«

»

May 31

Ahlaklı Olmayan Dindarlar!

Ruhittin SÖNMEZ

Toplumumuzda ahlaki değerlerde tam bir çözülme yaşadığımıza dair örnekleri görmek bana acı veriyor.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) İlahiyat Fakültesi “İlim ve Ahlak Zemininde İslam’ı Anlamak” konulu konferans düzenledi.

Burada konuşan Diyanet İşleri E. Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, “Geçenlerde bir hocamız alan araştırması yaptı ve bir soruya çok canım sıkıldı. Soru şuydu: ‘Dindar olmak ahlaklı olmayı gerektirir mi?’

Cevap verenlerin yüzde 80’i ‘hayır, gerektirmez’ cevabını verdi. Cevap verenler hâle bakarak cevap veriyorlar.

Bu vahimdir. Bu soruya bir Müslüman ülkede ‘hayır efendim, bir insan dindarsa ahlaklıdır’ denilmesi gerekirdi.

Müslümanlıkla ahlak birbirinden hayli ayrıldı. Günümüz insanı ‘dindar, ahlaklı olmayabilir’ diye düşünebiliyor” dedi.

Tam da Amin Maalouf’un “Bir dinleri olduğu için ahlaka ihtiyacı kalmamış gibi davranıyorlar” diye tasvir ettiği topluma benzedik.

********************************

TEPEDEN TIRNAĞA

Toplumda rol model olarak göstermemiz gereken unvan ve sıfatları taşıyan kişilerin ahlaki değerlerin erozyona uğramasında öncü olduğu ve buralarda başlayan doku iltihabının toplumun alt kademelerine hızla sirayet ettiği görülmekte.

Siyaset, idare, yargı, diyanet, üniversiteler, ticaret, cemaat, tarikat, belediyeler.. gibi her alanda kokuşmuşluğun örneklerini görmek mümkün.

Gelişmiş ülkelerde de, bu boyutta olmasa da, benzeri ahlaksızlıklar olabiliyor. Ancak bu ülkelerde toplum üyeleri önemli kurumlardaki yetkililerin ve kendilerini yönetenlerin ahlaka aykırı davranışlarını asla kabul etmezler. (Mesela ABD’de beş adet avanta maç bileti alan eyalet valisi, topluma yalan söylediği açığa çıkan bakan istifa etmek zorunda kalır.)

Oysaki son dönemde halkımızda, yöneticilerimizin dürüst ve ahlaklı olması talebi bile kalmadı. Bütün olumsuz örnekleri gören, yapılanların ahlaka aykırı olduğunu bilen ve fakat “bizden” dediği, “dindar” gördüğü kişilerin bu fiillerini “çalıyorlar ama çalışıyorlar” diye savunan “Müslümanların” sayısı oldukça fazla.

Şimdi birkaç somut hırsızlık, yalan, rüşvet vb ahlaksızlıklardan örnek versem, “alnı secdeden kalkmayan” bazı okuyucularımın bunları yapanlara değil, “siyaset yapıyorsun” diye bana tepki göstereceklerini biliyorum.

Bu açıklamalarım ne kadar acı veya acıtıcı olursa olsun, mevcut siyasi ve sosyal gelişmeleri de izah eden sosyolojik bir tespittir.

*************************************

ÜNİVERSİTELERDE AHLAK

Londra merkezli Yükseköğretim Derecelendirme Kuruluşu Times Higher Education (THE) 2016-2017 Üniversiteler Sıralamasına göre dünyanın ilk 500 üniversitesi arasına girebilen sadece 4 üniversitemiz var.

Bütün bir camiayı karalamak doğru olmaz. Gerçekten namuslu, vatansever ve çalışkan akademisyenlerimiz olmasa sistem tamamen çöker. Ancak üniversitelerimizde de ahlaki çözülmenin çok ciddi boyutta olduğu anlaşılıyor.

Boğaziçi Üniversitesi’nin yaptığı araştırmaya göre, master ve doktora tezlerinin üçte biri intihal yani çalıntı.

Habertürk eğitim yazarı Pervin Kaplan “Akademide ‘üçkâğıt’ bir türlü bitmiyor, her defasında ‘Bu kadar olmaz’ dedirtecek türden üçkâğıtlar ortaya çıkıyor” diyor.

Akademik alanda bakın ne türlü üçkâğıtçılıklar yapılıyormuş:

500 dolar karşılığında başta Pakistan, Malezya ve Hindistan’da çıkarılan ve yayın kurullarını Türk ‘akademisyenlerin’ oluşturduğu dergilerde 500 dolara makale yayımlatıp bunlarla hem teşvik hem de akademik unvan alınıyor.

Atıf sayılarını yükseltebilmek için ‘çakma dergi’ler kurup, birbirlerine atıf yapılıyormuş. Bu ‘atıf çetelerinin’ ahlaksızlığını sonunda uluslararası kurumlar bile farkına varıp veri tabanlarından atmış. Türkiye akademisinin adını uluslararası arenada kirletenlere ne gibi yaptırımlar uygulandı bilemiyoruz.

Düzmece konferanslar düzenleyenler, bir otel odasında aynı gün hatta aynı saatte birkaç konferans yapılmış ve burada bildiri sunmuş gibi gösterip, bunlardan teşvik alanlar, unvanı yükselenler, CV’leri bunlarla allayıp pullayanlar varmış. Fakat zaten bütün akademi, bunları isim isim biliyormuş…”

Oğuz Çetinoğlu’nun Kocaeli Aydınlar Ocağı internet sitesinde yayımlanan röportajında Yrd. Doç. Dr. Göktan Ay’a göre, “kurumlardaki akademisyenler, çalışanlar; her şeyi görüyor, biliyor, ama susuyor. Çünkü önlerinde ceza almış bir örnek yok.”

**********************************

GÜVENİLİRLİK TESTİ

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Rektörü Prof. Dr. Sait Bilgiç sözlerimiz ile eylemlerimiz arasındaki zıtlığa dikkat çekiyor: Ahlak zemininde “güzel şeyler konuşuyoruz, ancak hayatın bütün kirliliğinin içerisinde bugün konuştuklarımızı unutup yaşamaya devam ediyoruz. Oysa bir Müslüman’ın en temel özelliği güvenilir olmasıdır. Kendisine güvenilen, emin olunan insan olmayı başarabildiğimiz takdirde belki de en önemli şeyi başarmış olacağız.”

  • Bir Müslüman’ın güvenilir olması için “yaşadığı gibi inanmak yerine inandığı gibi yaşaması; verdiği sözlere sadık olması” gerekir.
  • İktidar kanadının güvenilir olması için önümüzde bir fırsat var: Referandum sonrası yeni yönetim şekli ile mevcut kanunlar arasındaki farklılıkları gidermek için “uyum yasaları” çıkarılacak.

“Uyum yasaları” çıkarılırken, AKP ve hükümet referandum sürecinde söz verdiği “kuvvetler ayrılığını güçlendirmek”, yasama- yürütme ve yargı kuvvetleri arası “denge ve denetim mekanizmalarını geliştirmek” ve “bağımsız ve tarafsız yargı” sözlerini yerine getirirlerse kendilerine güvenebileceğiz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>