«

Kas 24

Aranan Bir Kayıp: İnsan Hakları

Prof.Dr.Mustafa Erkal

Bütün insanların sahip olmaları gereken temel hak ve hürriyetlerdir. En önemli insan hakkı yaşama hakkıdır. İnsan hakları, ırk, milliyet, etnik taassup, din, dil ve cinsiyet ayırımı gözetmeksizin bütün insanların faydalanabileceği haklar olarak kabul edilirler. Bu hakların eşit kullanılması esastır ama Dünyanın birçok bölgesinde ve ülkesinde bu olması gerekenlerin bulunduğu ileri sürülemez ve en azından tartışmalıdır.

İnsan hakları demokrasinin varlığını, bütün kurum ve kurallarıyla işlemesini ve hukukun üstünlüğünü gerektirir. Milli standartları milletlerarası standartlara uydurma ve yükseltme amacı için birçok milletlerarası kuruluş bulunmaktadır. AGİT (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı), günümüzde tek patronlu hale gelen BM, Avrupa Parlamentosu, İLO, Avrupa Konseyi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi gibi kuruluşlar dikkat çekmektedir.

Güçlü ve egemen konumdaki bazı ülkelerin diğer ülkelerin iç işlerine karışmalarında insan hakları bir müdahale aracı olarak da kullanılmaktadır. İnsan haklarını bir vasıta olarak kullanıp hedef ülkelerde işbirlikçileriyle beraber darbe yaptıranlar da insan hakları ve demokrasiye sığınmışlardır. Bu bakımdan kavram milletlerarası alanda istismar edilebilmektedir.

,Türkiye’yi insan hakları ihlalleriyle suçlayan bazı Batılı ülke ve kuruluşlar asıl kendi ihlallerini örtebilmek için Türkiye’yi suçlar durumdadırlar. Tarihi belgelere ve mahkeme kararlarına dayanmayan ve gerçek dışı sözde Ermeni soykırımı iddiaları buna bir örnektir.

Terörle mücadeledeki farklı ve çifte standart tutum sürmektedir. Başta ABD’nin terör örgütlerini kurmak, Ortadoğu başta olmak üzere, Dünyanın değişik bölgelerinde emperyal amaçlar için bunları kullanmak; su ve petrol bölgelerinde egemen olabilmek için yaptığı faaliyetler insan haklarına önemli bir darbedir. Silah satışlarını artırarak ülkeleri birbiriyle savaştırmak, kan akıtmak çirkin ve düşündürücü örneklerdir. Türkiye’nin Akdeniz’de kendi karasularında yasal petrol ve gaz arama faaliyetlerine müdahale ve saldırılar da insan hakları ihlallerine girer. Irak ve Suriye’nin işgali, Kıbrıs ve Ege’de milletlerarası anlaşmaların yok sayılması, devletlerin sınırlarının tartıştırılması, egemenlik haklarının açıkça çiğnenmesi, önü açılan milli ve üniter devletlere etnik tuzakların kurulması, toprak bütünlüklerinin parsellenmesi, emperyal ülkelere boyun eğdirilmesi, çok kültürlülük dayatma ve zorlamaları, ekonomik kaynakların talan edilmesi, Suriye ve Irak Türkmenlerinin yok farz edilmesi, Batıda yükselen ırkçılık ve islamifobi, Osmanlı ve Türk düşmanlığı, AB üyesi Yunanistan’ın Batı Trakya’da Türklere uyguladığı insan hakları ihlalleri, Türklerin topraklarına ve vakıflarına kamulaştırma adına el konulması, müftü seçimlerine bile karışılması, Doğu Türkistan’da Çin Tarafından uygulanan Uygur Türkleri’nin eritilme ve yok edilme çabaları insan hakaları ihlallerinden sadece bazılarıdır. Bütün bunlara ve benzer örneklere rağmen, insan hakları kavramı bir hoş seda olarak aramızda dolaştırılmaktadır.

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>