«

»

Şub 05

Acı Gerçekleri Örten Evet-Hayır Maçı…

Prof. Dr. Mustafa E. ERKAL

Anayasa değişikliklerinin neden yapıldığı ve neleri kapsadığı hakkında yeterli bilgiye sahip olmayan milyonlar Nisan’da sandığa gidecek. Bu anayasa değişikliklerinin ardından hangi değiştirmelerin geleceği de tam bilinmiyor. Cumhurbaşkanlığı başdanışmanı bunun bir başlangıç olduğunu söylüyor. Bu değişikliklerin ardından nelerin geleceği son 6-7 senedir hazırlanan anayasa taslaklarından anlaşılıyor. Anlaşılan milliyeti ve milli kimliği ideoloji sayan Türklüğü Türkiye’de maalesef etnisite kapsamında gören, Avrupa’nın artık reddettiği çokkültürlülük hastalığına tutulmuş, etnikliği milliyetin üzerine çıkarmış değişiklikler önümüze gelebilir.

Şurası bir gerçek ki; Anayasa referandumunda partilere ve Sayın Cumhurbaşkanına değil, demokrasiye evet mi, hayır mı diyeceğiz. Mevcut hali ile tamamlanmamış anayasa değişiklikleri demokrasiyi bekleme odasından daha da kötü bir yere gitmeye zorlamaktadır.

Sağ oylar, sol oylar tuzağı ile beraber tarihe mal olmuş DP – CHP çatışma nostaljisi artık aşılmalıdır. Sandık milletin önüne konunca hemen bu malzemeler kullanılmaktadır.

Ortadoğu’da, Ege’de ve Akdeniz’de sorunlar yumağı ve saldırılarla karşı karşıyayız. Böyle ciddi ve tehlikeli bir ortamda ülkemiz OHAL şartları altında referanduma götürülüyor. Bugün Türkiye tekrar milli mücadele vermektedir. Beka sorunu vardır. Ülkenin birlik ve bütünlüğünü, 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrası doğan Yenikapı ruhunu korumak gerekirken, ülkeyi kamplaştırıcı ve insanları birbirine ötekileştirici referandum ortamına sürüklemek akıl ve mantıkla bağdaşmamaktadır. Unutulmamalıdır ki, 15 Temmuz işgal ve darbe teşebbüsüne karşı demokrasiye sığınmıştık.

Demokrasiyi ve parlamenter sistemi güçlendirerek sorunları çözmek varken, rejim mi, yoksa sistem mi değişiyor kısır döngüsüne ülkeyi sürüklememeliyiz. Türkiye itibar kaybetmemelidir. Ülkemiz, tek adam egemenliği altında yaşayacak sıradan bir Ortadoğu ülkesi yapılamaz. Buna lâyık da değildir.

Tarımı, turizmi, sanayii ve diğer sektörleri çöküşten kurtarmanın yolu milli menfaatlerden yana tavır almak ve elde edilmiş olan demokratik hakları kısıtlamamaktır. Sürekli demokrasiyi suçlamak değil… Anayasada ve yasalarda gerekli değişiklikleri, siyasi partiler, seçim kanunu, seçim barajı, terörle mücadele gibi değişikleri yapmadan, parti devleti yerine hukuk devletini sürdürmede engel acaba demokrasi midir?

Bölücü terör örgütü ve onun TBMM’deki kolu şimdilik gizli evetçi konumundadır. Terörist başı da daha önce başkanlık sistemine karşı olmayacaklarını beyan etmiş idi.

Başbakanlığın kaldırılması, başkanın denetiminin imkansız kılınması ve Gazi Meclis TBMM’nin etkisizleştirilmesi sorunlarımızı çözecek midir?

Milli irade diye diye, milli iradenin yerine başkanlık ve şahıs iradesinin geçmesi, bütçeyi başkanın yapması, kuvvetler birliğine geçilmesi çözüm mü olacaktır?

Mustafa Kemal Atatürk’e bile verilmeyen yetkilere kimse talip olmamalıdır.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>