x

KASIM AYINDAKİ ACI KAYIPLARIMIZ

Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Öğretim Dairesi Başkanlığı, Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü ve Müsteşar Yardımcılığı yaparak Türk milli eğitimine uzun yıllar başarılı hizmetler yapan, ayrıca geçmişte Adana Türk Ocağı, Ülkü-Bir Başkanlığı yapan büyük Türk milliyetçisi Necdet Özkaya 03.11.2017 Çarşamba günü vefat etmiş ve 05.11.2017 Pazar günü Adana’da Asri Mezarlık’a defnedilmiştir.

Aydınlar Ocağı Kurucu Üyelerinden Türk milliyetçiliğine büyük hizmetler yapmış olan Necati Bozkurt büyüğümüz 10.11.2017 Cuma günü vefat etmiş ve 11.11.2017 Cumartesi günü Üsküdar Karacaahmet Şakirin Camiinde kılınan cenaze namazından sonra defnedilmiştir.

Her iki Türk milliyetçisi büyüğümüze Allahtan rahmet diler, mekanlarının cennet olmasınI niyaz ederiz. Ailelerine ve Türk milliyetçisi camiaya sabır ve başsağlığı dileriz.

AYDINLAR OCAĞI GENEL MERKEZİ

  

«

»

Nis 08

Anadolu Son Kaledir

A. Kemal GÜL

Türk-İslam kültürüyle haşrolmuş ana yurdumuz Anadolu, tarihi boyunca mazlumlara, yurdunu kaybetmiş insanlara, özgürlüğünü yitirenlere, can güvenliği endişesi duyanlara daima Ensar olmuştur.

Bu noktada değerli bir akademisyen Prof. Dr. Salih AYNURAL Bey’in Nevruz Bayramı vesilesiyle kaleme aldığı ibretli yazısını birlikte değerlendirelim:

“Biliyorsunuz bendeniz Ata yurdumuz Ulu Türkistan’ın Ruslar tarafından işgal edilmesinden sonra, Ana yurdumuz Türkiye’ye göç eden bir ailenin evladıyım. Bu aziz millet, bu aziz vatan bizim en zor zamanımızda, en müşkül durumumuzda bize kucak açtı vatan oldu. Sadece bize mi? Balkanlar elden gitti, yüz binlerce Arnavut’una, Boşnak’ına, Makedon’una, Pomak’ına ve Roman’ına kucak açtı vatan oldu. Kırım Ruslar tarafından işgal edildi, yüz binlerce Kırımlıya kucak açtı vatan oldu. Doğu Türkistan Çinliler tarafından işgale uğradı, binlerce Uygur’u, Kazak’ı bağrına bastı vatan oldu. Batı Türkistan Ruslar tarafından işgal edildi, yine binlerce Özbek’ine, Kazak’ına, Kırgız’ına, Türkmen’ine, Tacik’ine kucak açtı vatan oldu. Kafkaslar Ruslar tarafından işgal edildi, yüz binlerce Adige’sine, Abhaz’ına, Kabartay’ına, Çeçen’ine, Oset’ine, İnguş’una, Karaçay’ına, Malkar’ına, Avar’ına, Dargin’ine, Lezgi’sine, Kumuk’una, Nogay’ına, Azeri’sine, Gürcü’süne, Acar’ına kucak açtı vatan oldu. Afganistan Sovyetler tarafından işgal oldu. Binlerce Kırgız’ına, Özbek’ine, Türkmen’ine, Tacik’ine kucak açtı vatan oldu. İran’da Humeyni devrimi gerçekleşti, devrim muhalifi olan bir milyona yakın İranlıya kapılarını açtı onları korudu kolladı. Saddam Halepçe’de katliam yaptı, katliamdan kaçan yüz binlerce Kürt kardeşimizi bağrına bastı onları katliamdan korudu.

Birkaç senedir Esed’in zulmünden kaçan iki milyondan fazla Suriyeli kardeşlerimize kapısını açtı, ekmeğini, aşını paylaşıyor. Bu güne kadar Suriyeli kardeşlerimiz için harcanan para 10 milyar doları buldu. Yine Aynel Arap’ta, İŞİD’in saldırılarına maruz kalan yüz binlerce Kürt’üne ve Yezidi’sine kapılarını açtı, onları büyük bir felaketten kurtardı. Sadece Türk dünyasına mı, İslam dünyasına mı kucak açtı? Elbette ki hayır; bin üç yüzlü yılların ikinci yarısından itibaren Avrupa’ da horlanan, itilip kakılan; 1492 de İspanya’dan, 1497 de Portekiz’den kovulan iki yüz bine yakın Musevi’ye kucak açtı vatan oldu.

1789 ihtifalinden sonra binlerce Fransız’a kucak açtı. 1830-31 senesinde Ruslara karşı isyan eden; fakat başarısız olan binlerce Polonyalıya sahip çıktı. (Bugünkü Polonez köy, o dönemde gelen Polonyalıların kurduğu bir köydür.) 1849 da Almanlara isyan eden ve başarısız olan 16 bin Macar’a kapılarını açtı. 1917 de Bolşevik ihtilalından sonra kaçan binlerce Çar taraftarı Rus’a kucak açtı. 1933 de Nazi zulmünden kaçan Yahudi ilim adamlarına üniversitelerinin kapısını açtı. İkinci dünya savaşında, Almanlar karşısında bozguna uğrayan ve Türkiye’ye sığınan on binlerce Yunanlı askere sahip çıktı. Kısacası dostlarım, bu aziz vatan sadece İslam dünyasının, Türk dünyasının değil, bütün mazlumların sığındığı son limandır. Eğer bu aziz vatanın bir kılına halel gelirse; sadece bu ülkede yaşayanların değil, bütün Türk ve İslam dünyasının, bütün mazlumların kolu kanadı kırılır. Bu nedenledir ki sevgili dostlarım; bu aziz vatanın kıymetini bilmek, bu aziz vatanda birlik beraberlik içinde yaşamak, son zamanlarda güzel ülkemizi ve insanlarımızı terörle yıldırmaya çalışan hainlere karşı dimdik ayakta durmak, huzur içinde yaşamak ve bu aziz vatanı yüceltmek ulu bir görevdir aynı zamanda kutsal bir ibadettir. Bu duygularla hepinize en derin sevgi ve saygılarımı sunuyor, Nevruz bayramınızı kutluyorum”.demektedir.

O Halde;

Bin yıllık Türk yurdu vatanımız Anadolu, milli tarihimiz, milli kimliğimiz, vatani sınırlarımız, dinimiz, komşularımız ebediyen baki kalacağı varlık gerçeğimizdir.

Bu netameli coğrafyanın verdiği doğal sancılarla yaşamamak için yapmamız gereken olmazsa olmazlarımız birlik ve bütünlüğümüze sahip çıkmaktır; bilgi ötesi toplumlar arasına girmek, teknoloji üretiminde öncelik almak, güçlü ekonomiye, tabiatıyla güçlü orduya ulaşmak, küresel güç olmak şaşmaz hedefimiz olmalıdır

Çünkü
Üzerinde yaşadığımız coğrafyanın altıda, üstü de tehlikelerle dolu.

Deprem kuşağında yaşıyoruz. Dış destekli iç ihanet odaklarının kurduğu tuzaklarla, ihanet projeleriyle mücadele etmek zorunda kaldığımız zor bir coğrafyada hür ve bağımsız kalabilmenin zorluğunu yaşıyoruz.Bu topraklarda, kiminin Helenizm, kiminin Bizans, kiminin Haçlı, kiminin vaat edilmiş topraklar, kiminin enerji koridoru, kiminin Kürdistan hayali, kiminin mezhep sevdası, kiminin büyük Ermenistan hayali ve hedefleri var iken, düşünün…

Bu zor coğrafyada güçlü kalabilmenin yegâne şartı siyasi iradenin kültür genleriyle, milli ideolojisiyle güçlü olması vazgeçilemez bir gerçektir. Türk’ü hazmedemeyen merdiven altı kültürüyle,hem beslemiş hem de beslenmiş ve adına cemaat denilen menfaat güruhunu iktidara taşırsanız ne olur?

“her şeye ticari kafa ile bakan, Cumhuriyet değerlerine saldırarak beslenen yönetimlerin itibar gördüğü ülkemde kan emici ihanet odaklarına gün doğar.  Haramzadelere gün doğar. Çağdaş Lavrens’lere gün doğar.”

***

Acı bir gerçektir ki, ülküsüne sahip olamayan, amacından sapmış/ saptırılmış, kendini tanımayan, tarihini yanlış yazan ve tarihini okumayan bozuk zihniyetlerle toplumda peydahlanmış ve ülkeyi parçalamaya yönelik bir algı operasyonunun yapıldığını biliyoruz ve yaşıyoruz…

***

Evet, ülkemin bütünlüğü ve ebediliği insanımın güvenliği ve mutluluğu adına vurguluyorum:
Kendine yabancılaşmamış, milli değerlerini içselleştirmiş (din’i siyasi beslenme aracı olarak kullanan münafıkların değil, gerçek kimliğini gizleyerek ırkçılıkla suçlama şovuna soyunanların değil, namertlerin değil, maddeye ve şöhrete tapınanların değil ) varoluş ıstırabıyla yoğrulan ‘’can’’lara, ‘’yiğit’lere, DNA sı Türk-İslam kültür genlerini ihtiva eden ‘’siyasi liderlere’’ ne kadar da ihtiyacımız var. Millet olarak bu netameli ve yaşlı coğrafyada güçlü kalmanın, ebedi kalmanın reçetesi, bir bilgenin ifadesiyle ‘’Birleyerek Oluşalım’’ kavramında billurlaşır, gerçek yerini alır.

Ve görüyoruz ki, Türk’ün son kalesi olan Anadolu hala Ensar görevini icra etmeye devam ediyor…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>