«

»

Tem 24

Ah Şu Kötü Muamele Kurbanı Çocuklar!

Dr. Öğr. Üyesi Zülfikar ÖZKAN

Genel olarak çocuklar başkalarının kendilerine davrandığı gibi davranırlar.
Eğer anne-babaları tarafından çok eleştirilmişlerse, tehdit edilmişlerse, sert cezalara uğramışlarsa gitgide ilgisizleşirler. Oyun arkadaşlarının canı yandığında ve ağladıklarında onlara ilgi göstermezler. Bu süreçte arkadaşları arasında tutunamazlar, depresyona yakın olurlar ve zihinsel olarak zorluk yaşarlar.
Kötü muamele gören bu çocuklar, yetişkin olduklarında başları yasalarla sık sık derde girebilir ve şiddete yönelebilirler. Çünkü empati yoksunu olma yolundadırlar.
Bu çocuklar çok erken yaşlarda anne- babalarını birer minyatür kopyası olmayı öğrenirler. Günde üç öğün yemek yer gibi, üç öğün dayak yiyen çocukların beyinlerinde bu travmalar kalıcı bir iz bırakır.
Keyfi terbiyeyle yetişen çocuklar, anne veya baba olduklarında kendi çocuklarına keyfi ve sert davranırlar.
Keyfi terbiye, anne- babanın ruh haline göre verilir. Bu anne-babalar kendilerini kötü hissettiklerinde çocuklarını şiddetli bir şekilde cezalandırırlar. İyi hissettiklerinde ise çocuklara hiç ceza vermezler Çocuklar evin altını üstüne getirse de ceza görmezler.
Başka bir ifadeyle, caza çocuğun ne yapmış olduğuyla değil, anne- babanın kendini nasıl hissettiğiyle ilgilidir. Bu ortamlarda çocuk kendini değersiz ve çaresiz hisseder.
Hayatın ilk üç- dört yılında temel nitelikteki dersler daha sonraki dönemlere oranla daha kolay öğrenilir. Özellikle duygusal dersler. Hayatın erken dönemlerinde edinilen duygusal derslerin etkisi bir ömür boyu devam eder.
Çocuk kötü muamele görmüşse, genel olarak dikkatini toplayamaz, insanlara güvenemez, iyimser olmak yerine öfkeli ve kaygılı olur.
Kötü muameleye ihmal de dâhildir. Hatta yapılan araştırmalara göre, basit ihmalcilik, açıkça kötü muameleden daha fazla zarar verebilir. En kaygılı, en dikkatsiz, en tepkisiz, en fazla içine kapanan ve en saldırgan çocuklar ihmal edilen çocuklar arasından çıkmaktadır.
Unutmayalım: Anne- babaları yetersiz, olgunlaşmamış, uyuşturucu bağımlısı, depresif, öfkeli ve amaçsız olan çocuklar büyük bir riskle karşı karşıyadır. Böyle kargaşa ortamlarında büyüyen çocuklar olumsuz özelliklerini nesilden nesile aktarırlar.
Bu sebeplerle evlilikler çok önemlidir. Evlenecek kişinin yeterli olgunluğa ve yüksek bilinç seviyesine ulaşması gerekir. Evliliğin gerektirdiği bilgi birikimine ve ahlaka sahip olmayan kişinim evlenmesine gerek yoktur.
Anne- babaların en büyük görevleri, çocuklarının kişisel bütünlüğe ve özü sözü bir olan kişilerle evlenmelerine yardımcı olmaktır. Sırf evlenmek için evlenilmez. Evlenecek kişi evliliğinin ve kuracağı ailenin amacının ve anlamının ne olduğunun bilincinde olmalıdır.
Bir aileyi idare etmek, bir devleti idare etmekten hiç de daha kolay değildir” der Michel de Montaigne.

Formun Üstü

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>