar ve bölücü unsurlar bu kuruluş ve yaşam felsefesine karşı ihanet içinde olmuşlardır. Türk milleti olgusu, doğal bir reflekstir. Bu felsefe sadece duygu değil, bilgi ve akılla beslenen güçlü bir milletleşme vakasıdır, bu ülkenin gerçek aydınlarının temel görevi bunu fikren beslemektir.

Milliyetçilik, modernleşme sürecinin doğal bir sonucu ise, milletin tanımlamanın sonucu olan “Türk Milliyetçiliği”   modernleşme sürecinin doğal bir sonucudur deyebiliriz.

Türk milliyetçiliği ortak bir dil ve kültür sunarak yeni bağlılık, aidiyet ilişkisini ile kendini ifade eder.

Atatürk’ün devlet kurma kodları da Türk Milletçiliğinin güçlü dinamizmidir. Türk Milletçiliği fertlerin birliği ve devletimizin bekasıdır. Türk milletinin bütün meseleleri bizim meselemizdir. Siyaset de buna dâhildir, bin yıldır kesintisiz ayakta duran devlet-i ebed-müddet’in bekası en mühim önceliğimizdir.

Türkiye’de siyasetin  üslup ve tarzı yanlıştır, kutuplaşma ve psikolojik bölünmelere müsaittir. Bir Türk Milliyetçisi olarak, bu psikolojik iklimi oluşturan ateşe odun değil, su taşımak temel vazifemiz olmalıdır.

Türk Devleti ve Tür Milleti için, büyük bir inşa hamlesinin başlangıç noktası, kendini ve dünyayı tanımaktır. Kendisi olamayan, kendisini tanımayanın evrensellik yada dünya vatandaşlığı iddiası kof olduğu gibi, içe dönük, tecritçi ve ben-merkezci bir yaklaşımla bir medeniyet kurması yada  bu küresel dünyada iddialı olması mümkün olmayan bir hayaldir.

Şanlı tarihimizdeki, büyük başarıların bu dönemde bir benzerini gerçekleştirmesinin yegane yolu, bilgiden, bilimden ve akıldan geçmektedir. Tabii ki bu bilgi ve bilim, bizim medeniyetimizin çerçevesini oluşturan değerlerimiz istikametinde bir dünyanın inşası içindir. İnsanı merkeze alan bir medeniyet, her şeyden önce yaşanabilir bir çevre, sürdürülebilir ve adaletli bölüşümü esas alan bir kalkınma, insanların kendilerini gerçekleştirmelerine fırsat veren bir eğitim siyaseti ile mümkündür

Türk Millî Mücadelesinin devamı ve başarısı için, milletin seçeceği yeni  Hükümet erki, ve Cumhurbaşkanı bu Türk Devlet felsefesini doğru idak etmelidir. Yeni dönemde kendi ağırlığını ve önemini müdrik olarak millî iradenin gerekleri doğrultusunda kullanmalı ve Türkiye’ye kurulan tuzakları boşa çıkarmak için çalışmalıdır.

Türk Milletinin feraseti ve şahsiyeti bu büyük ülküsüne ulaşmasında rehberlik edecektir , Türk’ün 21. asırdaki Kızıl Elma’sına giden yolda siyasetçiler kadar ve hatta onlardan fazla düşünce, bilim ve sanat adamlarına, geleceğin teminatı gençliğe görev düşmektedir.

Büyük bilge Yusuf Has Hâcib’in dediği gibi, “Akıl karanlık gecede bir meş’ale gibidir; bilgi seni aydınlatan bir ışıktır.”.  Türk milletinin seçeceği Lider, Türk ve İslam âlemine yeniden önder olacağı gibi, yeni bir medeniyetin inşasına da muktedir olmak zorundadır.

Allah Türk Milletinin ve mazlum milletlerin yâr ve yardımcısı olsun..

Tem 08

Diyarbakır’ın bugünkü durumu…

Edip TEKKOL

Doğu ve Güneydoğu’da neler olup bittiğinin daha iyi anlaşılabilmesi için Diyarbakır’ın bugünkü durumunu sizlere aktarmakta yarar görüyorum.

Büyükşehir  Belediye Meclisi kararıyla Cumhuriyet Meydanı’na “ Şeyh Sait Meydanı” adı verilerek Atatürk heykeli kaldırılmış; Kürtçe ibareli dernek ve vakıflar kurulmuş; Belediye Başkanlık binalarının girişine Türkçenin yanı sıra Kürtçe ibarelerle “ Büyükşehir Belediyesi Diyarbakır – Şaredarıya Bajarê Mezin AMED ” yazılmış; Sur – Ulu Camii yakınında “Akademıya Zıman-a Ehmedê Xanî – Ahmedê Hani Dil Akademisi ” açılmış ayrıca Doğu ve Güneydoğu’nun birçok ilinde ve ilçesinde Ahmedê Hani adıyla resmi okullar  açılmış durumda.

 

Doğu ve Güneydoğu’daki çeşitli Belediyelerin girişindeki Türkçe-Kürtçe tabelalar…

 

Yenişehir semtinde tabelasında “ Komeleya Tevgera Cıwanen Kurdıstane ” ibaresi bulunan “ Kürdistan Gençlik Hareketi Derneği ” faaliyett          .

Yine tabelasında Kürtçe olarak “ Partıya Demokrata Kurdıstanê – Tırkıya ” ibaresi yazılı olan Barzani yanlısı “ Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi ” nin Genel Merkezi Ankara’da değil Diyarbakır’da faaliyet halinde.

 

 

Çeşitli  milli kültür ve tarihi eserlerimizin aidiyetiyle ilgili olarak, Merkezi Yönetim İdareleri ile Yerel Yönetimin yazılı ve sözlü beyanlarında; Artuklu, Akkoyunlu, Osmanlı zikredilir ancak Türk ibaresinden şiddetle kaçınılır; Diyarbakır’da 36 etnik Grubun bulunduğu, 27 medeniyetin yaşandığı uydurulur; tarihteki çeşitli ölü kavimlerden bahsedilir ancak Türk’ten bahsedilmez; Ziya Gökalp, Süleyman Nazif, Ali Emiri gibi Diyarbakırlı değerler hatırlanmaz, anlatılmaz.

PKK’lı Bölücüler, 4 ~ 11 Ekim 2014’teki Kobaniye destek eylemlerinde, hem de Milli Mücadele Zaferinin tescil edildiği Mudanya Ateşkes Antlaşması’nın 92.Yıldönümünde, Ziya Gökalp’ın Melik Ahmet semtindeki doğup yaşadığı ev olan Ziya Gökalp Müzesini yaktılar, müzedeki kültürel eserleri tahrip ettiler, özel bazı eşyalarını da talan ettiler.

 

– 2009’da Habur’dan giren PKK’lıların sınırda kurulan çadır mahkemelerinde AF edilerek büyük gösterilerde bulunmalarına göz yumulması,

– 2010 yılında Oslo’da PKK’lılarla devlet yetkililerinin görüşmelerde bulunması,

– Atatürk’ün Diyarbakır’a gelişinin 76.Yıldönümü olan 15 – 16 Kasım 2013’te Mesud Barzani’nin-Şivan Perver’le birlikte Diyarbakır’a getirilip ” Kürdistan Devlet Başkanı “ sıfatı ile meydanda konuşturulması,

– 21 Mart 2014’te HDP’nin düzenlediği Nevruz kutlamalarında Öcalan’ın İmralı’dan gönderdiği mesajlarının Diyarbakır’da ki meydandan Türkçe – Kürtçe okutulması,

– Barzani’nin Peşmergeleri’nin, PKK’nın Suriye’deki yan kolu olan PYD’ye yardım etmek üzere Cumhuriyetin kuruluşunun 91.Yıldönümü olan 29 Ekim 2014’te zafer işaretleri ile Türkiye’ye giriş yaparak Urfa üzerinden Kobani denilen Ayn el Arab’a geçişlerinin sağlanması,

– 28 Şubat 2015’te Hükümetin HDP’yle Dolmabahçe mutabakatı,

– Akîl İnsanlar’ın katkıda bulunduğu 5 yıllık Çözüm Süreciyle çeşitli tavizlerin verilmesi,

– 16 yıllık AKP iktidarının buna benzer uygulamalarda bulunması,

sonucunda Diyarbakır’da gelinen nokta kısaca böyle.

Güneydoğu’da Tarihi bir Türk şehri olan Diyarbakır’ın merkezi böyle ise varın siz diğer illerin, ilçelerin ve de köylerin ne durumda olduğunu düşünün…

 

Haz 26

Türkiye’nin Seçimi

Prof. Dr. İbrahim ÖZTEK*

24 Haziran 2018 günü Türkiye önemli bir seçim gerçekleştirdi. İkisi bir arada olan bu seçimde Millet hem Cumhurbaşkanını, hem de Parlamento üyelerini seçti.

Erken seçim veya baskın seçim olarak isimlendirilen bu seçimde iki ayrı önemli ittifak oluşturuldu.

Birincisi Cumhur İttifakı adı altında; AK Parti (Başkanlığını Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı Adalet ve Kalkınma Partisi), MHP (başkanlığını Devlet Bahçelinin yaptığı Milliyetçi Hareket Partisi) ve BBP (başkanlığını Mustafa Destici’nin yaptığı Büyük Birlik Partisi)

İkincisi Millet İttifakı adı altında; Kemal Kılıçteroğlu’nun Cumhuriyetçi Halk Partisi (CHP), Meral Akşener’in İYİ partisi, Temel Karamollaoğlu’nun Saadet Partisi(SP) ve Gültekin Uysal’ın Demokrat Partisi (DP) idi.

Eş Başkanlıklarını Pervin Buldan ve Sezai Temelli’nin yürüttüğü Halkların Demokratik Partisi (HDP) seçimlere bağımsız girdi.

CHP’den Muharrem İnce ile HDP’den Selahattin Demirtaş parti başkanı olmayıp, partilerince Cumhurbaşkanlığı için aday gösterildi.

Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı için kazandığı % 52.4 ve partisinin kazandığı % 42’yi geçen oy oranları 16 yıllık iktidarlarının kazanımları sonucudur.

Sonunda bir sistem değişikliği düşünüldüğünden seçimlere katılım her zamankinden fazla oldu. Halk bilinçli hareket etti.

Bu seçimlerde AK Parti oy kaybına rağmen, MHP desteği ile çoğunluğu sağlayarak, program ve projelerini sürdürecektir.

Cumhurbaşkanını, yeni meclisimizi, partilerimizi ve demokratik bir sistem içinde hareket eden milletimizi, Türkiye’mizin aydınları olarak candan kutluyorum. Tabi bundan sonra Türkiye’yi içeride ve dışarıda bekleyen pek çok sorunlar vardır. Bunlar; İç huzur ve emniyetin tesisi, ekonominin süratle düzeltilerek, halkın refahının sağlanması, iş ve işçi sorunları, Borçlarımız ve borçlanarak zararlarımız, üniversite mezunu milyonla gencin istikbalinin temini, uluslararası siyasette özellikle stratejik ortaklarımızın akıl almaz plan ve projelerine karşı çok daha hareketli ve çok yönlü projeler üretilmesi, sınırlarımızdaki terörden, göçmenlere ekonomimizi altüst eden olayların sonlandırılması, sürekli aldatan AB ve ABD’ ye ciddi yaklaşımlarla vaatlerini yerine getirmelerinin temini, Egede gözümüzün içine bakarak işgal edilen adalarımız, uyutulan Kıbrıs meselemiz,  Azerbaycan ile birlikte yürüttüğümüz enerji arterlerinin gözü olanlara karşı korunması, Ortadoğu ve Hazar Havzası petro-gazının emperyal güçlere karşı korunması gibi çok önemli sorunlarımız vardır. Her şeyden önemlisi artık fabrika yapan fabrikaları kuralım. Uydurma giyecek, yiyecek içecek ithal etmeyelim. Çocuklarımıza İleri teknoloji, Ağır sanayii, yüksek fizik, müsbet ilimler, atom kuantum ve uzay teknolojisi eğitimleri verelim. Füzemizin, Tankımızın, uçağımızın ve denizaltımızın motorlarını kendimiz üretelim. Lüksten sakınalım. Din eğitimini FETO gibi organizasyonlara değil devletin eline teslim edelim.

Yeni Cumhurbaşkanımız, parti liderlerimiz ve parlamenterlerimizin yeni dönemde ve gelecekte tüm sorunların üstesinden geleceği temennisi ile sonsuz başarılar diliyorum.

 

*

Anadolu Aydınlar Ocağı Genel Başkanı

Eski yazılar «